PKK'ya Çözüm.com

Bilgisayar ve internetin Allah'ın emrettiği güzel ahlakın yayılmasındaki rolü ve adamlık dinindeki 'bilgisayarcı' karakterinin dinden uzak bir kültüre ait karanlık yönleri

Bilgisayar Allah’ın insanlara büyük bir lütfudur

Evrenin her noktasında görülen kusursuz düzen, yerden göğe her şeyin sonsuz güç ve akıl sahibi olan Rabbimiz Allah tarafından yaratıldığını bütün açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Allah gözümüzün gördüğü ve görmediği her noktayı mükemmel yapı ve sistemlerle donatmış, bunların her birini yaratılışa birer delil kılmış ve bu sistemlerle insanların rahat yaşamalarını ve isteklerine kolayca ulaşabilmelerini sağlamıştır. Sonsuz gücünü çok çeşitli ilim ve icatlarla bizlere gösteren Allah, bilimde, teknolojide, tıpta, sanatta var ettiği yeniliklerle tüm insanlığın yaşamını kolaylaştırmaktadır. Bu gelişmeler ilk bakışta insanlar tarafından gerçekleştiriliyor gibi görünse de, gerçekte yeryüzünde meydana gelen her şey gibi tüm bu gelişmeler de doğrudan Allah tarafından yaratılmaktadır. Allah birtakım insanlara Kendi ilminden ilham etmekte, onları bu ilimler doğrultusunda yenilikler icat etmeye yönlendirmekte ve bu icatları vesile ederek bizlerin hayatına konfor üstüne konfor katmaktadır.

20. yüzyılın ikinci yarısında kullanıma giren “bilgisayar” da Allah’ın insanlara sunduğu büyük konforlardan biridir. İçinde bulunduğumuz dönemde bilgiye ulaşmak ve bilgiyi aktarmak bilgisayar vesilesiyle son derece kolay hale gelmiştir.

Bilgisayar bugün hayatın pek çok sahasında insanların güç yetiremeyeceği çok önemli görevler üstlenmiştir. Örneğin uydu fotoğrafları bilgisayar ile işlenmekte, mühendislik tasarımları, gökdelen, köprü, baraj gibi yapıların mimari çizimleri bilgisayarla gerçekleştirilebilmekte, beyin tomografisinin resimleri bilgisayarla çözümlenebilmekte, sağlık açısından insanların muhatap olmalarının risk teşkil ettiği kimyasal işlerin yapımı ve takibi bilgisayarla sağlanmakta, hızlı ulaşım sistemlerinin denetimi, araçların yakıt tüketimi, uçakların uçuş kontrolü bilgisayar ile yerine getirilmekte, santraller, uydular ve iletişim sistemleri bilgisayarla çalıştırılmaktadır. Arkeologlar eski çağlardan günümüze ulaşan pek çok anıt ya da şehri yeniden inşa etmek için bilgisayardan faydalanmaktadırlar. Mimarlar daha önce bütün tasarımlarını elle çizmek zorundalarken, bugün projelerini bilgisayardan yararlanarak üretebilmektedirler. Doktorlar bilgisayar vesilesiyle insan vücudunda rahatlıkla dolaşarak istedikleri bölgeleri ayrıntılı şekilde görebilmekte, vücudu MRI yöntemiyle tarayarak anormallikleri çok kolay bir şekilde belirleyebilmektedirler.

Şüphesiz bilgisayarın hizmetleri sadece bunlarla sınırlı değildir. Bilimsel araştırma yapmak ve bunlara dayalı yeni teknolojiler üretmek bilgisayarların varlığı ile oldukça kolaylaşmıştır. Bilim adamları günümüzün süper bilgisayarları ile yeni fizik modellerini simülasyonda kullanabilmekte ve bu vesileyle örneğin Büyük Patlama'dan sonra oluşan ilk yıldızların nasıl oluştuğu ile ilgili bilgilere rahatça ulaşabilmektedirler. Dünyanın gelişmiş bilgisayar bilimleri laboratuvarlarında çok kapsamlı deneyler yapılmakta, evrene dair bilinmeyen sırlar bir bir aydınlatılmaktadır.

Görüldüğü gibi, burada saymakla bitiremeyeceğimiz yararlara sahip olan bilgisayar, Allah’ın yaratma sanatındaki delilleri ortaya çıkarmak ve bu delilleri insanların dikkatine sunmak için Allah’ın özel olarak yarattığı bir kullanım aracıdır. Önceki yüzyıllarda bilgiye ulaşmanın ve bilgiyi yaymanın hiçbir şekilde günümüzdeki kadar kolay olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, Allah’ın bu nimeti bugün nasip etmesi, içinde bulunduğumuz dönemin özel bir dönem olduğunun bir göstergesidir. Ahir Zaman olarak adlandırılan bu dönemde ateist akım ve düşünce sistemleri yerle bir olacak, tüm dünyaya Allah inancı ve Allah’ın emrettiği güzel ahlak hakim olacaktır. Bilgisayar da, bu amaca doğrudan hizmet eden mucizevi bir araçtır ve Allah’ın bu yüzyılda Kendini tanıtmak, insanların kalplerine Allah inancını, Allah sevgisini ve Allah korkusunu yerleştirmek için özel olarak yarattığı bir vesiledir.

İnternet, Allah’ın Kendi dinini tüm dünyada yaygınlaştırmak için yarattığı bir nimettir

Bilgisayar gibi, dünya genelindeki bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan elektronik iletişim ağı olan internet de Allah’ın insanlık için yarattığı büyük nimetlerden biridir. İnsanlar internet vesilesiyle hiçbir özel güç sarf etmeden, oturdukları yerden istedikleri bilgiye ulaşabilmektedirler. Dünyanın hemen her ülkesinde kullanılmakta olan bu bu mucizevi sistem, Allah’ın yine bir başka nimeti olarak, her topluma kendi dili ile hitap etmektedir. Bu vesileyle insanlar tüm dünyada yayınlanan yayınları kendi dillerinden okuyabilmekte, dünyanın dört bir yanındaki kütüphanelere ulaşabilmekte, istedikleri her konuda kapsamlı araştırma yapabilmekte, satın almak için imkan bulamayanlar istedikleri kitapları internetten bilgisayarlarına indirebilmektedirler. Tüm bu imkanları Allah’ın günümüzde yaratmış olması Allah’ın emrettiği güzel ahlakın tüm dünyada yaygınlaşması açısından büyük önem taşımaktadır. Nitekim internetin en önemli vasıflarından biri, iman edenlerin imanlarının pekişmesine, iman etmeyenlerin Allah’ı ve Allah’ın dinini tanımalarına vesile olan bir sistem olmasıdır. Hiç şüphe yok ki bugün internet, dünyanın dört bir köşesindeki insanların evlerine kolaylıkla ulaşabilen ve onlara Allah’ın dinini anlatan bir tebliğ vesilesi konumundadır. Allah’ın emrettiği güzel ahlakı tebliğ eden Müslümanlar internet vesilesiyle milyarlarca insana ulaşabilmekte ve Allah’ın dilemesiyle İslam ahlakı dünyanın dört bir yanına çığ gibi yayılmaktadır. Tüm bunlardan internetin de, bilgisayar gibi, İslam ahlakının insanlara rahatlıkla anlatılması ve Kuran ahlakının dünyaya hakim olmasının sağlanması için Allah’ın özel olarak yarattığı bir imkan olduğu anlaşılmaktadır.

Bilgisiyarı ve interneti boş ve yararsız amaçlar için kullanmaktan kaçınmak gerekir

İçinde bulunduğumuz çağ din ahlakına uygun olmayan görüş ve düşünce sistemlerinin hızla yerle bir olduğu, dinsizliğin yerini Allah inancının aldığı bir inanç çağıdır. İnşaAllah bu önemli devirde Hz. İsa (as) yeniden dünyaya gönderilecek, Hz. Mehdi (as) zuhur edecek, ve Allah’ın emrettiği güzel ahlak yeryüzüne hakim olacaktır. Bu dönemde insanlığı içine düştüğü sevgisizlik ve mutsuzluktan kurtarmaya çalışmanın, onları Allah sevgisine ve Allah sevgisinden kaynaklanan insan sevgisine yönlendirmenin, Allah’ın varlığının delillerini onlara anlatmanın Allah Katında büyük bir ecre vesile olması umulmaktadır. Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla Allah’ın dinine hizmet etmek isteyen kişi, bilgisayarı ve interneti bu doğrultuda çok faydalı bir araç olarak kullanabilir. 

“Bilgisayarcı” kültürü, dinsizliğin basit ve sıradan kültürlerinden biridir

Bilgisayar Allah’ın Kendi dinini yeryüzüne hakim kılmak için büyük bir hikmetle yarattığı, üstün ve kapsamlı çalışma prensipleri ile son derece mucizevi özelliklere sahip olan bir kullanım aracıdır. Ne var ki bazı insanlar bu aracı kullanırken “adamlık dini”nin basit ve sıradan karakterine bürünmekte, Allah’ın beğenmeyeceği bazı tavırlara girmektedirler. Ancak bu konuya geçmeden önce adamlık dininin kısa bir tarifini yapmakta yarar vardır.

Adamlık dini, kuralları hiçbir kitapta yazılı olmayan, fakat yeryüzündeki çoğu insanı adeta bir din gibi etkisi altına almış olan bir yaşam şeklidir. Bu yaşam şeklinin başlıca özelliği, din ahlakından uzak bir ortamda gelişmesidir. Dinin emrettiği güzel ahlaktan uzak yaşayan insanlar otomatik olarak dinsizliğin hakim olduğu adamlık dininin davranışlarını sergilerler. Bu tür bir hayatta ise adalete, hoşgörüye, yardımseverliğe, fedakarlığa, gerçek sevgiye, şefkate yer yoktur. Bu hayatı yaşayan insanların ana hedefi insanların rızasını, onların beğenisini kazanmaktır. Bu nedenle bu kişiler genellikle içlerinden geldiği gibi değil, başkalarının talep ve beklentileri doğrultusunda suni bir yaşam sürerler.

Bu hayat şeklini benimsemiş olan her insan, bu hayatın gerektirdiği çok çeşitli karakter ve kültürlerden birine aittir.  Bu kişilerin tüm düşünce, hareket, tavır, hatta mimikleri dahi, ait oldukları bu karakter ve kültürün gerektirdiği yönde olur. Örneğin liseli bir genç “liseli kültürü”nün gerektirdiği hareket tarzını uygular. Kısaca özetlemek gerekirse; bu gencin kalabalık bir ortama girdiğinde etrafta başka kimse yokmuş gibi bağırıp çağırması, başkalarının rahatsız olmasına aldırmadığını gösteren yüksek bir tonda konuşup gülmesi, etrafındakilere alaycı şakalar yapması, öğretmenleriyle ve etrafındakilerle onlara değer vermeyen, lakayıt bir tarzda konuşması ve buna benzer davranışları derhal onun bu adamlık dininin “liseli” karakterini yaşadığını gösterir. Ya da bir banka memurunun karşısındakini azarlayan konuşmaları, çalan telefona uzun süre bakmaması, kısa ve net olmayan şekilde konuşup karşı tarafa gereği gibi yardımcı olmaması, genel olarak sinirli ve bıkkın bir hal göstermesi onun adamlık dininin “banka memuru” karakterini yaşadığını gösterir.

Bunlara benzer şekilde, adamlık dinini yaşayan bir “bilgisayarcı”nın da kendine has bir hareket tarzı vardır. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki, elbette bilgisayar kullanan veya bilgisayarın çalışma prensiplerine akıf her kimse bu adamlık dinini, bu basit kültürü yaşar diye bir kural yoktur. Tüm gününü bilgisayar başında geçiren ama asla basit bir kültüre tenezzül etmeyen çok sayıda da insan bulunmaktadır. Buradan bilgisayarcı kültürü kavramıyla anlatılan kişiler ise, adamlık dininin kurallarına gafil şekilde kendilerini kaptırmış olan kişilerdir ve elbette bu kişiler de hatalı bir tavır içinde olduklarını gördükten sonra tavırlarını düzeltebilirler. Öte yandan bir topluluk içine girildiğinde bilgisayarcı kültürünü yaşayan insan derhal kendini belli eder. Çünkü tüm davranışları, konuşmaları, mimikleri, dahası kılık kıyafeti bile onun “bilgisayarcı” olduğunu ele verir. Bu kişilerin üstleri başları genellikle hırpani bir görünüm içindedir. Çoğunlukla sağlıksız bir bedenleri, solgun bir yüzleri vardır. Karşılarındakinin hiç anlamayacağı tarzda, ağır bir bilgisayar diliyle konuşurlar. Böylece gururlarını tatmin eder, sahip oldukları bilgi sayesinde karşılarındaki insanlar nezdinde yüceldiklerini, onlara üstünlük sağladıklarını düşünürler. Bu kişlerin çoğunlukla rastlanan bir özellikleri de yaptıkları işi olduğundan daha zor ve karmaşık göstermeye ve bu vesileyle karşılarındakilere kendilerinin ne kadar zeki oldukları, hiç kimsenin anlayamayacağı zor konulara kolayca vakıf oldukları imajını vermeye çalışmalarıdır. Bildiklerini başkalarının öğrenmesinin kendilerini önemsiz ve sıradan kılacağını düşündükleri için sahip oldukları bilgileri kolay kolay başkalarıyla paylaşmak istemezler. O nedenle bir başkasına bilgisayarla ilgili bir hususu öğretmek durumunda kaldıklarında ona tüm bildiklerini anlatmak istemez, özellikle işin püf noktasını onlara belirtmekten kaçınırlar. Hatta kişiye konuyu onun en kolay anlayabileceği gibi, en pratik bir tarzda değil, en karmaşık şekilde anlatmaya kalkışır, onun konuyu anlamasını geciktirmek, hatta engellemek isterler.

Ancak burada eleştirilen hususun bir kişinin, sahip olduğu ilimden dolayı büyüklük hissine kapılması, başkalarını küçük görmesi ve kendini yüceltmesi olduğunu da iyi anlamak gerekir. Nitekim bir ilimde derinleşmek, Allah’ın yarattığı bir mucizeyi detaylarıyla bilmek takdir edilecek bir özellik ve Allah’tan kişiye bir lütuftur. Dolayısıyla buradaki örnekteki gibi bilgisayar kullanmayı çok iyi bilmek de Allah’ın o kişiye bir nimetidir. Fakat hiç kuşku yok ki sahip olunan ilimden dolayı büyüklüğe kapılmak ve ilmi başkalarına üstünlük taslamaya vesile olarak görmek Allah’ın beğenmediği çirkin bir davranıştır.

Sahip olduğu ilmin derinliğine rağmen, bu ilmin derinliğine yakışmayan basit tavırlar içine girenler elbette ki yalnızca adamlık dininin “bilgisayarcı” karakterini yaşayanlar değildir. Allah’ın varlığının delillerini inceleyen bir bilim adamı da gördüğü mucizeler karşısında Allah’ın büyüklüğünü fark edeceği ve bunun akabinde Allah’a karşı boyun eğiciliğini ve tevazusunu arttıracağı yerde, tam tersi bir ahlak gösterir, sahip olduğu ilimden dolayı büyüklenir ve insanlara gösteriş yapmaya kalkışırsa, bu onun adamlık dininin etkisine girmiş olduğunu gösterir. Nitekim tüm bu derinlikten uzak basit tavırlar adamlık dininin birer yansımasıdır. Adamlık dininin basit tavrı içine girmiş olan bu bilim adamı Allah’ın varlığının büyük delillerinden biri olan hücrenin mucizevi özelliklerinden bahsederken, anlattığı konunun derinliğine yakışmayacak tarzda yüzeysel bir tavra bürünebilmekte, ilmiyle insanlara gösteriş yapmak amacıyla konuşmalarında yabancı dilden sözcükler kullanarak kendisinin ne kadar bilgili olduğunu göstermeye, böylece karşı tarafta kendisinin ne kadar üstün ve bilgili olduğu izlenimini oluşturmaya çalışabilmektedir. Ne var ki bu kişi, sandığının aksine, kimsenin gözünde büyümez. Dahası, ilmi nedeniyle şımarıklığa kapılan, insanlara büyüklük taslayan, ilmiyle gösteriş yapan bu kişi yalnızca kendini küçük düşürmüş olur.

Bu tarz din ahlakına uygun olmayan kültür ve karakterlerin ve bu karakterlere sahip olan kişilerin sergilediği davranışların Müslüman ahlakında hiçbir şekilde yeri yoktur. Müslümanlar Allah’ın emrettiği ahlakın dışında hiçbir tavır, kültür ve karakter özelliği ile kişilik bulmaya kalkışmazlar. Onlar yalnızca Allah’ın Kuran’da övdüğü “takva sahipleri”nin karakter ve tavırlarına sahip olma arzusundadırlar ve bu hedef doğrultusunda Allah’ın emir ve tavsiyelerine uymayı, Allah’ın beğendiği ahlak özelliklerini göstermeyi kendilerine görev addederler. Buna göre, Allah’tan gereği gibi korkan olan bir Müslüman, adamlık dininin din ahlakına uygun olmayan karanlık dünyasına ait karakter özelliklerini, örneğin bu yazıda tarif edilen “bilgisayarcı” karakterini göstermekten şiddetle kaçınır, böyle bir hataya düşmekten utanır. Bilgisayarın her detayına hakim olabilir, hatta bilgisayar kullanmayı dünyada en iyi bilen kişi olabilir, ancak hiçbir şekilde bu özelliği dolayısıyla Kuran’ın ahlakından uzak bir ruh haline girmez, büyüklenmez, sahip olduğu bilgi dolayısıyla kendini cahilce yüceltmez.

2009-09-07 00:32:49

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top