PKK'ya Çözüm.com

RAMAZAN 2009 - 3.Gün







İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. (Fussilet Suresi, 34)





"Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle."
(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317)

 







Almanlar'ın İslam'a İlgisi Dörde Katlandı / Dünya Bülteni / 26.02.2009


Almanya'da Müslüman olanlar, bir önceki yıla göre 4 kat arttı

Almanya'da son bir yıl içinde Müslüman olan Alman sayısı dört misli arttı. Alman Spiegel dergisi, küresel sorunların taarruzu karşısında bunalan Almanların çıkış yolu aradıklarını ve çözümü de Kuran'a teslim olmakta bulduklarını yazdı.

Derginin haberine göre, pratisyen bir doktor olan Kai Lühr 2.5 yıl önce eşi ile birlikte İslam dinine geçti. Müslüman olduktan sonra adlarını Kai Ali Raşid ve Katrin Ayşa Lühr olarak değiştirdiler. 43 yaşındaki Kai Ali Raşid, cuma namazlarına Köln yakınındaki Frechen'deki camiye düzenli olarak gidiyor. Camide Faslılar, Filistinliler ve sonradan Müslüman olan Almanlarla birlikte namaz kılıyor. Caminin diğer Alman müdavimlerinden biri eski bir boksör, diğeri ise bir mühendis. Lühn, "Bugünlerde herhangi bir camide, sonradan Müslüman olan en az birkaç Alman görebilirsiniz" diyor.

Almanya'daki İslami hayat ile ilgili yapılan bir çalışma, Kölnlü doktorun açıklamalarını doğruluyor. Çalışma sonuçları Spiegel'e göre oldukça şaşırtıcı. Dergiye göre, Temmuz 2004 ve Haziran 2005 arasında dört bin Alman İslam dinine geçti. Almanya İçişleri Bakanlığı’nın sponsorluğunda Almanya Müslüman Arşivi Müslüman Enstitüsü tarafından yapılan çalışmaya göre, bir önceki yıla kıyasla bir yıl içinde İslam dinine geçen Almanların sayısı dört misli arttı.

Üç yıl öncesine kadar Almanya'da ortalama 300 kişi İslam dinine geçiyordu. İslam dinine geçenlerin çoğu da, bir Müslüman ile evlenen Alman kadınlardı. Şimdi ise Almanlar sırf kendi özgür iradeleri ile İslam dinine geçiyorlar. Din değiştirenler arasında kadınların oranı yine de yüksek  fakat bunların arasında bir çok üniversite mezunu ve orta sınıf vatandaşlar da var. 1979'da İslam dinine geçene kadar Protestan bir papaz olan Berlinli imam Muhammed Herzog, "İslam dinine geçenlerin pek çoğu Hıristiyan. Ancak bir yerde dinleri hakkında şüphe duymaya başlıyorlar. İmamlık ettiğim camide İslam dinine geçen Almanca konuşanların sayısı farkedilir şekilde artıyor.” diyor.

Memelilerin kökeni konusunda evrimcilerin öne sürdüğü iddialar, akıl ve mantık dışı pek çok hikaye içermektedir. Hiçbir bilimsel bulguyla desteklenmeyen bu hikayeler, propaganda malzemesi olarak kullanılır. Elbette dileyen dilediği gibi senaryolar üretebilir veya kurgularda bulunabilir, ancak bu senaryoları bilimmiş gibi halka lanse etmek son derece yanlış bir tutumdur. (http://www.genclerdarwinistleresorun.com)

Biyolog Paul Pierre Grassé'nin belirttiği gibi, "hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir." (PierreP Grassé, Evolution of Living Organisms, New York: Academic Press, 1977, s. 103)





Melanin Pigmenti Zararlı Işınları Nasıl Filtreler?

Canlıların gözleri ışığa karşı son derece hassastır ve olumsuz yönde çok kolay etkilenebilir. Buna rağmen Allah'ın gözde özel olarak yarattığı destek sistemler sayesinde güven içinde ışığa bakabilir, etrafımızı rahatlıkla görebiliriz. Bu destek sistemlerden bir tanesi de gözlerde bulunan pigment molekülleridir.

Bilindiği gibi canlıların gözlerinin renkleri çeşitlilik gösterir. Göze bu renkleri sağlayanlar da yine pigmentlerdir. Melanin, gözün içinde bulunan ve göze rengini veren pigment maddelerinden bir tanesidir. Ancak melanin pigmentinin görevi sadece renk vermek değildir. Araştırmacılar gözde bulunan melanin maddesinin göze rengini vermesinin yanı sıra hem gözün zararlı ışınlardan korunmasını, hem de görüş gücünün artırılmasını sağladığını ortaya çıkarmışlardır.

Melanin maddesi, doğada ışığın oluşturacağı zararlı etkilere karşı en doğal çözümdür. Retinanın dokusuna zarar verme olasılığı bulunan zararlı mor ötesi ışınlar gibi farklı ışınları filtreler ve en ideal korumayı sağlar. Melaninin, gözü zararlı ışınlardan koruma görevini yerine getiremediği durumlarda ise katarakt hastalığı meydana gelir.

Retinadan geçen ışığı emen melanin ayrıca ışığın geri yansımasını ve göz içinde dağılmasını da engeller. Eğer bu tabaka olmasaydı gözün içine giren ışık her yana dağılır ve görüntü oluşamazdı. Siyah bir pigment içeren melanin tabakasının görevi, kamera ve fotoğraf makinelerinin objektiflerine sürülen siyah boyanın (magnezyum tabakası) görevi ile aynıdır. (www.evrimmasali.com)

Melaninin Cildimize Etkisi

* İnsanların cilt renklerine göre kumral, esmer, beyaz ya da siyahi olarak tanımlanmalarının başlıca sebebi, hücre içindeki kromatoforda bulunan melanindir. Hücrenin merkezine yoğunlaşarak veya hücre içerisinde dağılarak hareket eden melanin maddesi bu sayede insan teninin koyulaşıp, açıklaşmasını sağlar.

* Melanin maddesinin hareketliliğindeki en önemli etken, güneşten gelen ışınlardır. Güneş ışınlarının süresi ve şiddeti mevsimlere ve gün uzunluğuna göre değişir. Melanin maddesi de buna göre harekete geçer ve kişinin ten rengini belirler.

* Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde yaşayan insanlar, güneyde yaşayanlara göre çok daha açık tenli ve sarışın olurlar. Bunun nedeni bu ülkelerde havanın çoğu zaman bulutlu ve yağışlı olmasıdır. Böylece güneş daha az sürede ve şiddette etki eder. Bu da güneş ışınlarından daha fazla yararlanmak için melanin maddesinin saçta ve ciltte daha az salgılanmasını sağlar.

* İnsan bedeninin kol, yüz, sırt, eller gibi çeşitli yerlerinde ortaya çıkan çiller de melanin pigmentinin etkisiyle ortaya çıkar. Melaninin biriktiği yerlerde çiller meydana gelir.

Melanin Pigmenti Evrimciler için Büyük Bir Açmazdır

Cildimizde bulunan melanin pigmenti, ilk insan yaratıldığı andan beri, içeriye hiçbir ışığın girmesinin mümkün olmadığı koyu karanlık bir bedenin içerisinde olmasına rağmen dışarıdaki güneş ışınlarının ne oranda olduğunu hatasızca tespit ederek çıkan sonuca göre işlem yapmaktadır. Bu durum her şeyi tesadüfle açıklamaya çalışan evrimciler için büyük bir açmazdır. Evrim teorisinin adeta şuurlu bir varlık gibi davranan melaninin sahip olduğu özellikler ile ilgili olarak getirebildiği hiçbir açıklama yoktur. Melanin pigmentinin bu hareketlerinin tek sebebi, Yüce Allah'ın melanini bu şekilde yaratmış olmasıdır. Bir ayette şöyle buyurulmaktadır:

"Sizin İlahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında İlah yoktur. O, ilim bakımından herşeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 98)




Gökyüzündeki Kırmızı Gül: Rosetta Nebula

Sonra gök yarılıp yağ gibi erimiş olarak kıpkırmızı bir gül olduğu zaman; (Rahman Suresi, 37)

Yukarıdaki ayetteki "kıpkırmızı bir gül" olduğu zaman ifadesinin Arapçası "verdeten ke eddihani"dir. Bu ifade ile gökyüzünde oluşan görüntü, kırmızı renkte bir güle benzetilmektedir. Bu tarif, gökyüzünde kırmızı renkte, katmerli bir görünüm alan "Rosette Nebula" adlı gök cismi ile çok büyük benzerlik taşımaktadır.

Nebula uzayda bulunan bulutsu gaz kütlelerine verilen isimdir. Nebula oluşmadan önce bir yıldızdır ve bu yıldızlar çok büyük oldukları için, içten gelen basınç ve yüksek sıcaklığın etkisiyle uzay boşluğuna gaz salarlar. Bu gaz püskürmeleri oldukça büyük miktarda ve hızlıdır. Daha sonra bu gazlar yakınlaşarak bir gaz bulutu oluştururlar ve bu gaz bulutunun sıcaklığı 15.000 oC'den fazladır. (www.guncelyorumlar.com)

Nebulaların bir çeşidi, güle olan benzerliğinden dolayı bilim adamları tarafından da "Rosette Nebula" olarak adlandırılmaktadır. Rosette Nebula da geniş bir toz ve gaz kütlesidir ve dolunayın 5 katı kadar bir yüzey olarak görünmektedir. Bizden yaklaşık 5.000 ışık yılı uzaklıktadır ve gerçek çapının 130 ışık yılı genişliğinde olduğu tahmin edilmektedir.

Penn Eyalet Üniversitesi’nden astronomi ve astrofizik alanındaki kıdemli araştırmacılardan Leisa Townsley liderliğinde bir ekip, Chandra X-ray teleskobunu kullanarak, Rosette Nebula'yı incelediler. Nebula içerisindeki yıldızların birbirleriyle çarpışarak 6 milyon derecelik gaz meydana getirdiklerini tespit ederek; Rosette Nebulası'ndaki yüzlerce yıldızı görüntülediler. Leisa Townsley gördüklerini şöyle yorumlamaktadır:

Rosette Nebulası çevresinde, X-ışını yayımından meydana gelen muhteşem bir kırmızı parlaklık var, belki de galaksi içerisinde yıldızların oluştuğu bölgelerde benzerleri de bulunuyor. (http://chandra.harvard.edu/press/01_releases/press_090601wind.html; Chandra X-Ray Observatory, Penn State University Press, 6 Eylül 2001)

Resimlerde görülen bu gök cisminin varlığı ancak teknolojik gözlem araçları ile mümkün olmaktadır. Kuran ayetinde gökyüzü ile ilgili dikkat çekilen bu durum, günümüz astronomi bulguları ile büyük bir uyum içerisindedir. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulmaktadır:

Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)





Vicdanın Sesini Dinlemek

İnsan, kendisine daima kötülüğü emreden bir sesle yani nefsiyle birlikte yaratılmıştır. Ancak bu sesin yanı sıra, yine nefsine ilham olunan ve ona kötülüklerden sakınmayı telkin eden, kendisini sürekli olarak doğruya ve iyiye çağıran şaşmaz bir ses daha vardır. Nefisteki bu doğruya yönelten sese de "vicdan" adı verilir. Allah insanın nefsindeki bu iki özelliği bize ayetlerde şöyle tanıtır:

“Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 7-10)

Ayette bildirildiği gibi Allah insana nefsinin kötülüklerinden sakınmayı ilham eder. Allah'ın bu ilhamı, kişinin vicdanı vasıtasıyla olur. Dolayısıyla vicdan, bir anlamda mümini doğruya, güzel olana çağıran Allah'ın ilhamıdır. Bu nedenle de vicdan, aynı zamanda kamil imanın anahtarıdır.

İman Edenler Her  Durumda Vicdanlarına Başvururlar

Müminlerin vicdan anlayışı, bazı kişiler tarafından bilinen vicdan anlayışından çok farklıdır. Din ahlakını gereği gibi yaşamayan kişiler arasında vicdan genellikle sadece yoksullara, yaşlılara yardım etmek, yardım derneklerine bağışta bulunmak gibi örneklerle bağdaştırılır. Kuşkusuz bunlar güzel davranışlardır ama bu kişiler buna benzer nadir olayların dışında vicdanlarını devreye sokmaz ve nefislerinin öngördüğü şekilde bir yaşam sürerler.

Vicdanlarını Kuran'da emredilen şekilde kullananlar, sadece samimi Müslümanlardır. Çünkü onlar vicdanlarını hayatları boyunca her konuda kullanırlar. Hedefleri Allah'a yakınlaşmak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmak olduğu için, şartlar ne olursa olsun, günün yirmi dört saati boyunca vicdanlarının sesine kulak verirler. Ne yorgunluk, ne uykusuzluk, ne de günlük hayatın yoğunluğu Allah'ın izniyle onların bu sesi gözardı etmelerine yol açabilir. En sıkışık anlarında, en acil işlerinde bile, vicdanlarından gelen tek bir uyarıyla hemen doğruyu görür ve en hayırlı olan tavra yönelirler. (www.kurandavicdan.com)

Her İnsan Vicdanen Doğruları Bilir

“Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.” (Kıyamet Suresi, 14-15)

Yukarıdaki ayetlerde bildirildiği gibi her insan vicdanen daima doğruları bilir, fakat bu doğruları uygulamak nefsine zor geldiği için birçok kişi çeşitli bahaneler ileri sürer. Ancak bu insanlar ileri sürdükleri bahanelerle de rahatlayamazlar. Aksine, vicdanlarını örttükleri için sıkıntılı bir hayat sürerler. Bu dünyada türlü bahanelerle vicdanlarını bir ölçüde rahatlatsalar da geçici olarak sağladıkları bu durumun karşılığı, ahirette sonsuza dek sürecek acı bir azap olacaktır. Bu insanların yapması gereken, Kuran ahlakına uygun yaşamak ve Allah'tan bağışlanma dilemektir. (www.kuranvedin.com)

Yüce Allah samimi bir kalple Kendisi'ne yönelip dönen kullarının günahlarını bağışlayacağını Kuran'da şöyle müjdelemiştir:

“Ey iman edenler, Allah'a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar...” (Tahrim Suresi, 8)





Kurbağa


Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi

Yaş: 40 milyon yıl

Bölge: Çin


Evrimci senaryo, omurgasızlardan evrimleşen balıkların, bir süre sonra da karada yaşama imkanı olan amfibiyenlere dönüştüklerini iddia eder. Ama diğer tüm evrim masalları gibi, bu senaryonun da hiçbir delili yoktur. Yarı balık yarı amfibiyen bir canlının yaşadığını gösteren tek bir fosile bile rastlanmamıştır. Tam tersine elde edilen tüm fosiller, balıkların hep balık, amfibiyenlerin ise hep amfibiyen olduğunu ispatlamıştır.

Resimde görülen 40 milyon yıllık kurbağa fosili de kurbağaların bu zaman zarfında hiçbir değişime uğramadıklarını, yani evrim geçirmediklerini göstermektedir. (www.darwinistleresorun.com)





HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN İSTANBUL'A GELİŞİNİ İNSANLARA HABER VEREN BÜYÜK ALAMET

Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi.

Siz üç veya yedi gün, DOĞUDAN BİR ATEŞİ GÖRDÜĞÜNÜZ ZAMAN AL-İ MUHAMMED'İN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) ÇIKMASINI BEKLEYİNİZ, inşaAllah-ü Teala, bir münadi (gökten bir melek) Mehdi'nin ismi ile semadan (gökten) nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)

Hadiste “doğu tarafından bir ateş görüldüğü zaman, insanların Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkışını beklemeye başlamaları” bildirilmiştir. Bilindiği gibi 15 Kasım 1979 tarihinde, dünyanın dördüncü büyük tankeri olan 150 bin grostonluk Independenta adlı 95.530 ton hampetrol yüklü bir Romen tankerinin, İslam aleminin son merkezi olan İstanbul’a gelirken bir Yunan şilebiyle çarpışması neticesinde petrol tutuşmuş ve Haydarpaşa önlerinde denizde günlerce süren büyük bir ateş ortaya çıkmıştır.

Hadiste verilen bilgilere göre bu, Hz. Mehdi (a.s.)’nin İstanbul’a ayak bastığı günler içerisinde gerçekleşecek bir olaydır. Bu olay ile Hz. Mehdi (a.s.)'nin İstanbul’a gelişi, bir müjde olarak herkesin duyacağı şekilde bütün dünyaya ve hem cin alemine hem de insan alemine ilan edilecektir. Böylece, hem gök gürültüsü gibi şiddetli bir sesle, hem günlerce süren dev ateş, ışık ve duman bulutuyla ve zaman zaman süregelen patlamalarla Hz. Mehdi (a.s.)'nin İstanbul’a geldiği Allah tarafından insanlara haber verilmiş olacaktır.

Ayrıca, Hz. Mehdi (a.s.)'nin faaliyetlerine başlamak üzere İslam aleminin son eski merkezi olan İstanbul’a geldiği bu tarihte, İslam’ın ve Müslümanların lehine daha birçok önemli olay gerçekleşmiştir.


*Resimler http://www.sihirlitur.com/olaylar/tanker/galeri1.html# adresinden alınmıştır.





RUSYA DİN ADAMLARININ TÜRKİYE'DE YETİŞMESİNİ İSTİYOR

Ne Demişti

Azerbaycan ATV, 27Ağustos 2008

Adnan Oktar: Türkiye İslam alemi için gerçekten örnek bir ülke. Yani, hem Türk milliyetçiliğini güzel anlayan ve güzel uygulayan, İSLAMI DA ÇOK GÜZEL ANLAYAN VE ÇOK GÜZEL UYGULAYAN, LAİKLİĞİ DE GÜZEL ÖZÜMSEYEN BİR YAPISI VAR. FAKAT, İSLAM DİNİNİ GERÇEKTEN EN İYİ UYGULAYAN, EN İYİ YAŞAYAN ÜLKE OLDUĞUNU BÜTÜN İSLAM ÜLKELERİNİN HEPSİ KABUL EDER. Yani gerek temizlik olarak, gerek anlayış olarak, gerek yaşantı olarak, gerek takva olarak hakikaten çok titizdir Türkiye. Belki bu Osmanlı mirası olduğu için Osmanlıdan gelen alimlerin etkisi de olmuş olabilir. Allah bir şekilde bu güzelliği meydana getiriyor o yüzden Türk-İslam aleminin liderliğine de Türkiye’nin çok uygun olduğunu düşünüyorum.

Endonezya Antara Haber Ajansı, 16 Eylül 2008

Adnan Oktar: Türkiye’nin anlattığı ve yaşadığı İslam anlayışı Avrupa için çok güzel bir model oldu. Avrupa Türkiye’yi bu konuda güzel görüyor, faydalı görüyor; yaşanan İslam modelini de dünya için ideal görüyor. Bu zaten konuya tam bir çözüm getirmiş oldu. Türkiye’nin önderliğinde aydın, akılcı, samimi bir İslam anlayışı bütün dünyaya hakim olacak inşaAllah.



Ne Oldu

Türkiye, 4 Temmuz 2009


Önce Patrik Kiril, ardından Başbakan Putin Türkiye’ye gelerek, 20 milyon Müslümanın yaşadığı ülkeleri için İslam konusunda kitap ve belge desteği de isteyecek





ALLAH'IN HİKMETLİ ÖRNEKLERİ




Sonsuz ilim ve hikmet sahibi Yüce Rabbimiz, Kuran’ı son derece anlaşılır, özlü ve hikmetli bir dille Arapça olarak vahyetmiştir. Kuran-ı Kerim’i incelediğimizde, bazı ayetlerde çeşitli benzetmelerin ve örneklerin yer aldığını görürüz. Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği benzetmeler son derece etkili, çarpıcı, okuyanın o konuda anlayışını açacak niteliktedir. Yapılan benzetmelerin ve tasvirlerin tümü aktarılan konuyu en etkili ve anlaşılır şekilde örneklendirmektedir. Rabbimiz’in yaptığı bu benzetmeler, okuyan kişileri düşünmeye va daha kolay kavramaya yönelten hikmetli bir ulüba sahiptir. Bu sitede verilen örneklerde de, müminlerin yol göstericisi olan Kuran’daki benzetmelerin ve tasvirlerin tümünün, aktarılan konuyu en açık şekilde anlattığı görülecektir. Şu bir gerçektir ki, en yüce örneklerin tek sahibi Rabbimiz’dir.

2009-07-19 10:33:47

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top