PKK'ya Çözüm.com

Sayın Adnan Oktar münafıklık tehlikesini ve Hz. Mehdi (a.s.) dönemindeki münafıkları anlatıyor

Münafıklar, Kuran’da pek çok ayette anlatılan ve müminlerin dikkat etmeleri bildirilen insanlardır. Bu nedenledir ki, kendisine Kuran’ı rehber edinen bir mümin, münafıklara karşı dikkatli olmak, onların özelliklerini bilmek durumundadır. Çünkü Kuran ahlakını yaşayan her mümin topluluğu, mutlaka münafıklarla karşılaşacaktır. Sayın Adnan Oktar da bu nedenle röportajlarında sık sık münafıklarla ilgili açıklamalar yapmakta ve tüm Müslümanları münafıklara ve şeytanın en büyük oyunlarından biri olan münafıklık tehlikesine karşı uyarmaktadır.

Münafık kimdir?

“Münafık, Müslüman olmadığı halde, Müslümanların yanına gelip, Müslüman-lardan istifade etmek için onların parasından, imkanlarından istifade etmek için onların yanında bir süre kalıp, onların, Müslümanların hayatlarını öğrenen ve sonra gidip küfre “Bu adamlar şuradalar, şu sayıdalar, şöyle bir imkanları var. Gidin bunları yok edin” tarzında faaliyet yapan, alçak karakterli kimselere denir. Bu Resulullah (s.a.v.) zamanında da vardı, Resulullah (s.a.v.)’in zamanında mesela Resulullah (s.a.v.) konuşuyor, bir akılsız bir başka sahabe çıkarken ona gizleniyor. Ayet var, gizlenerek çıkanlardan bahsediyor. Yani sezdirmiyor güya. Ve de münafığın IQ’su çok düşük olur. IQ’su oluyor da, akılsız oluyor. Fark edilmiyor zannediyor. Mesela Dırar Mescidi’ni kuruyorlar. Ayrı bir mescit. “Ya” diyorlar, “Siz ne gerek, Peygamber (s.a.v.)’in orada mescidinde. Kuran değil mi diyorlar doğru yol? Bizim mescidimizde de Kuran var. Gelin işte orada namaz kılalım” diyorlar. Yani “Ne gerek var Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yanında mı durmanız gerekiyor illa? O da gelsin ayrıca, gelecekse” diyorlar. Peki, siz niye gelmiyorsunuz Resulullah (s.a.v.)’in yanına? Yani ne mahsuru var, değil mi? Münafık tarif edilmeyen bir ruhtur yani alçak bir ruhtur. Bu şeytanda da var. Açıklanamıyor yani mantık bulamazsın.” (Sayın Adnan Oktar’ın 6 Ocak 2010 tarihinde Samsun AKS, Kocaeli ve Gaziantep Olay TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Münafıkların Temel Özellikleri

İnkar Edenlere Bilgi Taşırlar

“Münafığın özelliği, içerideki bilgiyi küfre taşımasıdır. Mesela küfür daha açıktır. Merttir küfür. O yönüyle açıktır. “Ben senin düşmanınım” der, karşısına geçer göğüs göğüse mücadele eder. Ama münafık alçaktır, “Ben Müslümanım” der, gelir içeriden bilgiyi alır, gider küfre ve Müslümanların zıtlarına onu aktarır. Ve münafıklığına yine devam eder, Müslümanların yanına yine gider “ben Müslümanım” der. Onlara da “ben de sizdenim” der. Yani Allah ayette diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla... ” diyor (Nisa Suresi, 143). Onlarla da geçinemiyorlar yani küfürle de geçinemezler. “Kalpleri parça parçadır” diyor Allah. “Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalblerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir... ” (Tevbe Suresi, 110)  diyor, yani “ölmedikçe de bundan vazgeçmez” diyor. Ancak Allah onlar için ölüm vaat etmiş, “onların eceli geldiğinde öldüklerinde cehenneme gittiklerinde azgınlıkları durur” diyor Allah. Münafık özel yaratılmıştır; yani şeytanın en gelişmiş, en aşağılık vasfını taşıyan varlıklardır münafıklar.” (Sayın Adnan Oktar’ın 18 Mart 2009 tarihinde Çay TV canlı röportajından)

Konuşmalarından ve Bakışlarından Tanınabilirler

“Tabii münafık az, kıt akıllı olur. Kendini çok akıllı zanneder. Münafık böyle karşısındakini kandırmaya etkilemeye yönelik basit ve adice kötü taktikler yapar. O da çok sırıtır ve çok belli olur. Yani çok özür dilerim, zırvalama tarzında böyle münasebetsiz ve mantıksız bir üslup geliştirir. Kuran’ın mantığına üslubuna uygun olmayan, riyakar, oyuncu ve sinsi bir üslup geliştirir oradan anlaşılır. Allah’ın dilemesiyle. Ama bakışlarında da bozukluk oluyor onların. Konuşmalarında da bozukluk olur. Ama “Allah dilerse” “...böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın...” (Muhammed Suresi, 30) diyor Allah, onların bakışlarından anlarsınız diyor, bozuk konuşmalarından anlarsın diyor, yani zaten Kuran’da da onların bozuk konuşmalarından çok fazla örnekler verilmiş.” (Sayın Adnan Oktar’ın 10 Şubat 2009 tarihinde Tempo TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Fedakarlık Yapmamak İçin Sürekli Bahane Öne Sürerler

“Onlardan bir topluluk da: ‘Gerçekten evlerimiz açıktır’” (Ahzab Suresi, 13) “Annem, babam bizi bekliyor” diyor. “Evliyim ben” diyor. “Bir evin bir çocuğuyum” diyor, “bir evin bir kızı”. “Titriyorlar üstüme” diyor, böyle kuş gibi. “Gerçekten evlerimiz açıktır diye Peygamberden izin istiyorlardı.” Bak, sahtekarlar için ne diyor Allah: “Oysa onlar(ın evleri) açık değildi...” (Ahzab Suresi, 13) diyor Allah. “Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı.” Yani sahtekarca yalan söylüyorlar.

İnsanlarda bu ahlaksızlık, toplumda çok yaygındır dünyada. Kalbinde olmayanı söyler samimiyetsizce. Mesela bir şey vardır, açıkça söylemez onu, halbuki çıkarıyla çatışıyordur, sahtekarlık yapar. “Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: ‘Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti.’” (Fetih Suresi, 11) Bak, mallarımız ve ailelerimiz. “Ticaretle uğraşıyoruz” diyor, “işimiz gücümüz var, tahsil yapıyoruz” diyor. “Kariyerimiz var, para kazanacağız” diyor. Bir de aile, anne, baba, oğul meşgul etti. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” (Fetih Suresi, 11)  “Bize dua eder misin” diyor? Böyle sahtekarlar sürekli dua isterler. “Sen faaliyet yap maşaAllah” diyor. “Sen bize bolca dua et” diyor. “Bundan dolayı bizim için mağfiret dile.” “Allah affetsin bizi” diyor. “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” (Fetih Suresi, 11) diyor Allah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 31 Ocak 2010 tarihinde Kanal Avrupa, Kanal 35 ve TV Kayseri’deki canlı röportajından)

Peygamberimiz (s.a.v.)’in Sünnetlerini Yerine Getirebilir Ama Zorlu Mücadeleye Girmezler

“Münafıklarda işte en bariz, benim günlerden beri anlattığım odur. Bak, evlilik sünnetini iyi yapar münafık. Yemek yeme ile ilgili bütün sünnetleri çok iyi yapar. Hac da gezme gibi, gider onu çok iyi yapar. Namaz kılar, “Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar...”  diyor Allah (Nisa Suresi, 142). Tehlikeye giremez, mesela Allah uğrunda hapse düşmek, hakarete uğramak, iftiraya uğramak, ezilmek, böyle tecrit edilmek, sosyal baskı görmek, işinden atılmak, evlenememek gibi zorluklara giremez. Mesela mesleğine bir şey demiyorsan, malına mülküne bir zarar gelmiyorsa namaz kılar, yani namazdan bir şey kaybetmez o. Oruç da tutuyor yani. Hatta birçok yerde, iş yerinde oruç tutuluyorsa, dinsizler de oruç tutuyorlar onlarla beraber. Çünkü mecbur hissediyor kendini. Yani “Ben de tutayım, ayıp olur” gibisinden tutuyor. Veyahut da “İyi geliyor sağlığıma” diyor, “kilo almıştım biraz” diyor. Diyet olarak tutuyor tabii. “Hakikaten iyi geliyor bana” diyor, “açılıyorum oruç tuttuğumda” diyor. “Yemek yemek vaktimi alıyor” diyor. “Oruç tuttuğumda vaktim de iyi oluyor” diyor. Ama zorlu savaşlara gelemiyorlar, zorlu mücadelelere. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sahabeler ile yaptığı bir mücadele var. İki taraftan sıkıştırılıyor Müslümanlar; bir üstten ve alttan, iki taraftan. Sapır sapır münafıklar dökülmeye başlıyor böyle ortamda. Diyorlar ki, bir kısmı diyor ki, “Allah hakkında  (birtakım) zanlarda bulunuyordunuz.” (Ahzab Suresi, 10) diyor, Allah hakkında,  Haşa Allah var mı, yok mu zanna kapılıyor. Bir kısmı Resulullah (s.a.v.) hakkında zanlara başlıyor. Bir kısmı da, Peygamber (s.a.v.)’in onları kandırdığını söylüyor. (Ahzab Suresi, 12) Yani “bak işte, bugün artık bittik” diyor, “her taraftan sarıldık, bizi öldürecekler” diyor. Haşa “Hani Allah vardı” diyor, “hani Peygamber (s.a.v.) doğruydu” diyor. “Peygamber (s.a.v.) bizi kandırdı” diyor. Sonunda Müslümanlar yine zafer kazanıyorlar ki şehit de olabilirler orada, hepsi şehit de olabilir, o da bir hayırdır. Sonra kişilikleri ortaya çıkmış oluyor işte o ortamda. Yani mesela hicrette ortaya çıkıyor. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte hicret etmek istemiyorlar. Malı var, mülkü var, karısı var bırakmak istemiyor, çoluğu çocuğu. Yani putunu bırakamıyor. Mesela ünlü böyle bir şahıs vardı, tanınan, böyle ağabey olarak bilinen biri. “Şu ayak yıkama olmasa” diyor, “o kadar rahat namaz kılarım ki” diyor. Yani bayağı bilinen bir insan. “O yüzden” diyor bir de onu böyle sırıtarak anlatıyor, sanki bir espri konusuymuş gibi. Ayak yıkama olduğu için rahatsız oluyormuş namaz kılmaktan. “Yoksa çok rahat kılarım” diyor, “namazı” diyor. Ona desen ki, “her namaz başına sana 1 milyar vereceğiz”, ayağını yüz kere yıkar o. 1 milyar da değil, çok az bir paraya bile yapar. İman zayıflığı buna sebep oluyor. Ama bu da işte imtihanın bir gereği olmuş oluyor. Cenab-ı Allah, onları özel yaratır böyle insanları.” (Sayın Adnan Oktar’ın 7 Şubat 2010 tarihinde Kanal 35 ve Kanal Avrupa’da yayınlanan canlı röportajından)

“Münafıklar, Allah’ın müminlere verdiği desteğin farkında değillerdir. Müminleri hep dış görünüşe göre değerlendirirler. Oysa müminler Allah’ın yardım ettiği kişilerdir. En zor durumda gibi gözüktükleri anda Allah onları başarıya ulaştırır. Ancak münafıklar bu gerçeğin farkında değillerdir. Müminlerden üstün olduklarını ve onlara zarar verebileceklerini sanırlar. Allah, münafıkların bu akılsızlıklarını ve her ne olursa olsun müminlerin, Allah’ın yardımıyla münafıklara ya da inkarcılara üstün geleceklerini Peygamberimiz (s.a.v.) döneminde yaşanan bir olayla haber vermiştir:

“Derler ki, “Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.” Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.” (Münafikun Suresi, 8)

Hz. Mehdi (a.s.) Dönemindeki Münafıklar Gelmiş Geçmiş En Şiddetli Münafıklardandır

“Evet, ahir zamanda, Mehdi (a.s.) devrinde münafıklar olacak. Mehdi (a.s.)’ın cemaatine, arkadaşlarına karşı mücadele eden, o cemaat içerisinden yani Müslümanlar içerisinden çıkan münafıklar olacaklardır. Kendilerini Müslüman gibi tanıtacaklardır. Hatta “Medine sarsılır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadiste. “Münafıklar toplu olarak bazen, 2 ve 3 kere ayrılacaklardır” diyor Mehdi (a.s.) cemaatinden. Ve işleri güçleri Mehdi (a.s.)’a ve cemaatine zarar verdirmek üzere bir faaliyet olacaktır. Mesela gece-gündüz Allah’ın onlara verdiği o ilhamla, sürekli o öfkeyi yaşayacaklardır. Ahir zamanın münafıkları, gelmiş-geçmiş münafıkların en şiddetlilerindendir, yani Mehdi (a.s.) cemaatinin münafıkları. Resulullah (s.a.v.) söylüyor Mehdi (a.s.) cemaatine bu münafıkların musallat olacağını, hatta “Buğdaya musallat olan kurt gibi olacaklar” diyor. “Buğdayı temizleyecek” diyor Mehdi (a.s.), “temizlenecek yine musallat olacak kurt” diyor, “yine temizlenecek, yine musallat olacak, bu böyle uzun süre devam edecek” diyor. “En sonunda 313 tane saf, temiz, hakiki mümin kalacak” diyor ve “böylece de münafıkların etkisi kalmayacak” diyor. Hakikaten münafık çok büyük bir fitne ve beladır. Müslüman şefkat gösterir, merhamet gösterir, sevgi gösterir, dost zanneder, alır, barındırmaya çalışır. Ona yardımcı olur. Maddi destek sağlar. Manevi fayda sağlamaya çalışır. Fakat münafığa bakarsın ki bir gün bir alçaklık etmiş, küfürle, dinsizlerle ittifak etmiş. Münafıkların Müslümanların nerede ne yaptıkları ile ilgili onlara bilgi vererek, onların ani baskın yapmasını, ani atak yapmasını sağlayacak işbirliği içinde olacaklarını Allah ayette belirtiyor. Yani “sizi” diyor, “felaketlerin sarıvermesini beklerler” diyor Cenab-ı Allah. Bu şekilde belirtiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Kötü felaket onları sarsın.”  diyor Allah (Tevbe Suresi, 98). Bu ne demektir? Şimdi Allah, böyle bir duayı, Allah böyle söylediyse, “kötü felaket onları sarsın” dediyse, ne demektir? “Ben onları mahvedeceğim” demek istiyor Allah. Yani “dünyada mahvedeceğim” demek. Nasıl oluyor? Manevi azapla. Ve bütün münafıklarda bir azap vardır ruhlarında. Ruhları cehenneme döner. Yani kaçınılmaz olarak gece-gündüz bir acı duyarlar, rahatsız olurlar.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Ocak 2010 tarihinde Kral Karadeniz, Adıyaman Asu ve Ekin TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Hz. Mehdi (a.s.) Cemaatindeki Münafıklar Tüm Dünyada İbretle Tanınacak ve Tarihe Geçecek Şahıslardır

“Mehdi (a.s.) cemaatinden de münafıklar çıkacaktır. Sonra bunlar çok meşhur olacaktır bu münafıklar. Bütün insanlık bilecek. Resimleriyle, isimleriyle, şahıslarıyla dünyaya ibret olacaktır bütün münafıklar. Yani ahirette de bütün insanlara ibret olacaktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanındaki münafıklar da, Hz. Musa (a.s.) devrindeki münafıklar da, bunlar ünlüdür. Mesela Samiri vardır, ünlü, tarihe geçmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanındaki münafıklar tarihe geçmiştir. Mehdi (a.s.) devrindeki münafıklar da tarihe geçeceklerdir. Yani herkes tarafından bilineceklerdir. Herkesin aşağıladığı, şerefsiz, haysiyetsiz gördüğü mahluklar olarak bilineceklerdir. O devirde Mehdi (a.s.) talebelerinin ne kadar gayretli olduğu anlatılacak ve münafıkların da onlara karşı yaptığı faaliyetler anlatılacak. Onlara karşı verdikleri mücadele anlatılacak. Bu her ikisi de tarihe geçecektir. Nasıl Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanı tarihe geçtiyse, Hz. İbrahim (a.s.) devri tarihe geçtiyse, bu da tarihe geçecektir inşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 7 Şubat 2010 tarihinde Kanal 35 ve Kanal Avrupa’da yayınlanan canlı röportajından)

Münafıklar Birbirlerinden Nefret Etmelerine Rağmen Biraraya Gelir ve Birlikte Hareket Ederler

CİHAT GÜNDOĞDU: Münafıkların inkarcılarla işbirliği halinde oldukları bildiriliyor Kuran-ı Kerim’de, şeytandan Allah’a sığınırım, “Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır. Onlar, müminleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,’ Allah’ındır.” (Nisa Suresi, 138-139) Bir kuvvet, bir yere dayanma ihtiyaçları var, bu yüzden de küfrü daha güçlü görüyorlar kendilerince.

ADNAN OKTAR: Mehdi (a.s.)’ın yanından ayrılan münafıklar da öyle yapacaklar. Gidip küfürde destekçi arayacaklardır. Gidip münafıklara sığınacaklardır. Bir de münafıklar kendi aralarında bir kavim oluyorlar, ayrılamıyorlar münafıklar, o çok acayip. Normalde kafirlerle gidip işbirliği yapmaları gerekirken, ayrılıp bir araya gelip yeni bir cemaat oluşturuyor münafıklar.

SUNUCU: Birbirlerini buluyorlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR:  Evet birbirlerini buluyorlar mesela, çok acayip, mucize bu. “Normalde birbirlerinden nefret ederler” diyor Allah Kuran’da, buna rağmen, “kalpleri parça parçadır” diyor. “Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır” diyor (Haşr Suresi, 14). Kafir topluluğuna girmiyorlar, yine ayrı bir kavim oluşturuyorlar. Büyük mucize. (Sayın Adnan Oktar’ın 7 Şubat 2010 tarihinde Kanal 35 ve Kanal Avrupa’da yayınlanan canlı röportajından)

Münafıkları Yaratan Yüce Allah’tır

“Münafığı Allah yaratır. Karşı tarafı da Allah yaratır. Münafık bunun farkında değildir. Münafık düzen kurduğunda, bunu kendi kendine bağımsız yaptığını zanneder. Yani Müslümanların da müstakil bir güç olduğunu düşünür, kendinin de, haber götürdüğü yerin de. Halbuki haber götürdüğü yeri de Allah yaratır. Münafığı da Allah yaratır. Müslümanları da Allah yaratır. Bütün gücü Allah yaratır. Fakat cehennemin en derin tabakasında münafıklar için özel yer hazırlanmıştır. O yeri kazanmak için onlar gayret ederler ve kazanırlar. Cehennemin en aşağı tabakasına gitmiş olurlar.” (Sayın Adnan Oktar’ın 28 Ocak 2009 tarihinde Tempo TV’de yayınlanan canlı röportajından)

“Münafıklar da özel yaratılmıştır. Eğer batınına girilirse, yani Allah’ın ledün ilminin tecellisi olarak olaya bakıldığında onların da kaderde öyle görevlendirildiği anlaşılıyor.” (Sayın Adnan Oktar’ın 12 Mart 2009 tarihinde Kaçkar TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Allah Ahirette Münafıkları Ortaya Çıkaracak ve Azaplandıracaktır

Kuran’da “… Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor” (Tevbe Suresi, 42) diyor Allah. Kendileri de biliyor. Bunlar bunu inkar ediyorlar. Fakat ahirette dilleri konuşmaya başlıyor, gözleri konuşmaya başlıyor, derileri konuşmaya başlıyor. O zaman ahlaksızlıklarının savunacak yönü olmadığını kendileri de görüyorlar. Yani kalben kendileri biliyorlar. Bilinç altlarında biliyorlar. Fakat onun bilinç üstüne çıkması ahirette oluyor. O zaman net anlıyorlar, yani haşa kendilerince Allah’ı kandırdıklarını zannediyorlar. Ama Allah’ı kandıramadıklarını, kandıramayacaklarını ahirette tam anlamış oluyorlar.” (Sayın Adnan Oktar’ın 12 Mart 2009 tarihinde Kaçkar TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Münafıklar Cehennemin En Alt Tabakasında Olacaklardır

“Cehennemin en derin tabakasına münafıklar indirilecek. Hz. Musa (a.s.) devrinin münafıkları, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) devrinin münafıkları, Hz. Mehdi (a.s.) devrinin münafıkları hepsi bir araya getirilecek. Yerin en alt tabakasına, cehennemin en alt tabakasına indiriliyor bunlar. Tabi o karanlık bir yer, çok ızdıraplı bir yer, kirli bir yer. Magmanın, ateşin, pis kokunun, kirin, azabın çok yoğun olduğu bir yer ama en çok onları rahatsız edecek olan şey kıyastır. Yani cennetle kıyas etmektir, cenneti gördükçe iyice azapları artacak inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 25 Şubat 2009 tarihinde Çay TV’de yayınlanan canlı röportajından)

Sayın Adnan Oktar Münafıkların Özelliklerini Ayetler ile Açıklıyor

“Diyor ki Cenab-ı Allah, Nisa Suresi, 145. ayette, “Gerçekten münafıklar ateşin en alçak tabakasındadırlar.” Yani en şiddetli acıyı çekecek onlardır.  “Onlara bir yardımcı bulamazsın” diyor Allah. Nisa Suresi, 138’de Cenab-ı Allah “Münafıklara müjde ver” diyor, müjde veriliyor münafıklara. Bakın dikkat edin müjdeye, “Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır” diyor Allah. Müjde bu münafıklara. Allah aşağılamak için böyle söylüyor. “Ki bunlar Allah’ın ahdini onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar” Yani anlaşırlar. Mesela “Size yardım edeceğiz, Müslümanız, Allah’a, Kitap’a bağlıyız, müminlerle beraberiz” diyorlar. Fakat “bozarlar” diyor Allah, “bu anlaşmayı bozarlar” diyor. “Allah’ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler” Mesela kardeşlik bağlarını kesiyorlar, hayırlı faaliyetleri kesiyorlar. “Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar” yani giderler Müslümanları oraya buraya ihbar ederler, bilgi verirler, fitne-fücur çıkarırlar. “Kayba uğrayanlar işte bunlardır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında bunlar yoğun olarak bu tarz faaliyetler yapmışlardır, Bakara Suresi 27. “Ki bunlar Allah’ın ahdini onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar” diyor Allah Bakara Suresi 27’de. “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün” (Maide Suresi, 80) Müslümanlara kin duyuyor, hem Müslümanların içinde oluyorlar hem de dinsizlerle, ateistlerle bağlantı kurup Müslümanların aleyhine onlara bilgi taşırlar. Münafıkların özelliği budur. Yine münafıklarla ilgili; “Allah’ın elçisine muhalif olarak geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler” Yani “Ne iyi oldu” diyor “Peygamberden uzak, ayrı kaldık” diyorlar. “Ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmeyi çirkin görerek “bu sıcakta çıkmayın” dediler. De ki; Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir” Yani “Bu sıcakta faaliyet olur mu, çalışma olur mu?” diyorlar. “Bir kavrayıp anlasalardı” diyor Allah Tevbe Suresi 81’de. “Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler”, Müslümanlarla konuşurken “Biz sizdeniz, müminiz” diyorlar. “Bir de yemin ediyorlar” diyor Allah. “Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur”. Yani bunların içlerinde şeytanın pisliği ruhlarını kapladığı için böyle içleri kaynıyor. Sürekli korku, vesvese, gerilim içinde yaşarlar, rahat değillerdir. “Eğer onlar bir sığınak ya da mağaralar veya girebilecekleri bir yer bulsalardı hızla oraya yönelip koşarlardı.” Yani “Genellikle Müslümanların yanına çıkarları için geliyorlar” diyor Kuran’da Allah. “Eğer bir çıkar yeri bulsalar, bir imkan, beslenecekleri, bakılacakları bir yer olsa hemen giderler” diyor Allah, Tevbe Suresi, 56-57. “Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri gibidirler.” Allah eşeğe benzetiyor; inatçılıkları, akılsızlıkları açısından. “arslandan korkup kaçmışlar” diyor Allah (Müddessir Suresi, 50-51). Arslandan korkmak, Hz. Mehdi (a.s.)’ın da bir ismidir biliyorsunuz ‘Arslan’ inşaAllah. “Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar Allah’ın kinlerini hiç ortaya çıkarmayacağını mı sandılar”. Yani “münafıklar mutlaka ortaya çıkacak” diyor Allah, Muhammed Suresi, 29’da. “Sizinle birlikte çıksalardı size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi”. Yani Müslümanlar “hani keşke gitmese içimizde kalsalardı demesinler” diyor Allah. “Bunlar pisliktirler” diyor Allah ve “eğer kalırlarsa size kötülük ve zarardan başka bir şey ilave etmezler” diyor Allah. “Aranıza mutlaka fitne sokmak” yani Müslümanları birbirine düşürmek “üzere içinizde çaba yürütürlerdi… İçinizde onlara haber taşıyanlar vardır” “Muhbir olanlar vardır” diyor Allah. “Allah zulmedenleri bilir”, Tevbe Suresi, 47. “İnsanlardan öyleleri vardır ki, biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler” Münafıkların özelliği bu. “Oysa inanmış değillerdir” diyor Allah. “Sözde Allah’ı ve iman edenleri aldatırlar oysa onlar yal­­­nızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değillerdir. Kalplerinde hastalık vardır, Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlar için acı bir azap vardır.” (Bakara Suresi, 8-10) “Münafık erkekler ve münafık kadınlar bazısı bazısındandır.” Yani birbirlerine dosttur onlar diyor Allah. “Kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar.” Mesela İslam’ın yayılmasını istemezler ama ahlaksızlığın, kötülüğün, zulmün yayılmasını isterler. “Ellerini sımsıkı tutarlar.” (Tevbe Suresi, 67) Çok da cimri oluyorlar yani bütün ömürleri böyle geçer. (Sayın Adnan Oktar’ın 10 Şubat 2009 tarihinde Mavi Karadeniz TV’de yayınlanan canlı röportajından)

SAYIN ADNAN OKTAR MÜNAFIKLARIN DİN ALEYHTARI FAALİYETLERİNDEKİ ZİHNİYETİ ANLATIYOR

“Bazı münafık zihniyetli kişiler biraz çocuksu bir öfkeyle Allah-u alem, din ahlakına ve mukaddesata uygun olmayan çalışmalar yapıyorlar. Çünkü bu zihniyetteki kişiler, bizim aramızdayken anti-Darwinist oluyorlar. Örneğin namazlarını kılan, mümin, muttaki kişiler bizimleyken hakikaten anti-Darwinist çok yoğun faaliyet yapıyorlar. Darwinizm’in geçersizliğini, ara fosillerin olmadığını, bir proteinin tesadüfen olamayacağını herkese anlatıyorlar. Bilgili oluyorlar, araştırıyorlar ve çok detaylı anlatıyorlar. Dini de, İslam’ı da çok iyi savunuyorlar. Sonra bizden ayrıldıktan sonra, arkadaş grupları arasında herhalde uyum sorunu çıkıyor anladığım kadarıyla. ‘Siz Müslümansınız, biz sizin görüşünüze katılmıyoruz’ diyen kişiler olabilir. Onlara uyum sağlamak için bütün üsluplarını, tavırlarını değiştiriyorlar ve böyle daha değişik görüşte insanlarla, daha marjinal bazı insanlarla görüşmeye başlıyorlar. Onlara uyum sağlamak için benim gördüğüm, Kuran’a, dine sanki “Ehl-i Sünnet” inancında bakmıyormuş gibi, değişik bir görüşe sahipmiş gibi veyahut kabul etmiyormuş gibi bir üslupla onların yanına yanaşıyorlar ve o marjinal grupların kabulünü alıyorlar. Sırf onların desteklemesi için bunu yapıyor gibi görünüyorlar. Sırf onların etrafında yer edinebilmek için. Yoksa ben, bu tarz kişilerin yazdıkları mukaddesata uygun olmayan yazılara samimi olarak inandıklarına inanmıyorum. Çünkü bu kişiler anti-Darwinistler; Darwin’e hiçbir şekilde inanmazlar. Ama sorsan şu an, ‘inanıyorum’ derler. Ama mühim olan beynindeki inançtır. Beynindeki inançta kesin olarak inanmaz. Çünkü su gibi biliyorlar. Bizim kitaplarımızda anlatılan konuları su gibi biliyorlar. Dolayısıyla yaptıkları, insanların Kuran’ı ve İslam’ı daha iyi tanımasına vesile olur. Çünkü bu gibi kişilerin din aleyhinde yazdıkları böyle bir kitabı okuyan insanlar, buna karşı Hamiyet-i İslamiye ile dolarlar. Yani İslam’a karşı daha koruma hissi, daha heyecan meydana gelir. Dolayısıyla bu bizde bir kızma veya öfke meydana getirmez. Müslümanlarda bir rahatsızlık meydana getirmez. Onların şevkini artırır. Biraz reaksiyon kitabı bunlar. Yani içte meydana gelen bazı duyguların yansıtılması. Yoksa bu kişiler isteseler birçok konuda kitap yazabilirler. Yani niye dini hedefleyen bir kitap yazsınlar, değil mi? Neden Mehdiyeti hedefleyen kitaplar yazsınlar? Dönüp dolaşıp bu konunun etrafında dolaşmaları uyumla ilgili bir faaliyet, yani garip bir uyum faaliyeti. Yani bazı marjinal çevrelere uymak için yaptıkları atraksiyonlar diyebilirim inşaAllah. Onlar da inanmazlar buna, yaptıklarına. Hiç kimse buna inanmaz. Boşa gayret ediyorlar ve bundan dolayı da İslam’a, dine herhangi bir halel gelmez, bu tip din karşıtı yazılardan dolayı. Çünkü doğrusunu biz internet sitelerimizde çok detaylı anlatıyoruz. Çok kapsamlı herkes duyuyor, biliyor. Dolayısıyla böyle şeylerle olumsuz bir etki pek meydana gelmez. Pek değil, hiç meydana gelmez. Tabii ki kötü bir söz varsa o sahibinindir. Dolayısıyla kim çirkin bir söz söylerse Kuran’a, mukaddesata, o söz doğrudan kendisine ait olur. Kuran’a, mukaddesata bir söz ilişmez, gelmez. O havada kalır. Yani bir çirkinliği birisinin üzerine fırlattığında, o havaya kalkar, bir ters takla atar, onun kafasına içine girer, ağzına, burnuna dolar. Dolayısıyla o ilgili yere gitmez, Allah’ın öyle bir kanunu vardır. Bu tarz kişilerin biraz da tabii bilinçaltlarında 15 yıl dine hizmet etmiş olmanın pişmanlığı var. Onu geri almak istiyorlar, yani yaptıkları hizmeti geri almak istiyorlar. Halbuki milyonlarca insanın hakikaten imanına vesile oldular. Şimdi de o yaptıklarını geri alacaklarını düşünüyorlar. Geri alamazlar artık. Geri almak istedikçe daha da artar İslam’ın gücü, öyle bir şey olmaz. Allah o kişileri isteseler de istemeseler de İslam’a hizmet ettirdi. Muazzam bir hizmet verdiler. İmani, Kurani çok büyük çalışmalar yaptılar. Şimdi “Bundan pişman oldum” deyip, “Ben bunları geri almak istiyorum” dediklerinde, bu mümkün değildir. Yani verilen hizmet artık o Müslümanların safhına geçer, onların kaydına geçer, o sabit kalır. Almak istediği kadar yaptığı faaliyetler de, olduğu gibi yine İslam’a faydalı olarak döner. Bizim insanlarımız o kadar sıradan düşünen, yüzeysel düşünen fikirlere itibar etmez. Bu tip çırpınmalara da gerek yok. Yani bizden bazen ayrılan arkadaşlarımız, çeşit çeşit bu İslam’a hizmetlerinden kaynaklanan pişmanlığı dile getirmek istiyorlar. Mesela kimi silahlı saldırı düzenliyor değil mi? Kimi hakaret ediyor, kimi mahkemeler açıyor bize. Yani o nasıl oluyorsa oluyor, Allah’ın hikmeti. Mesela 15 yıl, 20 yıl hizmet ediyorlar, yani muazzam hizmet ediyorlar İslam’a, Kuran’a. Bir gün Allahualem şeytanın etkisinde kalıyorlar, tepe taklak dönüyorlar, bambaşka bir insan oluyorlar. Yani bambaşka bir varlığa dönüşüyorlar. Bu sefer yaptıkları hizmeti geri alma istekleri oluyor. Mesela bak üstünde durdukları konular ne? Allah, Hz. Muhammed (s.a.v.), din, Mehdiyet. Yani bu kişiler hakikaten Allah’a, Peygamber (s.a.v.)’e, İslam’a, Mehdiyet’e çok hizmet etmiş oluyorlar. Ama bugün onun pişmanlığını yaşıyorlar benim gördüğüm. Halbuki onları hizmet ettiren Allah’tı. O hizmeti durduran da Allah, o faaliyeti durduran da Allah, bu kitapları yazdıran da Allah’tır. Çünkü bu atağı yapacak ki, Müslümanlar daha çok coşacak, daha birbirine bağlanacak, daha şevkleri artacak. Eğer bu tarz bir atak olmazsa, Müslümanlara biraz meskenet ve bitkinlik gelir. Mesela bizden ayrılıp da, bize öfke duyan ve bu öfkesinden de adeta şiddetli bunalan kişilerin, deşarj olmak için kullandıkları birçok metot var. Bir tanesi bu tarz kitaplar yazmaları. Bir kısmı internette saldırıyorlar, dine, mukaddesata, İslam’a hakaretler yağdırıyorlar. Defalarca bizim evimizin önünde de suikast yapmaya kalktılar. En çekindikleri konu da, ya ben Mehdi (a.s.) olursam gibisinden bir şüpheleri var. Eğer ben öldürülürsem, Mehdi (a.s.) olmadığım kesinleşmiş olacak onların kafasında. Kardeşim benim öyle bir iddiam yok ki, niye oturup panik oluyorsunuz? Panik olan olana kardeşim, anlayamıyorum ben bunu. Yemin ettim daha ne olsun? Müslüman olarak yemin ediyorum, benim böyle bir iddiam olmaz diyorum. Bir böyle faaliyet yapan var. Mesela bir halk arasında konuşma yapanlar var. Mahkemelerde gizli şahit olarak karşımıza çıkanlar var. Mesela dine hizmet etmiş yıllarca, ağırına gitmiş, onun pişmanlığını bize dava açarak göstermeye çalışıyor, evet. Veyahut mesela bak gizli şahit var. Açık, aleni şahit olarak da var. Bu faaliyetler var. Yahut yurtdışındaki kişileri kışkırtmaya çalışıyorlar, yurtdışındaki internet sitelerinde faaliyet yapıyorlar. Yani çeşitler çok çok fazla. Bunlar bizim heyecanımızı arttırmak için zaten çok önemli unsurlar. Ben bu kadar coşkulu oluyorsam, bu tip olaylarla tabii coşkulu oluyorum aynı zamanda, yani onlar da beni hareketlendiriyor. Çünkü ben Müslümanlara yapılan her ataktan heyecanlanıyorum. Mesela ayette diyor; “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” diyor Allah (Nisa Suresi, 75). Ben de diyorum ki, “Elhamdülillah bana azim veriyor Yarabbim” diyorum. Şevkim artıyor.”  (Sayın Adnan Oktar’ın 6 Nisan 2010 tarihinde Gaziantep Olay TV’de canlı olarak yayınlanan röportajından)

2010-05-16 17:10:59

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top