PKKYACOZUM.COMhttp://pkkyacozum.compkkyacozum.com - Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 pkkyacozum.com 1PKKYACOZUM.COMhttp://pkkyacozum.comhttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Sayın Adnan Oktar'ın 17 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 17 Mayıs 2017

 

(Trump’ın IŞİD özel temsilcisi başkanlığındaki ABD’li bir heyet, Kobani’de PKK’nın Suriye kolu YPG yöneticileriyle görüştü. Toplantıda Trump’ın Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün yanında, Türkiye’nin başına dört milyon lira ödül koyduğu ve kırmızı listeyle aradığı PKK’lı Şahin Cilo kod adlı Abdi Ferhat Şahin yer aldı. Oda TV bu haberi “Trump ‘PKK’ya karşıyız’ derken özel temsilcisi yan yana poz verdi” başlığıyla verdi.)

Canım işte “Anlayın” diyor bu kadar basit. Bak ben açıkça söylüyorum bu metotların hiçbiri metot değil. Bu adamların dinine vuracaksın. Nasıl onlar bizim dinimize vurduysa biz de onların dinine vurmak zorundayız. Onların dini Darwinizm, materyalizm. Bak onların dinine vurduğumuzda bunlar mahvolurlar. Ve onlar kurnazlık yaptılar bizim dinimize saldırdılar Abdülhamit döneminde. Milyonlarca kitapla Osmanlı’yı Darwinist yaptılar ve mahvettiler. Şimdi bu belayı savuşturalım, bu yarayı tedavi edelim, Darwinist felsefeyi ortadan kaldıralım. Hem Avrupa’ya ve en başta İngiliz derin devletine çok büyük bir darbe indirmiş oluruz. Yer yerinden oynar bak dediğimi yapsınlar ve konu kökünden hallolur. Yoksa böyle alay eder gibi tavırlar zaten adım adım ilerleyecektir.

Çünkü bak onların düşüncesi şu “Türkiye Darwinist” diyorlar “zaten Darwinizm’i kabul ettirdik. Ayrıca gelenekçi Ortodoks İslam anlayışı var. Gelenekçi Ortodoks İslam anlayışında ne var? Kadın dövülüyor. Efendim namaz kılmayan öldürülüyor, sakalını kesen öldürülüyor. Hemen hemen her şeyin karşılığı ölüm. Ya dövme ya öldürme. Dolayısıyla dehşet verici bir görünüm var. IŞİD’de de aynı metotlar var. “Bunlar” diyor “aynı kafadalar, aynı mantıktalar.” Heykel görüyor IŞİD tükürüyor. Buradaki adam da gelip heykel gördü mü tükürüyor. Dekolte hanım gördü mü adam homurdanıyor, IŞİD de dekolte hanım gördü mü homurdanıyor. Aralarında fark yok bunların” diyor. “Bunlar büyük tehlike, bunları biz bir blok olarak düşünelim” diyorlar. Yani “IŞİD, El Kaide, Taliban ve Türkiye’deki gelenekçi sistem. Bunların hepsi bir bütün” diyor. Hükümeti de gelenekçi Ortodoks görüyorlar. Tayyip Hoca kabul etmiyor ama “Ben Kuran talebesiyim, Kuran’a göre hareket ediyorum, mezhepleri kabul etmiyorum” diyor. Ama genel tabanda yaygın olduğu için gelenekçi Ortodoks sistem İngiliz derin devleti o yönüyle onu görmez ve görmüyor. “Biz” diyor “bu bloka karşı bak burada adamlar var” diyor “bunlar Darwinizm’i kabul etmiş, materyalizmi kabul etmiş adamlar” diyor zaten oradan onlar bir puan almış oluyor PKK’lı oldukları için. “Ayrıca” diyor “bunlar İslam dinine karşı” yani bu gelenekçi Ortodoks sisteme karşı “çok iyi kullanabileceğimiz müttefikler” diyor. “Bunlara cinayet de işletebiliriz. Bölgeyi çok iyi tanıyorlar, her türlü ahlaksızlığı yapar bunlar” diyor. “Dolayısıyla o bölgede hem tutunmamıza imkan tanırlar hem de oradaki diğer gelenekçi Ortodoks Müslümanları sindirme ve yok etmede bize çok önemli destek sağlarlar” diyor. “O yüzden biz bunları muhafaza edelim, güçlendirelim ve destekleyelim” diyor. Tek darbe şekli Darwinizm’e vurmaktır yani hükümetin yapacağı tek şey. Onun dışında hiçbir mücadele metodu olmaz. Bediüzzaman’ın söylediği de odur, aklın söylediği, Kuran’ın söylediği de budur. Deccalin dinini ortadan kaldırmaktır. Deccalin dini Darwinizm’dir. Yani kainatın tesadüfler sonucu yaratıldığı inancı. Bunu ortadan kaldırmamız lazım.

 

Gelenekçi Ortodoks Sistem İngiliz Derin Devleti İçin Paha Biçilmez Bir Zemin

En mükemmel gelişeceği zemin o zemin. Hem dine karşı mücadele vermek için yani İslamofobiyi geliştirmek için en uygun sistem gelenekçi Ortodoks sistemdir. Dinsizliğin yayılması için de en uygun sistem yine gelenekçi Ortodoks sistemdir. Darwinizm’in de en iyi yayıldığı sistem gelenekçi Ortodoks sistem. Dikkat ederseniz gelenekçilerin arasında Darwinizm akıl almaz yayılıyor. Mesela bu Gladstone hatıra defterinde diyor ki “Bay Darwin’e gidip kendisini gördüm” diyor. Adamı çok beğendiğini söylüyor. Ardından da diyor ki “Bu Kuran” diyor “İslam’a inananların elinde bulundukça biz onlara hakim olamayız. Ne gerekiyorsa yapmalıyız. Bu Kuran’ı Müslümanların elinden kaldırmalıyız. Yahut Müslümanlarla Kuran’ın arasını açmalıyız” diyor. Şu an onu yaptılar işte. Hadisle Kuran’ın arasına bir engel koymuştu Cenab-ı Allah, “Sadece Kuran yeterlidir” dedi. Adamlar o engeli kaldırdı. Dolayısıyla hurafe olan hadisler Kuran’ın üzerine kapatıldı. Kuran’ı görünmez hale getirdiler. Hurafelerle, uydurma hadislerle Kuran görünmez hale getirildi. Bu da İngiliz derin devletinin bir oyunuydu.

 

(Rusya’daki Finans Üniversitesi Siyaset Bölümünden Doç. Dr. Gevork Mirzoyan, Trump’ın yakın çevresinden bazı isimlerin Gülen’i Türkiye’ye teslim edelim çağrıları yaptığını ancak bunun o kadar da kolay olmadığını söyledi.)

Bu edebiyatı kessinler kardeşim. Gülen’i kesinlikle vermezler. Olur mu? CIA’in bütün istihbaratı kapanır. Yüzde 95 istihbarat sağlayamaz. Bütün dünyadan ana istihbarat onların vesilesiyle oluyor. Bunun olmayacağı açık. Bir de ayrıca Fethullah Gülen ve talebeleri oradayken “Biz Amerikan vatandaşıyız” diyor. Yani “Bizim ülkemiz, anavatanımız Amerika” diyorlar anavatanı Amerika, adam öyle diyor. İngiltere’de olan FETÖ’cüler de “Bizim anavatanımız İngiltere” diyorlar.

 

Stresin Nedeni İnsanın Zayıf Yaratılmasıdır Ve İmansızlığın Çok Yaygın Olmasıdır, Tehlikeli İnsan Sayısının Çok Fazla Olmasıdır

O yüzden insanlar kendilerini güvende göremediği için içgüdüsel olarak korku ve teyakkuzla yıpranıyor ve korku ve teyakkuz her yerini kaplıyor. O da şiddetli kasılma ve stres meydana getiriyor. İnsanlar eğer güvenilir olsa, sevgi dolu bir ortam olursa o doğal olarak tamamen insanın üzerinden kalkar. Ama sokağa çıkıyor sevgi yok, eve geliyor sevgi yok. İnsanlar birbirlerine karşı samimi değiller, güvenilir değiller. Güvenilir insan bulamıyor, yani hepsinde olmasa da büyük bölümünde böyle. O da onları tabii çok şiddetli kasıyor ve geriyor. Bunun adına stres diyoruz. İmanla, Kuran’la bu mesele hallolur. Mehdiyet’le hallolur. Başka türlü hallolmaz.

 

(Şunu merak ediyorum. Toplumu bu raddeye getiren saldırganlığın bir çözümü var mı yakın zamanda?)

Saldırganlığın kökeni Darwinizm. Darwin ne diyor? “Sen bir hayvansın” diyor. “Hayvanlar birbirleriyle mücadele ederler” diyor. “Güçlü olan hayvan zayıf olan hayvanı yok eder” diyor. “Dünya da hayvanların bir mücadele alanıdır” diyor. Sen adamı böyle eğitirsen ne oluyor? Adam hayvanlaşıyor. Komünist, terörist oluyor. Karşısındakini zayıf görüp şehit ediyor. Dolayısıyla en mühim mücadele Darwinizm ile olması gerekiyor. Devletin bu görevi öncelikli birinci görev olarak yerine getirmesi lazım. O zaman dünya çapında büyük bir zafer kazanmış oluruz. Hem PKK yok olur hem dünyadaki bütün terör örgütlerine en büyük darbeyi indirmiş oluruz.

 

(Kişilik gerçekten değişebilen bir şey midir?)

Tabii. Mesela adam çok sinirli, ters aksi bir insanken çok hoşgörülü, sevecen, güzel huylu oluyor. Mesela çok yalancı, samimiyetsizken çok samimi, doğru konuşan bir insan haline geliyor. Tabii bu Kuran ile olur, imanla olur, akılla olur.

 

(Neden hemşirelere hasta yakınlarının fiziki ve sözlü şiddet uyguladıklarını anlayamıyorum. Bunun için bir çözüm bulabilir misiniz?)

Dün evvelki gün de televizyonda seyrettim. Adamlar baltayla falan saldırıyorlar. Bir kere doktorlar için sığınma odası yapılması lazım. Yani her yer cam çerçeve, incecik çıtalarla yapılmış. Omuz itti mi konu bitiyor. Öyle değil. Çelik kapılı, duvarları da öyle çok muhkem güçlü rahatça sığınabilecekleri güvenlik odaları gerekiyor, bir tane değil birçok yerde olması lazım. Mesela ameliyathanede, acil cerrahi bölümünde, birçok yerde, orada telefon dışarıyla bağlantı kuracak şekilde, hava alacakları sistem, yiyecek, şu bu falan. Çünkü adamlar bazen bir saat falan bekliyorlar onları. Polis gelinceye kadar onların orada kendilerini muhafaza edeceği bir sistem gerekiyor. İlk planda pratik bu çözüm olur. Çünkü doktorlar doktor odasına kaçıyor ama adamlar bir omuzla kırıyorlar kapıyı giriyorlar. Oraları zaten yani o tarzda muhkem yapılmıyor özellikle. İnce çıtalarla falan böyle yani Japon mimarisi ile yapılıyor adeta yahut perdeyle kapatılıyor hafif. Ama böyle muhkem yerler olduğunda kadınlar veyahut oradaki beyler, işçiler, görevliler o çelik odalara girerler. Telefon ederler güvenlik çağırırlar. İkincisi orada mutlaka polis bulunması lazım, özellikle acil serviste. Zaten gelenler çok stresli oluyorlar acil servise gelenler. Yani onları doktorlarla muhatap etmek her zaman güvenli olmaz. Çünkü hasta yakını mesela babası ölmek üzere yahut ölmüş, adamın gözü dönmüş olarak geliyor. Orada çatacak saldıracak adam arıyor. Doktor sebebiyle öldüğünü iddia ediyor mesela çok münasebetsiz. Adam zaten ölü geliyor, “sen müdahale edemedin, acil müdahale edemedin” diyor. Doktor daha göğsünü açınca dinliyor, “ölmüş” diyor. Adam direkt doktora saldırıyor o öfkeyle. Onun için oralarda yani acil cerrahi bölümünde ve acil bölümlerinde yeterli miktarda polis bulunması lazım. Yani kuvveti yerinde, ani müdahale edebilecek polis bulunması lazım. İkinci önlem olarak da bu olması lazım. Yoksa acilde doktorların görev yapması imkansız hale gelir, çok çok zor. Bağıran, çağıran ağlayan, saldıran, yani bu kolay iş değil. Doktor da nihayetinde bir insan yani bunu zorlaştırmayalım, kolaylaştıralım.

 

(Benim bir tane çok merak ettiğim soru var. Türkiye’de neden bu kadar rahat değiliz, yani işte böyle yolda yürürken neden yani “ne bakıyorsun kardeşim?” diye kavga çıkıyor. Hani böyle daha doğal, daha rahat, daha cool olsak bence daha güzel olur.)

İşte arkadaşımız kardeşimiz belanın çok küçük bir bölümünü fark etmiş, o bile ona yetmiş. Darwinist eğitimde adam karşısındakini hayvan gibi görüyor. Tesadüf sonucu oluşmuş hayvan olarak görüyor ve nefret ediyor. Sevgisi olmuyor. Yolda hanımlar araba kullanırlarken acayip saldırganlaşıyor insanlar. Ben görüyorum sık sık, bayağı ters davranıyorlar. Kadınlara sevgi yok, çocuklara sevgi yok, delikanlılar birbirlerine tahammül edemiyorlar. Kavga için en ufak bir şeyde bahane arıyorlar. Kurşunla birbirlerine şiddet uyguluyorlar. Bu nasıl halledilir? Allah sevgisi, Allah korkusuyla, iman hakikatleri, Kuran mucizelerinin anlatımıyla yani Mehdiyet’le. Mehdiyet’in dışında bir yol olmadığını Allah bize gösteriyor.

 

(Sizce işitme engelli bireylerin gelecekte daha rahat yaşamaları için ne yapılmalı?)

Cihazlar geliştirilebilir. Toplum o mübarek insanlara göre eğitilebilir yani işaret diliyle konuşma açısından. Ama daha çok teknik önlemler alınabilir. Avrupa’da alınan teknik önlemler var ama yetersiz bence. Daha da genişletilebilir. Bir de işitme engelli olan kardeşlerimiz kendilerini tanıtıcı bir şey bulundursalar üstlerinde insanlar daha kolay bağlantı kurup yardımcı olabilirler. Mesela bilmiyor. Araba korna çalıyor adam mesela duymuyor. O bağırıyor, küfrediyor. Halbuki ufak bir işaret olsa onu gösteren, orada arabayı durdurur gerekirse, daha akılcı, daha makul tedbir alabilir.

 

(Benim sorum Türkiye’de neden sanata ve kültüre önem verilmiyor?)

İşte en büyük dert de o zaten bizim de anlattığımız; kalite, sanat, kültür. Defalarca söyledim, “sanat ve kalite bakanlığı kurulsun” diye. Çünkü kültürün gelişmesi kaliteyle olur. Kalite yoksa kültür oluşmaz. Sanat da kaliteyle olur, kalite de akılla olur. Allah korkusu, Allah sevgisiyle olur, temizlikle olur, nezaketle olur, derin düşünmekle olur. Vehbi bir ilimdir sanat. Kalite de yani müminin cennet özleminden kaynaklanır.

Kültür ve sanat son derece hayati hayatın güzelliğidir. İnsanın ruhundaki cennet özlemidir. Eğer kalite, sanat, güzellik yoksa hayatın anlamı kalmaz. Sevgi yoksa hayat bitti demektir, yaşamanın anlamı kalmaz.

 

Türkiye’nin Neşesi Sevinci İmanla Gelir

İnsanların bu kadar üstüne gidersen, Darwinist, materyalist sistemi insanlara böyle dayarsan, FETÖ bir yandan bastırıyor, İngiliz derin devleti bir yandan bastırıyor, bu millet bunu kaldırmaz. İnsanların neşesi kaçtı. Birçok insan saldırganlaştı, genç kızlar korku içinde. Birçok insan korku içerisinde. İnsanların büyük bölümü mutlu değil. Böyle olmaz. İman ön plana çıkacak. Kuran ön plana çıkacak. Darwinist, materyalist, şeytani sistem tamamen ortadan kalkacak.

 

(Bir hadis okumak istiyorum. “Hz. Mehdi aleyhisselam zamanında sevgi ve şefkat dünyanın köşe bucak her yerine hakim olacaktır.” (İkbal-ül Amel, sayfa 507; Bihar-ul Envar Cilt 21, sayfa 312))

Doğru. Mehdiyet bütün dünyanın gıdasıdır. Mehdiyet olmadan dünya şu an artık yaşayamaz. Yani ya ölecek, ya Mehdiyet’le dirilecek. Bütün insanlar mutsuzluğa ve çöküntüye doğru gidiyor. Bu Allah’tan gelen bir taun, bir bela, duhan zuhuru yani bu. Kuran’da belirtilen duhan. Yani iç sıkıntısı ve mutsuzluk bütün dünyayı kaplayan bir felaket, bunun ismi duhan olarak geçer. Duhan Suresi’nde de geçer ayette, Kuran’da. Mehdiyet’in çıkış alametlerinden birisidir duhan zuhuru.

 

(Rusya Parlamentosu Alt Kanadı Duma Milletvekili Nikonov, Fethullah Gülen’in CIA için çalıştığını ve Amerika’nın Gülen’i Türkiye’ye iade etmeyeceğini öne sürdü. Rusya Bilimler Akademisi Araştırma Görevlisi Ruslan Kurbanov ise: “Türkiye halkı meşru cumhurbaşkanı ve egemenliği için ayağa kalktı. Türkiye’de darbe girişimi yaptıran güçler, Ukrayna’da da darbe yaptı. Rusya’yı da karıştırmak istiyorlar. Gülen ağını CIA’in kendisi oluşturdu. Gülen’in yeşil kart başvurusunun reddi yönündeki kararın düzeltilmesi için açılan davaya destek verenler arasında CIA eski çalışanları George Phidias, Graham Fuller, Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Morton Abromovis gibi isimler var.” dedi.)

Fethullah Gülen onların üstünde zaten. Yani mevki ve güç olarak onların üstünde. Şu an Amerikan devletinin, İngiliz devletinin çok önemli bir elemanı Fethullah Gülen. Konuyu anlamadılar yani tam tarif edemedik herhalde biz. İngiliz derin devleti deccaliyettir ve bu adamları yuttu, pençeledi yani. İngiliz derin devletini, deccaliyeti hafife alırsan deccal daha da gelişir, daha da azgınlaşır. Bak biz atak yaptık İngiliz derin devletine, bir anda Türkiye’ye muhabbetleri kaynamaya başladı. “Aman sizinle ticaret yapalım, canımsınız, ciğerimsiniz. Vay zalimler darbe mi yaptılar size? Onların eli kırılsın” falan diye böyle ilginç laflar etmeye başladı adamlar. İngiliz derin devleti bizzat darbeyi yaptıran.

Darwimizm’e Türkiye bir atak yapsa, bunlar samimi diyorum mahvolurlar yani hayret edeceğiniz şekilde şoka girerler. Bütün dünya ayağa kalkar, yani yer yerinden oynar. Darmakeşan olurlar. PKK falan böyle ağız felci geçirmiş gibi ne yapacağını şaşırır. Yerle yeksan olurlar. Bütün mesele Darwinizm’de.

 

(Engellilerin yaşam kalitesini artırmak ve toplumu daha fazla bilinçlendirmek için ne yapabiliriz?)

Engellilere karşı sevginin olması için önce insana sevgi, en başta Allah’a sevgi, Allah’tan korkacak. Adam Allah’tan korkmuyorsa, Allah’ı sevmiyorsa zaten insanı da sevmiyor, çocuğu da sevmiyor, engelliyi de sevmez, hayvanı da sevmiyor, bitkiyi de sevmiyor. Bitkileri eziyor, hayvanın kuyruğunu kesiyor, insanı öldürmeye, dövmeye çalışıyor, çocuğu eğer görmezlerse öldüresiye dövüyor, kadını silahla vuruyor veyahut ağır yaralıyor. Engelliyi dinler mi adam? Hepsinin başı Allah korkusu, Allah sevgisidir, Darwinist materyalist eğitimin durdurulmasıdır. Yani Mehdiyet. Engellilerin cennet gibi yaşayacağı dönem, Mehdiyet dönemidir.

 

(Samsun Büyükşehir Belediyesi insanlık tarihinin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Tekkeköy Mağaralarını tanıtmak için etkinlikler düzenliyor. Daha çok turist çekmek amacıyla bölgede sözde ilkçağlarda bu mağaralarda yaşayan insanları simgelediği iddia edilen heykeller yaptırmışlar. Resimlerini gösteriyoruz. İnsanlığın bir zamanlar sadece kaba, taş aletler kullanılan, medeniyet ve teknolojinin bilinmediği bir dönem yaşadığı izlenimini vermişler.)

Yani Hz. Adem (as) yoktu, böyleydiler falan gibisinden. Halbuki Hz. Adem (as) devrinde Avrupai ve çok güzel insanlar vardı. Hz. Adem (as) de çok şık ve çok yakışıklı bir delikanlıydı. Dolayısıyla böyle vahşi bir hayat, böyle şuursuz, dinsiz, akılsız, yarı hayvan gibi bir hayat yoktu. Belediye niçin bunu yaptı, neden yaptı, bakanlık araştırma yaptırsın. Vatandaşlar da mektup yazsınlar, protesto etsinler. Herkes bu yanlışlığı onlara aktarsın. Samsun dindar insanların olduğu bir yer. Çok büyük zarar verir. Eğer yaptığının farkında değilse, yaptığı zararın ne olduğunu ona anlatmak lazım. Tekkeköy Mağaraları, şu an CHP milletvekili olan Hayati Tekin, eskiden Samsun Belediye Başkanı iken yaptırmış. O zamandan kalmaymış. Çok acı. CHP’liyim diyorsun. CHP’li insanlar dindar, aklı başındadırlar. Sen onu yaptığında adam, PKK’lı ne yapar? Kudurur. Sen PKK’lıya ne diyorsun? Senin atan böyleydi diyorsun. Adam da diyor ki evet ben de böyleyim, atama benziyorum ben de diyor. Ben de baltayla millete saldırıyorum diyor, ben de adam öldürüyorum diyor. Ben de vahşiyim diyor. Dolayısıyla sen atan böyle vahşiydi dersen, adam da sana karşı vahşi olur. Çok büyük hata yapmış.

 

(IŞİD Sonrası Kürdistan ve Irak’a Bakış Paneli’nde konuşan Kürdistan Güvenlik Konseyi Müsteşarı Mesrur Barzani, “Sykes-Picot Anlaşması’nın bölgede yarattığı sorunları hatırlatarak ve özellikle Kürtler üzerinde tahribat yaptığını belirterek, batı ülkeleri yüz yıl önce yaptıkları yanlışı düzeltmeli” dedi.)

Sykes-Picot’yu İngilizler yaptı kardeşim. Niye batı ülkeleri diyorsun? Batı ülkeleriyle ne alakası var Sykes-Picot’un? Direkt İngiliz derin devletinin yaptığı bir anlaşma. Yani metnini hazırlayan onlar. Bak bir türlü diyemiyorlar İngiliz derin devleti diye. De açıkça, rahat ol. Ama bu aşamaya gelmiş olmaları da çok iyi. Çünkü yüz yıldan beri ağızlarına almıyordu bunlar. Bak hiçbiri yüz yıldan beri ağızlarına almıyorlardı. Sykes-Picot’yu ve diğer olayları biz söyledikten sonra herkes söylemeye başladı. Yani İngiliz casusların adını da anamıyorlardı, İngiliz derin devletinden de bahsedemiyorlardı. Bak televizyonlar, gazeteler her yer biz ana kapıyı sonuna kadar açtıktan sonra rahat rahat konuşmaya başladılar.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan “Rakka boşaldıktan sonra oraya kim girecek?” diye sordu ve şunları söyledi; “Münbiç’i boşalttık dediler ama böyle bir şey olmadı. Nitekim hala oradalar. Münbiç’te, Rakka’da DEAŞ’ı bitirdiğiniz zaman oralara kim yerleşecek? Oraların yerli halkı kim? Araplar. Peki oraları siz Kürtlerle dolduracak mısınız? O zaman Araplarla Kürtleri vuruşturacaksınız demektir” dedi.)

Şimdi anlaşılmayacak gibi değil. Tabii ki PKK’yı dolduracaklar oraya. Pek tabii ki bir PKK devleti kurmak istiyorlar. Aylardan yıllardan beri onu söylüyoruz anlaşılmayacak gibi bir şey değil. Silahlı müdahale de o kadar kolay değil şu aşamadan sonra. O anda mümkündü dediğim yıllarda. Yani iki, üç yıl önce mümkündü. Ama şu an Amerikan ordusuyla iç içeler. İngiliz askerleriyle de iç içeler. Çok daha güç hale geldi çünkü birbirinden ayırt etmek bayağı güç. Bir operasyon yapılsa kim kimdir nasıl ayırt edecekler bilmiyorum. Ama Darwinist, materyalist, Marksist düşünceye karşı Türkiye esaslı bir vuruş yaparsa bu darmakeşan eder. Meydana gelecek şoku tarif edemem. Mahvolurlar adeta. Bunu mutlaka yapalım.

 

(Ben gerçekten merak ediyorum da insan ruhu nerede acaba?)

Çocuklar ruhu bilmiyorlar demek ki onu bir ara kapalı olarak anlatmak lazım. Burada da bütün maddelerin tamamı canlı aslında hepsi canlıdır maddelerin. Otlar, bitkiler, ağaçların hepsi canlıdır. Ama tabii eğer cennet modunda sebep ortadan kalkarsa aklın ihtiyari kalkar. Mesela biz burada konuşuyoruz bütün dünya duyuyor bu normal bir şey değil bu. Makul görüyoruz niye? İşte alet edevat var, bunlar var ses dalgaları. Hiç alakası yok doğrudan mucize olarak yaratılıyor. İnsanların tabletinde de mucize olarak yaratılır. Tablette olayın olmasından kaynaklanmıyor. Tabletin de hiçbir mantığı yok tablette böyle ekranda insan görüntüsü falan oluşmaz. Böyle üç boyutlu görüntü oluşmaz. Yok bir artı ikiden oluşuyor bilmem ne falan. Böyle anlatılanlarla olayın gerçekliği bambaşka. Bilim adamları da şaşırıyor neden olduğunu bilmiyorlar. Ama oluyor. Bu görüntülerin şunların bunların oluşması öyle makul gibi gösteriliyor ama tamamen yaratılışı Allah’a aittir. Sadece sebep zinciridir onlar. Mesela sesimiz. Aynı bu ses, aynı konuşma milyonlarca insanın evinde aynı anda yaratılıyor. Aynı yüz mesela üç boyutlu yaratılıyor şu an yaklaşık üç boyut gibi ama gelecekte, daha ileri gelecekte doğrudan odanın içerisinde konuşacaktır insanlar. Üç boyutlu olarak. Tıpkısının aynısı olarak konuşacak. Hiç fark edilmeyecek görüntü olduğu. Allah onu istese bir de sertlik verirse, o görüntüye sertlik verildiği an yani o görüntüye dokunduğunda dokunma hissi verildiğinde, parfüm hissedildiğinde, ısı hissedildiğinde ne olmuş olur o? İnsan olmuş oluyor, normal insan olmuş oluyor. Sadece ruhu yok. Allah içine ruh koydu mu insan olmuş oluyor işte bu kadar. Allah için yaratmak öyle zor değil. Ama onu yaratan da Allah’tır. Makineyle sen onu yaratamazsın. Aletle yaratamazsın.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/248743/sayin-adnan-oktarin-17-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/248743/sayin-adnan-oktarin-17-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170517t_04.jpgThu, 25 May 2017 17:45:40 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 10 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 10 Mayıs 2017

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, İngiltere Başbakanı Theresa May ile telefonda görüştü. Theresa May, cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel sorunlar hakkında da görüş alışverişinde bulunulduğu ve ikili ilişkileri her alanda ileriye taşımanın öneminin konuşulduğu söylendi.)

İngiliz derin devletinin azgın, delice atakları devam ediyor. Ben Theresa May için demiyorum da. O yüzden Tayyip Hocamı lider olarak korumak çok önemli Türk Milleti için. Hatta Türki devletler, İslam alemi için de önemli. Parti, herkes istediği partiyi seçsin ama şahsını ısrarla ve kararlılıkla korumak lazım.

 

(Bundan yaklaşık dört yıl önce, Suriye’deki savaştan kaçanları taşıyan bir göçmen teknesinin Akdeniz’de su aldığı için yardım çağrısı yaptığı ancak İtalya ile Malta’nın saatlerce yardıma gitmeyerek göçmenleri ölüme terk ettiği ortaya çıktı. Tekneden sahil güvenliği arayan Suriyeli bir doktor; “Burada üç yüz kişiyiz. Yüz kadar çocuk, yüz kadın var. Tekne batıyor, lütfen acele edin” çağrısında bulunmuş. Ancak İtalyan yetkili; “Malta’yı arayın. Orası size çok daha yakın” deyip, yüzüne kapamış. Malta’yı aramışlar. Orası da; “Asıl İtalya size yakın. Orayı geri arayın” demiş. Saatlerce süren bir dizi telefonun sonucunda gemiye beş saat sonra bir yardım gönderdikleri için, 60’ı çocuk, 268 kişi hayatını kaybetmiş.)

İşte çok büyük bir zulüm. Çok çok büyük bir zulüm. İngiliz derin devleti oralarda hakim. Yani oradaki o kararların alınmasında İngiliz derin devletinin etkili olduğu açık, anlaşılıyor. Çünkü normal İtalyanlar dindardırlar. Öyle bir şey yapmazlar. Her yeri kaplamış adamlar. Çok çok dikkatli olmak lazım. Onun için ben diyorum Tayyip Hoca’ya çok esaslı destek verelim diye. Tehlike büyük.

 

(CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 için diğer partilerle ortak aday mesajı verdi. Meclisteki makamında gazetecilere konuşan Kılıçdaroğlu, 2019 için; “Diğer partilerle konuşacağız. Yüzde 49 sadece bizim gibi davranarak aday belirleme sürecine girersek yanlış olur.” CHP lideri bu açıklamasıyla Ekmeleddin İhsanoğlu benzeri bir modelle 2019’a hazırlanacağını açıklamış oldu. İlk görüşmeyi Saadet Partisi’yle yapmayı düşünen Kılıçdaroğlu’nun ardından Akşener’le görüşeceği söyleniyor.)

Tayyip Hoca gerçekten iyi delikanlı. Onlar bir türlü anlamadılar bunu. Kardeşim bakın İngiliz derin devletinin muhasarası var. Gladyo devam ediyor. Kaldırdılar falan diyorlar ama gladyo devam ediyor. NATO kullandı gladyoyu, P2 mason locasını. Bakın, adamlar buraya adamlarını gönderiyorlar. Çok büyük olaylar var. O yüzden Tayyip Hoca’nın mücadele şekli mükemmel. Kararlılığı da mükemmel. Öyle bir lider de kolay kolay da bulamazlar. Onu görevden almak değil bilakis takviye edip, teşvik edip, yardımcı olup, görevde kalmasını sağlamaları lazım. Tayyip Hoca Osmanlı delikanlı, kabadayı, yiğit delikanlı. Ondan başka da kimse dayanamazdı zaten. Bakın AK Partili falan değilim ben. AK Parti’yle falan hiç alakam yok açıkça söyleyeyim. Şahsını mutlaka desteklemeleri gerekir. Yani şu an olabilecek en iyi lider tipi o. Gayet iyi, Anadolu delikanlısı, mazlum, kendi halinde. Azmi iyi, kararlılığı da iyi, çalışkanlığı da iyi. İmanı, şevki de güzel görünüyor. Sakın ha, bilakis CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu gitsin, konuşsun, anlaşsın Tayyip Hoca’yla. Bütün gücüyle destek versinler. AK Parti olayından çıktı olay. AK Parti’ye alakası yok. AK Parti’yi düşünmesinler AK Parti olarak. Şahsı olarak düşünsünler. Hakikaten yetenekli yani. Ben Mehdiyet devrinin de cumhurbaşkanı olacağına inanıyorum. Yani çok yetenekli, bayağı çalışkan. Ne gerek? Hazır böyle birisi varken daha ne istiyorsun? Tayyip Hoca’nın iyi yönü; izzeti nefsine çok düşkün, gururlu ve inatçıdır ve kabadayıdır. Bu çok iyi bunlar. Bu yönüyle biz onu görevde tutalım. Hizmet versin. Türkiye’yi bu badireden geçirir o. 2023’leri falan hepsini geçirtir. Gayet de güzel olur. Yani ne gerek var? Kendi evladımız varken, ona sahip çıkmak varken niye iş çıkartalım?

 

(Irak Başbakanı Haydar El İbadi, PKK’nın Kerkük kent merkezinde örgüt paçavrası ve Öcalan posterlerini asmasıyla ilgili konuştu. “Bu tür hareketleri kabul etmeyiz. Çünkü yeni çatışma kapısı aralayacak. PKK ile çatışmaya girmek istemiyoruz. Aynı zamanda PKK’nın komşu ülkelerimizle yani Türkiye gibi ülkelere karşı saldırıda bulunmasına da izin vermeyiz. Bunu anayasamız da reddediyor” dedi.)

İyi, güzel demiş. Aslında Türkiye Irak’a tam sahip çıkarsa, toprak bütünlüğünü çok ısrarlı koruduğunu söylerse bayağı rahatlar adamlar. Tabii ki öyle bir şey yok da bizim oradan toprak alacağımızı düşünüyor onlar. Bu konuyu çok iyi vurgulamak lazım. Suriye de ondan çok çekiniyor, Irak da. Öyle bir derdimiz yok kardeşim bizim. Zaten Müslümanlar kardeş. Biz niye gidip oradan toprak alalım ki? Hayır, aldığımızı farz edelim. Yine Müslümanlara ait bir yer olmuş olacak. Ne fark eder, ha onlarda ha bizde, ne fark eder? Dolayısıyla bizim orada bir fütuhat derdimiz yok. Öyle bir şey de yok. Bunun çok iyi vurgulanması lazım. Yani defalarca vurgulanması lazım. Yoksa Irak bize bayağı ahbap, dost yani. O dengenin çok iyi vurgulanması gerekiyor. Suriye’nin topraklarında da hiçbir şekilde gözümüzün olmadığını çok iyi vurgulamamız lazım. Devletini esas almak lazım. Bir de Suriye’den geliş gidişleri yasaklamışlar herhalde bir şekilde. Bir problem var anladığım kadarıyla, vize olayında, pasaportta çok ciddi sorunlar var. Bir kere bunu kaldırsınlar. Suriye’den siyasetçiler buraya gelebilsin, bilim adamları, profesörler falan. Burada bir durum değerlendirmesi yapalım, Türkiye’de. Adamlar gelemiyorlar. Gelsinler, bir şey yok. Gelsinler konuşalım, durumu bir değerlendirelim. Siyasetçilere, bilim adamlarına yasağı kaldırsın Türkiye, vize yasağını. Var orada dostlarımız mesela mason dostlarımız falan var Suriye’de. Gelemiyorlar. Yani bunun düzeltilmesinde fayda var.

 

Ramazan Çok Zevklidir. Müslümanlara Neşe, Heyecan Veren Bir Güzelliktir  

Ramazan ayı, çok zevkli ramazan. Acayip heyecanlı. Şimdi bak köşkün sofrasını ta şimdiden hazırlattım ramazan için. Sabırsızlığıma bak ki tabakları falan şu andan koydurdum. Çatalları, kaşıkları, her şeyi, tuzluğunu, biberliğini, hepsini. Ramazan bereket ayıdır, ferahlık ayıdır, güzellik ayıdır. Ve hiç namaz kılmayanlar namaz kılıyor o ayda. Çok sevindirici, bayağı güzel. “Ramazandan sonra sen namaz kılmıyorsun. O zaman niye geliyorsun camiye?” diyor. Bu münasebetsizlik. Ömründe bir kere bile namaz kılmış olsa o mümindir. Adamı niye üzüyorsun, niye rahatsız ediyorsun? Yahut oruç; üç gün, beş gün bile oruç tutmuş olsa Müslümandır o. Yani yapabildiği kadar yapsın. Niye şevkini kırıyorsun, heyecanını kırıyorsun? Ramazan ayını Allah bizlere nimet olarak veriyor. Ferahlık ayıdır. Ruhların huzur bulduğu, dinlendiği aydır. Bütün insanların yüzüne bir nur gelir, bir ferahlık gelir dikkat ederseniz ramazan ayında. O ayın klasik bir etki gücü vardır. O mesela metafizik. Herkes de bu hissediliyor. Ramazan geçtikten sonra o kalkıyor insanların üzerinden. Ama ramazanda o ferahlık olur. Ramazan manevi bayramdır, başından sonuna kadar. Hiç bitmesin ister insanlar da.

Kıyametin Yakın Olduğu Doğru. Bediüzzaman Hz.lerinin Verdiği 2120 Tarihi De Hadislere Göre Doğru Ve Diğer İnançlarla Da Uyumlu

Kıyamet yakın, bu doğru. Yani Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği doğru, çünkü Peygamberimiz (sav)’in hadisleri doğru, onunla da uyumlu. Tevrat’taki bilgilerle de uyumlu. Ve diğer bütün dinlerin açıklamalarıyla uyumlu. İncil’le de uyumlu. İncil’e göre de kıyametin çok yakın olduğu anlaşılıyor, Tevrat’a göre de ve diğer geçmiş dinlere göre de. Mesela Budist inancına göre de son zamandayız. Ateşe tapanlar, o da hak dinin bozulmuş şekli. Ona göre de son zamandayız. Yani bu yüz yıldan sonra artık bozulma başlıyor ve kıyamet. Bediüzzaman 2120 gibi diyor. 2017’deyiz, düşünün. Yani kapıda adeta. Hayret edecek şekilde Kuran ayetleriyle, hadislerle tam mutabık olarak çıkıyor hakikaten. “Bu Allah Katındadır” diyor. “Tabii ki kesin bilgiyle bilinmez ama bu kadar mutabakat hayret vericidir ve çok güçlü bir işarettir” diyor. Ama tabii hadislerle de tam uyumlu olduğu için; 7 bin yıldır diyor ya, 5600’ü geçmiştir. Onunla da tam mutabık. O zaman zaten hakikaten başka vakit kalmamış oluyor. 1400’le 1500 arasında bitmiş oluyor. Zaten 1506 gibi diyor. Bak 1505 atlama tarihi. Ama 1506 artık eşik. Yani 56, 5-6 eşik oluyor. “Ondan sonra bozulma başlayacak” diyor Bediüzzaman. Hicri 1506. “1545 gibi de kıyamet kopacak” diyor. Yani 2120 gibi. Allahualem diyor. İsterlerse bir yere, kayaya bir yere yazsınlar. Herkes görecek inşaAllah.

 

(“Sayın Adnan Oktar Bey, İngiliz derin devletini nasıl fark ettiniz?” sorusuna cevap)

Bir münafık kanalıyla fark ettim. Hayrettir, Allah’ın hikmeti. Yani eğer o münafık olmasa gerçekten fark edemezdim. Yani fark edilecek gibi değil. Dünya fark edememiş. Ama onların adamı olduğu için gayriihtiyari çok fazla delil verdi. Oradan yakaladım. Yoksa fark edilecek bir şey değil. Bu da Allah’ın bize bir lütfu. Yani aklımın ucundan geçmiyordu, kimse bilmiyordu. Hükümet de bilmiyordu. Hiç kimse bilmiyordu. Ortadoğu’daki hiçbir hükümet bilmez İngiliz derin devletini. Daha yeni fark edildi. Büyük bir hayret hatta bazı insanlar dehşetle olayı değerlendirdi. Atak üstüne atak yapılıyor. Bütün televizyon kanalları şu an. Yani milliyetçi tabir ettiğimiz yahut milli denilen televizyon kanalları hep İngiliz derin devletinin üstünde duruyor şu an. Bakın mesela bize yapılan şu son mason atağı da İngiliz derin devletinin teşvik ve planıyla oldu. Şimdi onun belgelerine de ulaştım. Yani bunlar çok büyük olaylar. Ama İngiliz derin devletinin tabii belini kıran, asıl atağı yapan olduğumuz için ana hedef konumundayız şu an. Bak, kitap şu an 3 kilo 200 grama çıktı. Yani bunu kaldırabilecekler mi artık bilmiyorum? Baştan sona kadar belge, hepsi belge. Hepsi bilimsel, tarihi belgeler. Ve yüzlerce belge. Şimdi ikinci cilt bitmek üzere. Yani baskıda. Orada da şu an çağımızın yani şu asrımızın derin devlet yapılanmasındaki ataklar, asrımızdaki ataklar yani şu anki zamanı anlatıyoruz. Muazzam.

 

Kuran'da Başörtüsü Yoktur. Gerekli Durumlarda, Kadının Kendisini Koruması İçin Çarşafla Örtünmek Vardır. Kadın Bunu Vicdanıyla Ayarlar

Saç açmak niye zina olsun, niye günah olsun? Bütün İslam aleminde hanımların başı açık. Bir kısmı da kapalı. Kimi tozdan korunmak için kapatıyor, kimi saçı bazen bakımsız oluyor kapatıyor. Bazısı da bilmediği için, dini inancından kapatıyor. Var zannediyor Nur Suresi’nde. Bazıları da çarşaf örtünemediği için çarşaf niyetine kapatıyor. Kuran’da başörtüsü kesinlikle yok. Kesinlikle yok. Nur Suresi’ndeki ayeti defalarca açıkladım. Hatta çok büyük bir skandal, hadisi akıl almaz garip yorumlamışlar. Çok çok büyük bir hataya düşmüşler ama çok küçük düşürücü hatalara düşmüşler. Kendilerince bir taktik yapmışlar ama Allah ayaklarına dolamış. Nur Suresi’nde veya Kuran’da başörtüsüyle ilgili tek bir kelime yok. Fakat Ahzab Suresi’nde çarşaf vardır. Bütün vücudun kapatılması. Kadın kendini tehlikede görürse yani herhangi bir saldırı tehlikesi görürse bütün vücudunu kapatması gerekir. Allah’ın korunma yöntemi olarak müminlere söylediği budur. Bunun dışında bir şey yok.

 

Kadınlar Mübarek Varlıklardır Ve Dünyanın En Güzel Süsüdür. Cennetin De En Mükemmel Süsü Kadınlardır

Çok mübarek varlıklardır kadınlar. Dünyanın en güzel süsü kadınlardır. Yani ondan sonra işte hayvanlar var, bitkiler, ağaçlar var. Ama dünyadaki en güzel süs kadındır. En mükemmel süstür o. Cennetin de en mükemmel süsü kadınlardır. Yani sonra diğerleri gelir. Allah öyle yaratmış. Çok mükemmel, müberra varlıklardır. Bir de kadınlar çok akıllı ve ince düşünürler. Çok temizdirler, çok sabırlıdırlar, vefalıdırlar. Yani her yönden muhterem varlıklardır. Tabii erkeklerin de iyileri, ahlaklıları, güzel huylu insanların olduğunu kabul ediyoruz var ama kadınların sanat üstünlüğü kıyası kabil değil. Hitabetleri, konuşmaları, sevecenlikleri, şefkatleri kıyas olmaz. Çok çok güzeldir. Yani cennet ahlakı yönünden çok çok güzeldir.

 

Firavun Da Masondu Hz Musa Ona Tebliğ Yaptı. Nemrud Da Masondu Hz İbrahim Ona İslam'ı Anlattı. Mümin Herkese Tebliğ Yapar

Şimdi mason olmazsan masonlarla bağlantı kuramazsın. Hatta ben masonluğun çapını da büyüttüm. Yedi ayrı ülkeden masonluk diploması aldım. Yedi ayrı loca, yedi ayrı ülke. Ki onlarla da bağlantı kurabilelim diye. Mesela tapınak şövalyeleri de. Üç ayrı tapınak şövalyesi üstatlık belgem var. Hepsi 33 derece. Bu dediklerimin hepsi 33 derece. Mesela Leo Kulüpler var, Rotaryenler var. Bunlar da kibar, nezaketli insanlar. Tebliğ yapmak için, dışarıdan gelen bir insanın onlara tebliğ yapması mümkün olmaz. Rotaryen olursun, anlatırsın. Ama tabii masonluk daha üsttedir. Rotaryenler masonluğun zeminini oluşturur. Yani onların içinden seçilir. Ama masonlar daha kilit noktalardaki kişilerdir. Onlara ulaşıp İslam’ı, Kuran’ı anlatabilmek için bu gerekir.

Masonlara şefkatle bakmak lazım. Yani böyle eskiden onları çok tehlikeli böyle deccal ordusu gibi gösteriyorlardı. Çok eziyorlardı. Halen de Katolikler onları aforoz etmiş durumda. Yani hiç sevmezler Katolikler. Museviler de pek sevmezler masonları. Yani birçok hareket hiç hoşlanmaz masonlardan. Gelenekçi Ortodoks Müslümanlar da çok korkunç ve tehlikeli görürler. Bu adamlarla o ilgilenmeyecek, bu ilgilenmeyecek, kim ilgilenecek? Şeytanın kucağına niye atıyorsunuz adamları? Git, konuş, sohbet et, arkadaş ol, İslam’a yaklaştır. Öbür türlü sorumlu oluruz. Bak Firavun da masondu. Ama Hz. Musa (as) gitti ona tebliğ yaptı. Nemrut da masondu, yüksek dereceli masondu. Hz. İbrahim (as) gitti ona tebliğ yaptı. Yani tarihteki önemli vakalara baktığımızda hep bu insanlara tebliğ yapıldığını görüyoruz. Yani tebliğden kaçınılmaz.

 

İnsanlar Mehdi'yi Gördüklerinde Muhtemelen Normal Karşılayacaklardır. Hz İsa İse Çok Şaşırtıcıdır, Annesi Babası Olmayacak, Göğe Alındığı Kıyafetiyle Gelecek

Yine Mehdi’yi insanlar bence normal karşılayacaklardır. Pek şaşıracaklarını zannetmiyorum Mehdi’de de. İsa Mesih çok acayip. O çok şaşırtıcı. Yani annesi, babası olmayan bir insan. Şimdi bu zaten çok harika. Annesi, babası yok. Kıyafeti çok şaşırtıcı. Göğe alındığı kıyafetiyle gelecek çünkü. Ama tabii o kıyafeti saklayacaklar. Yani normalde benim gördüğüm tişörtlü falan hatta blue jeanli falan böyle artist gibi bir delikanlı olarak karşımıza çıkacak. Çok yakışıklı, Avrupai bir delikanlı. Yine uzun saçlı, kısa sakallı, atletik yapılı, kibar görünümlü, böyle neşeli ve pırıl pırıl, enaniyeti, gurur olmayan, çok mütevazı ama çok çok mütevazı, sevecen bir delikanlı olarak göreceğiz. Ama tabii şu an biraz yaşlanmıştır ama yine dinç olduğunu göreceğiz. Yani biraz yaş almıştır. Yeşile bakan gri gözlü. Mesela bak bunu göreceğiz. Çilli, sarışındır. Yani açık kahverengi, klasik sarı saçı. Karışık ama sarı hakim. Var ya Avrupalılarda. Ama kızıllar da var saçlarının arasında. Karışık yani. Fakat saçı ilginç yani çok şaşırtıcı, şeffaf gibi. Böyle saydam gibi. Öyle bir saç normalde olmaz bir insanda. Çok nadir, Musevilerde oluyor o. Böyle şeffaf gibi. Çok nadir rastlanır. Onda öyle mesela o tanıtıcı bir vasfıdır onun. Şeffaf görünümlü yani ıslak zannedecekler. Ama ıslaklıkla da açıklanacak gibi değil. Yani pırıl pırıl, çok temiz. Uzun parmaklı, çok zeki, hafızası muazzam. Bir kere okuduğunda o sayfanın tamamını ezberliyor. Bu çok nadir dünyada rastlanan bir durum bu biliyorsunuz. Sayfaya bakıyor, okuyor. Ama tek bir kere okuduğunda tamamen ezberliyor. Bediüzzaman Said Nursi’de de var bu. O yüzden o Kuran’ı ve bütün hadis kitaplarını ezberlemiş Bediüzzaman. Bak Kuran’ı ezberledi, hafızlık, tamam. Peki, hadis kitaplarını nasıl ezberledin? Buhari, Müslim, Tırmizi, İbn-i Mace ezberden biliyor. Bir kere okumuş hepsini. Su gibi biliyor. Yanında da gezdirmiyor kitapları. İsa Mesih de öyle. Hem Tevrat hem İncil’i ezberden biliyor. Ayette söylüyor zaten Cenab-ı Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim sana” diyor. Ama bak Kitabı ve hikmeti derken onu Allah kasten söylüyor. Tevrat’ı ve İncil’i. O zaman Kitabı ve hikmeti ne? Hangi kitap bu? Kuran. Bak, Kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i. Tevrat ve İncil’i biliyoruz, tamam. Zaten bilir onu, bilmesi gerekir. O kitap ne? “Kitabı ve hikmeti” diyor Allah. Fakat buna rağmen iman etmemiz farz değildir. Yani zannı galiple kanaatimiz gelecek. Mecbur değiliz. Ama bayağı kanaatimiz gelir.

 

İmam Mehdi Çağlar Üstü Son Derece Moderndir. Tüm Modern Dünyanın Özetidir. Tüm Dünya Sevgiyle Kendisini Kabul Edecektir

İmam Mehdi (as) Avrupa’nın özetidir. Yani bütün modern dünyanın özetidir. Çağlar üstü, son derece moderndir. Onlar da bunu istedikleri için, hem Birleşmiş Milletler kabul edecek hem NATO hem Amerika ve hepsi kabul edecekler. Tam onların istediği gibidir Mehdi (as). Böyle sevecen, merhametli, dindar, Kuran’dan hiç taviz vermeyen, tam İslam’a göre yaşayan ama dünyayı da cennete çevirmek azminde olan bir insan olarak zuhur edecektir. Onlar da ondan bilgisiz değil. Birleşmiş Milletler’in duvarında Mehdi (as)’nin yapacağı işler yazar, kabartma olarak. Yani taş üzerine yazılmıştır. Onlar ondan habersiz değil. Ama sahtekar masonlar Mehdi (as)’ye karşı olacaklar. Yani onlar deccal ordusunda olacaklar. Gerçek masonluk da Mehdi (as)’yi destekleyecek. Mesela gerçek tapınak şövalyeleri yüzlerce yıldan beri Mehdi (as)’yi bekliyorlar. Mesela gizli bir Musevi topluluk vardır. Ona Kuran’da da işaret edilir. Şeytandan Allah’a sığınırım. Musevilerden adaleti ayakta tutan, adaletle iş gören bir gruptan bahsedilir Kuran’da, ayet. Ayrı bir topluluk, Musevi bir topluluk, gizli bir topluluktur. Ama güçlü. Yani belki de masonluğun arkasındaki güç bu. Yani birçok büyük gücün arkasındaki güç. Onlar da dahil destekleyecekler. Yani metafizik, harika olaylar olacak ama aklın ihtiyarını kaldırmayacak bu. Mesela Birleşmiş Milletlerde bir yazı var duvarda, Mehdi (as)’nin özelliği yazar. Koskoca taş üzerine yazılmıştır. “İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak. Savaş eğitimi yapmayacaklar artık.” (Yeşaya 2:4) Bu Mehdi (as)’nin yapacağı görevdir. Şimdilik bu kadar söyleyeyim.

 

Allah Kuran'ın Yeterli Olduğunu Söylüyor. Kuran'a Tam Uyduğumuzda Hayat Çok Kolay, Zevkli Ve Güzel Olur. Dünya Bayram Yeri Gibi Olur

Ben aslında koyu gelenekçiydim. Koyu Ortodoks’tum. Kuran’ın yeterliliğini bana birkaç kişi söyledi. Aslında dinleyince aklım yattı doğrusu. Ayetleri gösterdiler. Çok açık ayetler. Ama vicdanen de rahatsız oldum. Dedim; “Ya Peygamber (sav)’in hadislerine karşı geliyor gibi olursak nasıldır bu?” falan diye düşündüm. Bir de baktım ki Peygamber (sav) zaten Kuran’a uymakla mükellef. Aksinde Allah tehdit ediyor. Yani “sakın kendinden bir şey söyleme” diyor. Ve “benim söylediklerimin hepsi Kuran’da zaten” diyor Allah. Yani Kuran’ın dışında bir kitap yok diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Size sadece ahirette Kuran’dan soracağım” diyor. Öyle olsa Allah derdi. “Kuran’dan soracağım, hadisten soracağım, Peygamber’in anlattıkları diğer rivayetlerden soracağım” derdi. Allah’a güvenirse bir Müslüman, Allah’ın sözü çok açık. Ne diyor? “Ben sizi sadece Kuran’dan imtihan edeceğim.” Bitti. Gönlümüz rahat. Kuran’a baktığımızda Kuran’la eğer amel edersek mezhep kalmıyor. Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi de kalmıyor. Vahabi, Şii, Sünni de kalmıyor. Bütün Müslümanlar tek ümmet oluyor. Ne güzel. Aksi ne? Aksi fitne. Demek ki biz Kuran’a tam uyduğumuzda ümmet tek parça olacak. Ve din kolay olacak. Her şey kolay olacak. Namazlar kolay olacak, abdest kolay olacak, hayat kolay olacak. Kadınlar özgür olacak. Başörtüsü diye bir konu olmayacak. Çarşaf olacak ama başörtüsü olmayacak. İnsan istediği gibi plaja gidebilecek, müzik dinleyecek. İpek de giyecek, altın da kullanacak. Alabildiğine özgür olacaklar. Bayram gibi olacak. Ama öbür türlü adeta bir kabusun içine düşmüş gibi oluyor insanlar.

 

(Amerika, Rakka operasyonu öncesi PYD’ye ağır silah yardımı kararı aldı. Pentagon Trump’ın PYD’ye ağır silah verilmesi talimatını onayladığını açıkladı. Beyaz Saray güvenlik riskleri konusunda Türkiye’ye güvence veriyoruz dedi. Kararın ABD’de üst düzey temaslarda bulunan Türk heyetinin ziyaretinin ardından verilmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Mayıs’ta yapacağı ABD ziyareti öncesine denk gelmesi dikkat çekti.)

İşte kardeşim birlik, beraberlik içinde olmamızın önemi burada. Böyle bir inatçı delikanlı varsa, böyle cesur bir delikanlı varsa bu insanı çok iyi değerlendirmek lazım. Hiçbir çıkarı yok. Çok çilelidir cumhurbaşkanlığı. O kadar stresli, o kadar zor ki yani hemen hemen hiçbir insan bunu kolay kolay kaldıramaz. Allah’ın özel yardımı gerekir. Her dakika her saniye stres demektir. Çok zordur. Allah’ın özel vehbi yardımıyla insan götürebilir o görevi. Allah yardım ettiğine göre biz de destek olalım. Yazık, günah ve ayıp yani ortada hiçbir şey yokken bu kadar başarılı olan bir insanın üstüne üstüne gitmenin bir anlamı yok. Bak, yollara çıkıyorum, caddelerden geçtim bugün mağazalara gittim. Yollar pırıl pırıl, caddeler tertemiz. Yolda çocuklar bir antibiyotik ismi söyledi. “Eskiden seksen-yüz lira falanmış. Şu an 8 liraya alıyoruz” dediler. Bak, seksen liralık ilaç sekiz lira. Hatta yüz liraya, yüz yirmi liraya da var o ilaç; sekiz lira. Bu cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey. Bunu Tayyip Hoca sağladı işte. Bak, hiç bilinmez bu değil mi? Alerji ilaçları mesela çok pahalıymış. Sudan ucuz şu an. Bütün ilaçlar zibil gibi ucuz. Mesela hiç bilinmiyor bu. Acayip ucuz ilaçlar. Yani onda bire falan düşürmüşler ilaç fiyatlarını. Onda bir, o kadar düşmüş. Hastanelere istediğin gibi git, bomboş her yerde istediği gibi insanlar muayene oluyor. Eskiden biliyorsunuz gittin mi sağlam adam da hasta oluyordu orada. Fiş kuyruğu ayrı, muayene kuyruğu ayrı… Muayenede mesela hadi diyorlar kan tahliline git. Onun için ertesi gün yeniden kuyruğa girmesi gerekiyor. Röntgen kuyruğu, o ayrı bir olay. Bunların tamamı kalktı. Bak ekonomi de rahat. Gayet güzel ataklar oluyor. Bereketli bir insan Tayyip Hocam. Aksi vicdana uygun olmaz. Abartı da yok sözlerimde. Hepsini ispat ederim. Ama ben AK Partili değilim. Yani bir başarı varsa o başarıdaki insanı ben överim.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247926/sayin-adnan-oktarin-10-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247926/sayin-adnan-oktarin-10-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170510t_08.jpgWed, 17 May 2017 22:46:24 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 9 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 9 Mayıs 2017

 

(CNN’deki programda Ahmet Hakan’ın: “Sizin söylediklerinizden sanki bir üst akıl var, bir operasyon merkezi var. Bizim CHP’yi o karıştırıyor gibi bir izlenim ediniyorum.” şeklindeki sorusu karşısında Altay:” Tam olarak öyle söylüyorum. Tam olarak öyle söylüyorum.” diye yanıt verdi.)

Doğru. CHP nur gibi parti. Gayet güzel kaliteli bir parti. Kaliteli insanlar, tertemiz, bizim milletimizin bütün fertleri gibi. Sayın Kılıçdaroğlu da mükemmel bir lider. Çok efendi aklı başında bir insan. Dindar muttaki ve seyittir. Elinden yüzünden nur akıyor bayağı da dürüst bir insan. Adildir. Makul bir insandır. Dolayısıyla bir oyun oynanıyor doğru. CHP’yi kendi içinde kompleksli insanların, zayıf insanların da desteğiyle darmadağın edeceklerini zannediyorlar. Böyle bir şey olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun çevresinde kilitlensin CHP. Sakın ha. AK Parti için de öyle bir operasyon düşünüyorlar. MHP için de öyle. Çok çok dikkatli olmak lazım. Çok çok dikkatli olmak lazım. Aman ha. Ne MHP’yi böldürürüz ne CHP’yi ne AK Parti’yi. Bunlar hep vatan için millet için hizmet eden değerli, güzel, yüksek kuruluşlar.

 

(Sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP içinde son zamanlarda ortaya çıkan karışıklık hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı suçladı ve: “Saray düğmeye bastı, bazı milletvekili arkadaşlarımız da buna alet oldu.” dedi. Muharrem İnce bu sözlere yanıt verdi: “Saray düzenine muhalefet edersen basiretsiz CHP yönetimine muhalefet edersen sarayın adamısın. Alayınıza hayır. Bana sarayın talimatıyla hareket ediyorsun diyen kişiye dünyayı dar ederim. Basiretsizliğinizi iftirayla kapatamazsınız.”)

Tayyip Hoca kendi halinde bir insan. Başı İngiliz derin devletiyle belada, paralel yapıyla başı belada; aslan gibi mücadele ediyor. CHP’yle bir alıp veremediği yok. Hadi CHP bölünse bile yine muhalefet olmuş olur fark etmez yani. Ve Tayyip Hoca da CHP’nin bölünmesini istemez niye istesin? Ve bölünecek bir parti de değil ayrıca CHP niye bölünsün ki? Mantıklı değil.

 

(Devlet Bahçeli idam cezası tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi: “İdam cezasının getirilmesini öngören düzenlemenin TBMM’ye getirilmesi ve kabulü hususunda MHP bütün gücüyle vardır ve bu bahsin kapanmasını beklemektedir. İdam cezası toplumsal taleptir. AKP ve Cumhurbaşkanı bu talebe destektir o halde gecikmeyelim.” dedi.)

Nerede işe yarayacak ki ben onu anlamıyorum. Darbecilere zaten yaramayacak.  Bunun altından bir oyun çıkabilir, buna çok dikkat etmek lazım. Yani paralel yapı bunu bir oyun olarak tezgahlayabilir. Yani ne götürür ne getirir onu iyi düşünmek lazım. Çünkü onlar hiçbir şekilde bununla muhatap olmayacak. Kime yarayacak bu? PKK’lı zaten polisle, askerle çatışıyor asılmak onun için bir kurtuluş olarak görür onu yani. Zaten ister adam onu sevinçle karşılar, öyle bir derdi olmaz. Dolayısıyla onun ne faydası olacak niçin böyle bir şey düşünüyorlar onu bir araştırmak lazım. Yani ikinci bir darbe tehlikesinden bahsediyorlarsa öyle olmaz onun usulü, anında karşılığının verilmesi lazım. Yani mahkemeye daha intikal edecek, emniyete intikal edecek öyle bir şey değil. Halkımız onu anında durdurur nezaketiyle ve daha evvelkine benzemez. Daha seri, daha kararlı, daha net olur kanuna hukuka uygun olarak.

 

“Yüz gram tatlı kirazda günlük C vitamini ihtiyacının yüzde on ikisi bulunuyor. K vitamininin yüzde üçü, B6 vitamini ihtiyacının yüzde ikisi, folat ihtiyacının yüzde biri, A vitamini ihtiyacının yüzde biri, kalsiyum ihtiyacının yüzde biri, demir ihtiyacının yüzde ikisi, magnezyumun yüzde üçü, fosfor ihtiyacının yüzde ikisi, potasyum ihtiyacının yüzde altısı, bakır ihtiyacının yüzde üçü ve manganez ihtiyacının yüzde dördü bulunuyor.”

Görüyor musun? Allah mineralleri içine koymuş ve çok az ve belirli miktarlarda, tam insana yetecek kadar. Fazla olsa zarar verir az olsa zarar verir. Bu beslenmeyle insan mükemmel yaşıyor. Ve içi çaka çaka protein dolu. Protein sentetik elde edilemiyor. İçinde her türlü yağ çeşitleri var. Yani omega 3, omega 6, omega 9, doymuş, doymamış yağlar var. Yağ da sentetik yapılamıyor. Şeker var, şeker çeşitleri. Vitamin çeşitleri, mineral çeşitleri. Allah her türlü güzellikle içini donatmış insanın ihtiyacı olan. Kirazın hiç buna ihtiyacı yok, kiraz onu yemez bunu insan yiyor. İnsana Allah nimet olarak veriyor. Görünüşü nefis. Pırıl pırıl parlıyor vernikli gibi, tadı güzel görünüşü kıvamı her şeyi çok zengin ve olağanüstü güzel. Allah’a hamdolsun maşaAllah.

 

(Almanya başta olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri Türkiye’de idam ile ilgili bir referandum olması durumunda kendi ülkelerinde propaganda yapılmasına ve seçim düzenlenmesine izin vermeyeceklerini açıkladılar.)

İdamdan bir şey çıkmaz. Boş o. Çünkü PKK’lılar zaten ölümü göze alarak geliyor. Çatışmaya giriyor zaten, sokakta bile çatışıyor. Onların öyle bir derdi yok. Fethullah Gülen, FETÖ’cüler için falan desek zaten adamların hepsi içerde. Onlara kanun geriye dönük olarak etkili olmaz. Bu sadece imajımızı bozar başka işimize yaramaz. İdamı nerede kullanacağız? Gerek yok.

 

(Sözcü Yazarı Can Ataklı referandum sonrası Hulusi Akar, Şükrü Karatepe ve Abdullah Gül’ün fotoğraflarının sosyal medyaya servis edilmesinin arkasında Sayın Erdoğan olduğuna dair duyumlar aldığını yazdı. “Söylentilere göre Erdoğan darbe gecesinden bu yana Akar’dan şüphe ediyor. Ancak dere geçilirken at değiştirmek istemediği için bugüne kadar Akar’la ilgili bir tasarrufta bulunmadı. Fakat önümüzdeki ağustos ayında emekli edileceği konuşuluyor. Saraya yakın bazı kaynakların Akar’ın cemaatle çok yakın olduğunu ama gelişmeler beklendiği gibi gitmeyince nötr davrandığını, sarayın da bundan hiç hoşlanmadığını söylediler” dedi.)

Akar Paşa’yı o gün boğazını falan sakatladılar yaraladılar. Bayağı eziyet çekti yani çok zor şartlarda direndi o adamlara. Bunca belanın derdin içinden geçmiş çileli bir insana üstüne bir de ‘sen de onlardansın’ falan bu çok acı olur. Böyle olmaz. Akar Paşa delikanlı, yiğit bir insan, dürüst bir insan. Ne zoru? Öyle olsa direkt söylerdi. Direkt o olayın içine girerdi. Aklı başında bir adam öyle tehlikeli işlerin içine girmez. Dürüstçe, sevecen, sakin hizmetine devam ediyor. Öyle ters bir karakter, ters bir kişilik hiç görülmedi onda. Müspet, olumlu. Uç bir insan da değil. Kendi halinde bir insan. Gereksiz. En baştan beri Hulusi Paşa’yı kolluyorum. Sürekli bir baskı var. Ne zorun? İstiyorsan emekli edersin zaten. Tayyip Hoca niye öyle bir şeyle uğraşsın? Riskli görse direkt emekli eder ve bir delil de varsa mahkemeye verir. Böyle bir şey yok. Hulusi Paşa tertemiz normal bir delikanlı. Normal bir Osmanlı paşası. Normal bir cumhuriyet generali, bir koçyiğit, tertemiz insan. Benim gördüğüm namazında niyazında, temiz, Allah’tan korkan Müslüman bir insan. Paşamıza laf yok. Paşa efendi, paşa aklı başında. Bir bildiğim var ki söylüyorum. Gereksiz bunlar.

 

(Sayın Devlet Bahçeli üstü kapalı olarak MHP’de ayrılık çıkaran Meral Akşener ekibini hedef alan şöyle bir açıklama yaptı; “16 Nisan’dan hemen sonra yeni parti kurmak için uğraşanlar, hava koklayanlar, zemin arayanlar, hayal aleminden çıkamayan siyasi mahluklardır. Türkiye yeni bir hükümet sistemine geçmiştir. Türk milleti 16 Nisan’da herkese yerini göstermiştir. MHP’ye engel olmak, MHP’yi zayıflatmak için rekabete girenler eninde sonunda hak ettiklerini bulacaklardır. Bulmaya da başlamışlardır” dedi.)

“MHP niye iktidar olamıyor?” diyorlar. MHP’nin iktidar olması ta Özal zamanına gider. Özal zamanında MHP iktidardı. Sonradan yine iktidardı. Demirel zamanında da hep iktidardı bütün kadrolarda ülkücüler vardı. Ben gayet iyi biliyorum o devri. Şu anda da yine MHP yine iktidarda. Öyle bir şey yok. Güya kendisi evde ama partinin ruhu iktidarda. MHP daima iktidar olmuştur yani devlet kadrolarında her yerde MHP vardır. Çok eskiden beri bu böyledir. Tahmin edilenin çok üstündedir MHP’nin gücü. Görünen kısım buz dağının ucuysa görünmeyen kısmı denizin altındadır. Uçsuz bucaksız bir güçtür Milliyetçi Hareket Partisi. Bir tek Türkiye’de değil, yurt dışında da çok büyük bir güçtür Milliyetçi Hareket Partisi. Türki devletlerde her yerde Azerbaycan’da, Kazakistan’da, Türkistan’da, Tacikistan’da adı konulmamış büyük bir güçtür. Dolayısıyla “Niye başbakan olmadı?” falan kardeşim oradaki insanlar başbakan olma, makam derdinde değil bunlar dava derdindeler. Kızıl Elma, turan, Türk İslam Birliği, İttihad-ı İslam Ülkücülerin hedefi budur. Kim iktidarda olursa olsun onlar daima iktidarda olurlar. Dolayısıyla boş o laflar. “Niye kadrolarda Ülkücüler yok?” diyor. Kadrolar zaten çaka çaka Ülkücülerle dolu. Nasıl olmuyor? Git emniyete hepsi Ülkücüdür. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın büyük bölümü Ülkücüdür. Adli sistemde de hep Ülkücüler hakimdir. Doğal olarak devlet Ülkücüdür zaten. Devletin yapısı Ülkücüdür. Bizim devletimizin resmi felsefesi zaten Ülkücülük üstüne kuruludur. Adı konmamış bir resmi felsefesi vardır. Rahmetli Atatürk zamanından kalma. Aslında ta Enver Paşa zamanına falan gider. Hepsi Ülkücüdür. Enver Paşa da Ülkücüdür. Atatürk de saf kan Ülkücüdür. Üslubuyla, konuşmasıyla hep İslam Birliği, Türk Birliği. Cesaretiyle üslubuyla, devleti koruyan ruhuyla bu kendini gösterir. Bu adı konulmamış bir terbiyedir. Bir devlet terbiyesidir. Bilinir bu, her insan bunu kavramaz. Bir devlet memuru mesela kaymakam olduğunda hemen onu kavrayamayabiliyor ama ileriki yıllarda kaymakam bunu kavrar. Kavradıktan sonra onun makamı zaten yükselir. Bunu anlamayan, kavramayan yüksek devlet memuru pek olmaz.

 

(PKK yanlısı Almanlar, Almanya’nın Türkiye’de tank üretmek için girişimde bulunmasına karşı eylem yaptı. Türkiye’de üretilen bu tankların PKK’ya karşı mücadele de kullanılacağını ve bunu istemediklerini söyleyerek kendilerini sanki Türkler tarafından vuruluyormuş gibi yerlere attılar. Protesto sırasında ayrıca “Erdoğan’a tank yok” sloganı attılar.)

Onlar Türk askerini şehit ediyorlar, onlara ağır silah veriyor Amerika, nasıl Türkiye’ye silah olmasın? Olur mu öyle şey? Ayrıca biz kendi silahımızı kendimiz üretmesini biliriz öyle bir derdimiz de yok. Türk Milleti öyle zannettikleri gibi kolay baş edebilecekleri bir millet değil bence hiç denemesinler.

 

(Atatürk aleyhtarı sözleriyle büyük tepki çeken tarihçi Mustafa Armağan, İstanbul Üniversitesi’nde konuşma yapmaya hazırlanırken Türkiye Gençlik Birliği üyeleri tarafından protesto edildi, kapıdan içeriye sokulmadı.)

Atatürk’e aleyhtar bir sürü adam var yani ne yazar aleyhtar olsa ne olur, o önemli bir şey değil ki. Bu aydınlıkçıların gençlik örgütü ama bence TGB’nin iyi değerlendirilmesi lazım, bayağı bölücülüğe karşılar. Öcalan’a şiddetle karşılar, Türkiye’nin bölünmesinden şiddetle tedirginler ve hep birlik, beraberlik ruhu onun üstünde duruyorlar, iyi pozitif yönleri var. Bence o gençlerin hepsinin değerlendirilmesi vatan, millet faydasına olur. Sayıları az ama onların. Çok aktif ve canlılar o yüzden sesleri çok çıkıyor. Bizim fosil sergisine bir ara bir saldırmıştı bazıları, bir tanesi ısırmaya falan kalktı taşları, fosil taşları ısırdı, hatta bölmüştü ısırıp maşaAllah. Fosilin gerçek olduğu anlaşıldı ısırınca yani fosilin detayları da ortaya çıkmıştı. Ama gereksiz eylem yapıyorlar mesela bunlar boş eylem, adam gitsin konuşsun Atatürk karşıtı olup olmamasını. Karşı olsa ne olur, olmasa ne olur? Bazıları hiç tanımıyor, bilmiyor yahut hakikaten karşı, bence onun üstünde o kadar durmamaları lazım, önemli değil. Onu getirirler bir de Atatürk’ü savunan birisini getirirler olur biter. Zaten hakaret edemez. Nasıl olsun? Kanun var öyle bir şey olmaz.

Sabahtan bu yana Bediüzzaman’la, Atatürk’le ilgili Kemalistlerle, Nurcuları karşı karşıya getirecek açıklamalar geliyormuş etiketlerin nedeni de buymuş. Kardeşim Bediüzzaman’la Atatürk arkadaştı, sen onu bana sor sen bırak yani, o ledün ilmi içinde değerlendirilecek bir şey. İkisi köşkte Atatürk’e akıl almaz yüksek sesle bağırıyor Bediüzzaman, Atatürk son derece alttan alıyor. Atatürk bayağı seviyordu Bediüzzaman’ı. Gerçek alim diye Anadolu’dan özel olarak onu getirttirdi. Bediüzzaman’ın kıymetini çok iyi biliyordu Atatürk. Atatürk de arkadaşı olduğu için Bediüzzaman’ın nazı geçiyordu istediği gibi konuşuyordu. Atatürk’e alenen ve açıkça hiçbir zaman için Bediüzzaman deccal falan dememiştir öyle bir konu yok. Deccal hakkında konuşmaların ima ettiğini düşünüyorlar. Asıl olan Bediüzzaman’ın mahkemedeki ifadesidir kardeşim, mahkeme ifadesi esastır çünkü yeminli ifade bu. Orada diyor ki, “ben Atatürk’e deccal demedim” bitti. Demedim dedikten sonra sen daha hala dedin diyemezsin. Açık ifade esastır, ‘ima etti’ ya imayı sen boş ver sen sormuşsun hakim savcı huzurunda, kalabalık hazirun karşısında “Atatürk’e ben deccal demedim” diyor bitti. Bunun artık üstüne gidilecek yönü olmaz ayıp yani artık. Demedim dedi mi ona hüsnü-zan edeceksin ondan gerisi artık geçerli olmaz, mahkeme ifadesi ya tutanak, resmi tutanak. Atatürk çok sağlam delikanlı yani abartıyorlar. Bir kere tam sahabe zamanındaki gibi İslam’ı savunuyor, Kuran’ın yeterliliğini savunuyor, çok aydın, aklı başında kaliteye, klaslığa çok önem veren nezih, Avrupai ve Osmanlı terbiyesini içinde barındıran has bir delikanlıdır.  Kaliteli bir delikanlıdır, hasbidir, samimidir ve cesurdur, delikanlıdır Atatürk. Dolayısıyla yakışıksız sözler benim zamanımda vardı lise yıllarında falan ben ortaya çıkıp açıkladıktan sonra o konu bitti zaten. Şu an Atatürk’e laf söyleyen adam ben göremiyorum gelsin bana adamın on dakikada cevabını veririm. Bu konuyu en kapsamlı inceleyen adamım, bıraksınlar bana. Atatürk bayağı yaman delikanlıdır. İlahiyat fakültelerini kurmuş, İmam Hatip liselerini kurmuş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurmuş bak yüz bin cami var Atatürk’ün vesilesiyle oldu. Yüz binin üstünde imam ve müezzin var Atatürk’ün vesilesiyle oldu. Yüz binlerce Kuran’ı Anadolu’da dağıttırdı. Elmalılı tefsirini yaptırdı. Buhari-yi Şerif’i tefsir ettirdi, açıklattırdı say say say bitmez.

 

(Esad, Sayın Erdoğan’la barışmadığını belirten şöyle bir açıklama yaptı: “Eğer iki yıl içerisinde Suriye’yi kurtarmazsam istifa edeceğim. Ama ben Suriye’nin kurtulacağına dair yüzde 100 garanti veriyorum. Müzakereler ve bunun gibi konulara bakmayın Suriye’nin teröristlerden ve tekfircilerden kurtulmasının gerçek planı Suriye’nin bölgesel rolünün yeniden kazandırılmasıdır. Ayrıca ben Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile barışmadım çünkü o Suriye halkının öldürülmesine neden oldu ve Arabistan da çok pişman olacaktır” dedi.)     

İşte anlaşsınlar, konuşsunlar da artık küsme, darılma falan bunları ortadan kaldırıp Suriye devletinin bu işlere karışmamış elamanları kimse onlarla bir teknokrat hükümeti kurup Suriye’den de herkes çekilsin. Millet geri dönsün vatanına. Bu iş bitsin. İngiliz derin devleti de Suriye’yi bölemeyeceğini görsün, bu rezillik bitsin. Bak eğer Suriye bölünürse PKK Güneydoğu’da büyük bir devlet kuracak. Suriye’nin bölünmesine müsaade etmeyelim. Hiç uzatmadan hemen bir teknokrat hükümetini Türkiye kabul etsin. ‘Arkadaş şu hükümeti biz oluşturduk, Türkiye de kabul etsin, İran da kabul etsin, Rusya da kabul etsin, hükümet hemen göreve başlasın.” desinler. O meşru hükümete de kim direnirse ona karşı hukuki tedbirler de alınır. Onun dışında bir yol olmaz ve o zaman PKK da bölgeden mecburen temizlenecektir.

Türkiye ultramodern olursa, Avrupai olursa, kadın haklarına çok önem verirse, dekolteye önem verirse, dekolteye saygı duyarsa, sanata, müziğe, resme, heykele saygı duyarsa PKK’nın orada tutunma imkanı kalmaz. Şu an Avrupa ve Amerika diyor ki; “Türkiye’de” diyor “gelenekçi Ortodoks sistem var, bunlar da modern adamlar, bunlar sanatı, bilimi, estetiği her şeyi savunuyor, dekolteyi de savunuyor, kadın haklarını da savunuyorlar dolayısıyla Türkiye’ye karşı biz bunları savunalım” diyorlar. Biz bu iddiayı ortadan kaldıralım, biz modern olalım, biz kaliteli olalım, PKK’nın sadece terörist, aşağılık, yancı bir yapı olduğunu gösterip kökünden bu işi silip atalım. Bakın başka kurtuluş yok, gelenekçi Ortodoks sistem Türkiye’yi mahvedecek Allah esirgesin. Bayağı tehlikeli bir sistemdir gelenekçi Ortodoks sistem. Gece gündüz anlatıyoruz.            Bu kahramanlık değil, felaketin kapısıdır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            Bakın gelenekçiliği, Ortodoks sistemi savunmayı adamlar kahramanlık zannediyorlar, iyi niyetle, bilemiyorlar. O dipsiz kuyuyu, o zor yaşanan dünyayı, o simsiyah dünyayı kendileri için Allah’ın emri gibi görüyorlar ve kendileri felakete gidiyor, milleti de felakete götürüyorlar. Yayınlıyoruz görüyorsunuz, adam üç yaşındaki çocuğun bacağına kafayı takıyor.

 

(“Kuran’ı Kerim’de adı geçen peygamberler neden Ortadoğu’yla sınırlıdır? Neden Çinli, Hintli peygamberin adı geçmemiştir?” sorusuna cevap)

Orada da peygamberler çıkmış. Fakat Kuran’da, yani o bölgede çıktılar diye geçmiyor. Yoksa Budha’nın gerçek bir peygamber olma ihtimali çok çok yüksek. Hak bozulmuş eski bir din olduğuna dair, o kadar çok delil var ki. Namazlar, tesbihatlar yani her şey. Zekatıyla, helallere haramlara bakışıyla, anlatımıyla, Allah’ın varlığıyla ilgili Budizm bayağı benziyor. Hint dinleri de, Mejdek inancı da çok çok benzer. Zamanında oralarda peygamberler çıkmış. Fakat dinleri zamanla tahrif olmuş ve değişmiş.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247925/sayin-adnan-oktarin-9-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247925/sayin-adnan-oktarin-9-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170509_04.jpgWed, 17 May 2017 22:45:50 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 4 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 4 Mayıs 2017

 

Tayyip Hocam'ın Şahsına Tüm Milletimizin Destek Olması Lazım. Bu, Ak Parti'yi Destekleme Konusu Değildir, Vatan Evladını Koruma Meselesidir

Tayyip Hoca’nın şahsına vatandaşlar olarak herkesin destek olması lazım. Kimseyi ben AK Partili olmaya çağırmıyorum. Ben AK Partili falan da değilim her zaman söylüyorum. Tayyip Hocamın şahsını kararlılıkla, azimle koruyalım şahsını. CHP’li olsun, MHP’li olsun. Mesela Sayın Devlet Bahçeli yiğit delikanlıymış, Allah razı olsun. Tam tipik aslan. ‘Sahip çıkın’ dedim; Allah rızası için, tehlikeyi gördüğü için canla başla Tayyip Hoca’ya sahip çıktı. AK Parti’ye değil Tayyip Hoca’ya sahip çıkıyor. Çok güzel bir şey o. Ve İngiliz derin devletine karşı büyük bir set oluştu MHP-AK Parti birleşerek. Tek başına onu bırakmış olsaydı vicdanı asla onu kabul etmezdi. Yapmadı onu. Yiğitlik yaptı, her türlü eleştiriyi kabul etti, aslan gibi Tayyip Hoca’dan yana tavır koyup onu koruyup kolladı. Ve hakikaten de birinci badire aşılmış oldu, Allah’a şükür.

İngiliz derin devleti 2023’te zafer kazanacaklarına inanıyorlar; hayret edilecek şey. Ben bu deccalın adamlarını bazen görüyorum bazı yerlerde; arada bunları konuşturuyorum. Bunların ağzından aldım ben bu lafları. 2023’te İngiliz derin devletinin zafere kavuşacağına inanıyor. Tayyip Hoca da çıktı ‘2023’te İslam hakim olacak dünyaya’ dedi. Adamlar zıvanadan çıktı. Tayyip Hoca’ya helal olsun. Mesela Sayın Devlet Bahçeli’nin yerinde başkası olsa enaniyet yapar çok ağırına giderdi. Çünkü çok şiddetli karşıydı Tayyip Hoca’ya. Acayip sert konuşuyordu ‘ben saraya da gitmem konağa da.’ Ama baktı ki mesela vatan millet meselesi, devletin bekası meselesi; partiyi bir kenara bıraktı ne AK Partili ne MHP’li mantığıyla, mühim olan devlet millet mantığıyla tavrını ortaya koydu. Gayet de güzel tam bir ülkücüye, vatansevere, bir milliyetçiye yakışacak tavır koydu. Bu badirenin atlatılmasında çok hayati rol aldı. Ve tarihe geçti Sayın Bahçeli. Sayın Başbuğ nasılsa bizim için Bahçeli de odur. Tarihi büyük bir hizmet yaptı. Allah razı olsun.

Bakın Tayyip Hocam ne diyor? “Kuvvet kudret sahibi Allah’tır. Ama 2023 hedefinden sonra inşaAllah cumhuriyetimizin 100. yılının dışında bir hedefimiz daha var” diyor. Yedi ceddine rahmet olsun. İttihad-ı İslam, Türk İslam Birliği. MaşaAllah. Tayyip Hoca’yı bu ülküsünden dolayı sürekli iktidar da tutacağız sürekli. Doğru yolda olduğu müddetçe gördüğü ve görmediği varlıklar ona hep yardım edecekler. Göremedikleri daha çok gördüklerinden. Bu ifadesi 2012’de.

 

Dünyadaki Her Şey Gelip Geçecek. Asıl Olan Ahiretteki Bedenimizdir, Ahiretteki Güzelliğimizdir

Hepsi mezarda toprak olacak, ahiretteki bedenimiz esastır. Bunların hepsi gelip geçecek. Hz. Yusuf (as)’a evinde kaldığı hanım, “ne kadar güzel gözlerin var” diyor -yemyeşil çok güzeldi Hz. Yusuf (as)’un gözleri, gri yeşildi- Hz Yusuf, “toprağa akacak gözlerim” dedi. “Burnun ne kadar güzel” “burnum toprağa düşecek” dedi. Allah’ı düşünsün diye anlatıyor kadına, çünkü kadın kaptırmış kendini dünyaya, bir türlü aklı yerine gelmiyor. Ne dediyse hep ‘toprak olacak’ dedi. Ama kadın bir türlü akıllanmadı. Tebliğ yapıyor bak daha küçük gencecik delikanlı. On yedi yaşında falan o zamanlar. On altı, on yedi yaşında.

 

 

Mehdi Çok Sıkıntı Ve Zorluklardan Geçecektir. İnsanların Çoğu Bu Zorlukları Bilmez, Anlamaz

Hz. Ali (kv) soruyor “İmam Mehdi’nin Eyüp (as)’a benzerliği nedir ya Resulullah?” diyorlar. Resulullah (sav) ferman ediyor diyor ki; “İmam Mehdi uzun zorluklardan ve sıkıntılardan sonra Allah’ın onu ferahlığa kavuşturmasıyla ona benzer” diyor. Bakın uzun sıkıntılar ve zorluklar. İnsanlar bilemiyor, Allah Katında olan bir şey o.

 

(Hakkari’nin Çukurca ilçesinde PKK tarafından üs bölgesine sızma girişimi yapıldı. Çıkan çatışmalarda iki terörist öldürüldü. Biri ağır, yedi askerimiz yaralandı. Yaralı askerlerimizin tedavisi devam ediyor.)

Kabadayılara helal olsun. Kabadayının şanındandır ya gazi olur ya şehit. Gece gündüz imreniyoruz, Allah bize de nasip etsin. Allah yatak ölümü vermesin. Analarını babalarını tebrik ediyoruz aslanların. Gazileri de alnından öpüyoruz ayrıca. Şehit de alnından öpülür ama yanlış yapıyorlar; şehidi gasilhaneye götürüyorlar. Gasilhaneye şehit götürülmez, kıyafeti de çıkarılmaz, asker elbisesiyle gömecekler. Şehit yıkanmaz. Al kanlar içinde getireceksin böyle aslanları, bütün şehri gezdireceksin böyle en az iki, üç milyon insan katılacak. Değil mi? Cenaze merasimi en az iki üç milyon. Bütün şehri gezdireceksin. Yer gök tekbirle yıkılacak şöyle. Ve o kanlı elbisesiyle, asker elbisesiyle defnedeceksin aslanı. Bu şekildedir. Yanlış yapıyorlar hiçbir sahabi, şehit olan sahabi yıkanmamıştır, gasilhaneye gitmemiştir. Kefenlenmez de. Üzerindeki elbisesiyle gömülür, asker elbisesiyle. Onun kefeni elbisesi. Olmaz, yanlış yapıyorlar ama tabii bizim elimizde bir yetki olmadığı için bir şey diyemiyoruz. Büyük bir şehre getirip bütün şehri gezdireceksin. Açık sedyede, açık al kanlar içinde. Yiğidin şanından o. Tekrar tebrik ediyoruz efeleri kabadayıları. Allah analarına babalarına uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin. O şeref dünyada onlara yeter. Sevabı da onlara yeter.

Şehit evladı olmak çok büyük sevap. Çok büyük bir şeref ama iyi taltif edilmeleri lazım. Bir şehit annesi gördü müydü insan onu havalarda uçurur kardeşim. Mesela araban varsa her gün ‘anne’ dersin ‘nereye gitmek istiyorsan ben seni götüreyim.’ Annenin bir kere yemek yapması diye bir olay olmaz. Konu komşu bütün yemeklerini yapacaklar ömür boyu. ‘Anne bir oğlun vardı. Şu an say’ diyeceksin mahallenin çocuklarını toplayacaksın kaç kişi varsa ‘elli; şu an elli oğlun var.’ Değil mi? ‘Öz oğlun, elli tane öz oğlun var. İstediğin gibi emrindeyiz.’ Telefonlarını da verecekler. Değil mi? Emrinde olacaklar, böyledir bunun usulü. Çünkü o şehit ne yapıyor? Allah için, Kitap için, Resulullah (sav)’ını ümmeti olarak vatana, millete, devlete zeval gelmemesi için, dine imana zeval gelmemesi için mübarek canını şehadet alemine Allah rızası için teslim ediyor. Sen ömür boyu hizmet etsen yine onu ödeyemezsin ömür boyu. Yani o anneye ömür boyu kölelik yapsan dahi ödeyemezsin. İşinde gücünde olamaz bir insan eğer varsa bir şehit. Bizim mesela mahallede göremiyorum ben. Olsa yakınlarda, yirmi dört saat emrinde olurum, ne istiyorsa yaparım. Böyledir. Büyük bir zevk verir ve çok bereket getirir bu. Güzellik getirir. Her işini yapmak lazım. Mesela bahçesi varsa bahçesine bakım yapacaksın. Ev eskiyse güzel tamir edersin. Çok hoş hale getirirsin.

 

Mağazalardaki Satış Personellerine Saygısızlık Yapmak Çok Çirkin Bir Ahlaktır. Verdikleri Emeği Takdir Eden Bir Üslup Kullanılması Lazım.

Alışveriş yapılan yerlerdeki insanlarla insanlar sevgi bağı kurulması lazım. Çok kaba davranıyorlar. “Kaça hemşerim bu?” “Olur mu ya?” falan. Kardeşim beş metrekare, on metrekare yerin içinde akşama kadar hayatı geçiyor. Sevgi götür, bir nezaket göster, bir güzellik göster. Kalbini kırma. Mesela bir şey oluyor “Hiçbir şeye benzemiyor” diyor. “Bir şeye benzemiyor” deme “Güzel ama almıyorum” de. Saygısızlık yapma yani. Münasebetsizliğe gerek yok. Onlar da tabii iyilik olsun diye bir şey demiyorlar, kalp kırmamak için, müşteri kaybetmemek için. Çok zor, o genç kızlar falan çocuklar akşama kadar ayakta duruyorlar, Allah’tan korkun. Sabah sekiz, akşam sekiz. Kapalı yerde. İnsan bir hal hatır sorar, gönüllerini alır. Ne olur yani? Bir de kolaylaştırmak lazım. İki saat ‘orası neydi, burası neydi, şurası neydi?’ Bırak, almayacaksan çek git. Niye adamın yüreğini sırtına yapıştırıyorsun? Hayır alıyor ama iflahını kesiyor adamın da yani. Beş kuruş kar vereceksin adama bin liralık zarar ettiriyorsun. Bunaltma. İşte ‘Nereden geldi, nereye gidiyor?’ işte bak beğeniyorsan al, almıyorsan alma. Ne bunaltıyorsun.

 

Peygamberimiz Çok Çarpıcı Güzellikteydi Ve Çok Heybetliydi. Aynı Zamanda Çok Şakacıydı, Çok Neşeliydi.

Habeşistan’dan heyet geliyor Peygamberimiz (sav)’in bulunduğu yere. Sahabe, Peygamber Efendimiz (sav)’in güzel ahlakına hayret ve taaccüple bakıyorlar. Çünkü bizzat kendi hizmet ediyor. Sahabilere hizmet ettirmiyor. Tepside yiyecekleri getiriyor, eliyle getiriyor, içeceği eliyle getiriyor, ayakkabılarını elleriyle düzeltiyor, kıyafetlerini üzerlerinden alıp yerine yerleştiriyor. Bak Peygamber (sav) yapıyor bunu. “Ya Resulullah hizmeti biz görelim, siz bırakın” diyorlar. “Onlar daha önce bizim arkadaşlarımıza ikram etmişlerdi” diyor Peygamberimiz (sav), “Şimdi de ben de onların hizmetlerini yerine getirmekten çok haz alıyorum, çok zevk alıyorum” diyor. Çok efendi insan Peygamberimiz (sav), çok asil, dünya tatlısı maşaAllah.

Peygamberimiz (sav)’e çok fazla misafir geliyordu. Hepsini bizzat kendi ağırlıyor, bizzat kendi hizmet ediyor. Yiyecek getirtiyor mesela kendi sofraya yiyeceği getirip koyuyor. Tabii onlar için o çok büyük bir olay oluyor.

Gözler simsiyah, beyazı bembeyaz. Müthiş bir etkileme özelliği vardı Peygamberimiz (sav)’in yani görülmemiş bir şey. Gözüyle karşı karşıya gelen beyninden vurulmuşa dönüyordu adeta. Baygınlık geçiren çok fazla insan oluyordu. Hatta sabah kalktığında Peygamberimiz (sav)’in yüzüne bakamıyorlardı heybetinden. Peygamberimiz (sav) o yüzden sürekli şaka yapıyordu rahatlasınlar diye. Ama bayağı şaka yapıyordu. Hanımlarına, etrafına falan ki yatışsınlar diye. Çünkü o heybet, dili dişi kilitleniyor bu sefer konuşamıyor. Mesela geliyor adam Hristiyan kişiler yahut Musevi çeşitli dinden yahut putperestlerden gayet rahat normal bir insan olarak görüyor ama gördüğünde nutku tutuluyor. Yani konuşamıyor adam alenen dili tutuluyor. Hani usulen değil. Bazı insan konuşur da ama yani nezaketen konuşmaz öyle değil, konuşmak istediği halde konuşamıyor. Dili tutuluyor. Peygamberimiz (sav) elini ağzına sürüyor, dua ediyor ondan sonra ağzı açılıyor konuşmaya başlıyor. Onun için onlara sürekli hizmet ediyor, şaka yapıyor ki gönülleri açılsın diye. Peygamber öyle zannedildiği gibi değildir. Ona her insan tahammül edemez. Heybeti çok muazzam oluyor peygamberlerin. Çok çok çarpıcı oluyorlar. Yani iman ehli için çok sarsıcıdır görüntüleri. Peygamberimiz (sav) de öyledir. Müthiş güzel ve kadınlar hayran oluyorlardı. Bunu bir türlü söyleyemiyorlar. Her kadın evlenmek istiyordu Resulullah (sav)’la. Bir türlü söyleyemiyorlar. Yok diyorlar ‘kadınlar sakattı, hastaydı’ 17-18-19 yaşındaki genç kızlar evlenmek istiyorlardı hepsi. Peygamberimiz (sav) kabul etmiyordu. Her gören evlenmek istiyordu, acayip beğeniyorlardı Peygamberimiz (sav)’i. Çok çekiciydi, çok etkileyiciydi. Diyemiyor bu adamlar bunu. Müthiş yakışıklı diyemiyorlar. Açın kitapları mesela ‘Yakışıklı’ demiyor, diyemiyor. Mesela ‘cazibeliydi’ diyemiyorlar. Çok etkileyiciydi. Bütün kadınlar herkes hayran oluyordu. Allah’ın yarattığı bir heybet, güzellik.

Peygamberimiz (sav)’in çok şeker bir kedisi vardı. Tırıl tırıl ses çıkararak uyuyor cübbesinin üstünde. Kıyamadığı için uyandırmaya makasla kesmiş cübbesini. Çünkü kalksa o uyanacak. O çok meşhur bir olaydır. Bütün sahabelerin bildiği bir şey. Çünkü ummadık bir şey cübbesinin üstünde uyuması.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’le dün yaptığı görüşmede Rus askerlerinin YPG’li teröristlerle yan yana çekilen fotoğraflarını Putin’e gösterdiğini açıkladı. Rus liderin de bu fotoğraflardan rahatsız olduğunu ve Putin’in Kürt devletine olumlu bakmadığını söyledi. “Putin, Suriye’de Kürt devletine olumlu bakmıyor. Putin bana “Askerimiz böyle bir durum içinde olamaz. PKK ve PYD’ye silahlarımız verilemez” dedi” şeklinde bir açıklama yaptı.)

Çok güzel, helal olsun Tayyip Hocam’a. Milli İstihbarat Teşkilatı’nı da tebrik ediyorum. Ne adı sanı bilinmeyen yiğitler var demek ki. O fotoğrafların elde edilmesi, olacak iş mi şu? Bu paralel devletin kahpeleri MİT’in aslanlarını bir ara ihbar ettiler biliyorsunuz. Koç yiğitlerimizi hepsini şehit ettiler. Liste olarak verdiler. Bu kahpelik görülmemiş bir kahpelik. Şu alçağa bak. Zaten çok zordur MİT elemanı olmak. PKK’nın içinde görev yapmak on misli, yüz misli daha zor. Ama tekrar tebrik ediyorum Milli İstihbarat Teşkilatı’nı. O fotoğraflar elde edilecek fotoğraflar değil yani. En ince detaylarına kadar.

 

Hayvan Sahiplerinin Hayvanlara İyi Bakıp Bakmadığı Yetkili Kurumlar Tarafından Mutlaka Denetlenmeli

Hanımlar güzel bakıyorlar kedilere. Bazen beyler de iyi bakıyor ama hanımlara ben daha güveniyorum. Kedi teslim edildiğinde, köpek teslim edildiğinde teslim edenler yani hediye edenler mutlaka ayda bir, iki ayda bir kontrol etsinler. Hayvanın rahatı yerinde mi, keyfi yerinde mi, sağlık sıhhati yerinde mi? Kontrol etsinler. Veyahut devlet veterinerleri olsun ayda bir gelip ‘hayvan stres altında mı, rahat mı?’ bir baksınlar beslendiği yer falan. O kadar başıbozuk olmasın. En çekindiğim, manyakların eline geçmesi bu hayvanların. Cezası çok ağır olması lazım hayvanlara işkence yapanların. Aynı insana işkence yapılıyor gibi ceza verilmesi lazım bence. Aynı, insana verilen cezanın aynısı.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247240/sayin-adnan-oktarin-4-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247240/sayin-adnan-oktarin-4-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170504_12.jpgThu, 11 May 2017 16:10:46 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 3 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 3 Mayıs 2017

 

(İnsan gözü hakkında bilgi vermek istiyoruz. İnsan gözü yaklaşık kırk ayrı hassas parçanın birleşmesinden oluşan çok kompleks bir sistem. Çoğu zaman farkında olmayız ama cisimleri net görmemizi sağlayan şey, göz merceğinin her saniye hiç durmadan otomatik odaklama yapmasıdır.)

Kardeşim, gözle falan gördüğümüz yok. O, Allah’ın bizim mantıklı görmemiz için, mantıklı anlamamız için yaptığı bir sebep. Şu etten oluşan göz var ya yani meydana getirdiği, arkaya düşürdüğü görüntü akıl almaz kalitesiz. Şu netliğin oluşması mümkün değil. Son derece flu, bayağı bozuk bir şey oluşuyor. Işığa da benzemiyor ışıkla karışık anlamsız bir şey oluşuyor, orada bir görüntü oluşmuyor. Diyorlar ya “Görüntüyü ters çeviriyor oraya düşüyor” öyle bir şey yok. İsterse açıp baksınlar öyle bir şey yok. Kan damarları falan var jöle olan bir sıvı bu. Onun içinden onun geçip böyle oradaki bir de duvar var orada duvarın arkasındaki sinirlere bu görüntüyü iletmesi mümkün değil, olacak iş değil. Hadi diyelim dünyanın en kaliteli merceğini kullandın yine olmaz da hadi oldu diyelim. Elektrik akımını beyne götürdün ne olur? Elektrik akımı beyne gider. Kim görecek? Yine göz gerekiyor. Yine gözü olan bir adam gerekiyor. Bak bu sefer gözü olmayan birisi onu görüyor. Nasıl görüyor? Tam renkli, üç boyutlu görüyor. Bak bunu bir düşünseler konu bitecek. Bunu ısrarla anlamazdan geliyorlar. Bütün bilim adamları anlamazdan geliyorlar.

Bir kere gözün beyne götürdüğü elektrik de o kadar uyduruk bir elektrik ki bir kere kablosu, yalıtılmış kablosu yok, bir şey yok dümdüz bir sinir alıp onu götürüyor.  Son derece amperi düşük, son derece vatı düşük uyduruk bir elektrik, çok çok zayıf. Görüntü zaten berbat bir görüntü, hiç görüntü denecek bir şey yok yani oraya düşen şeyde. Bir de onun arkasına onu düşürmek gerekiyor zaten o imkansız. Dolayısıyla gözü sadece Allah öylesine bir sebep olarak yaratmış, göz görmüyor doğrudan ruh görüyor öyle bir şey yok. Görüntüyü beynin içinde öyle bir görüyor ki insan, dışarıdaki maddenin beyninde göründüğüne inanmıyor zaten o kadar net görüyor.

 

Biz Milletçe Milli İktidar İstiyoruz. Bu Ülkede İngiliz Derin Devletinin Yönlendirmesindekilerin İktidar Olması Hiçbir Zaman Mümkün Olmayacak 

Ben Tayyip hocam kadar, İslam’a hizmet eden lider görmedim, Mehdiyet’e bu kadar hizmet eden lider görmedim, İttihad-ı İslam için bu kadar geceli gündüzlü uğraşan ve bu kadar Müslümanlara sahip çıkan görmedim. Var mı? Üç milyon bak Suriyeliye Türkiye’nin değil mi bağrını açtı. İslam için gece gündüz uğraşıyor. Ben böyle insana laf söyletmem. Ne yapmam gerekiyor? İngiliz derin devleti diyorlar ki “Biz kendi iktidarımızı kuracağız”. Tayyip Hoca diyor ki “Yok, hayır” diyor “ben milli iktidar istiyorum” diyor. Konu bu. Hayır Tayyip Hoca ilanihaye olacak diye bir şey yok ama şu an çok iyi, şu an çok iyi. Dolayısıyla müsaade etmeyiz. Yani hodri meydan, denesinler istediklerini de yapabilirler. Demokratik mücadele içerisinde her şeyi yapabilirler. Bizim de bir bildiğimiz var kanun hukuk içerisinde. Gerekli çalışmaları karşılıklı yaparız.

 

Muhafazakar Kesimin Büyük Kısmı Gerçekten Kuran'ın Yeterli Olduğunu Bilmiyor. Onlara Şefkatle Doğruyu Anlatmaya Devam Edeceğiz

Gelenekçi Ortodoks İslam normal Müslümanlık diye onlara sunuldu onlar da iyi niyetle onu Müslümanlık diye olarak kabul ettiler. Onlar kötü niyetle onu kabul etmediler ki ve hakikaten bilmiyorlar Kuran’ın yeterli olduğunu. Ciddi, akılcı anlatılırsa delillendirilirse yaparlar. Niye yapmasınlar? Hakikaten Müslüman onlar ama bilmiyor yanlış yönlendirilmiş tabii ki koruyup kollayacağız.

 

Tüm Peygamberler Çağının En Modern İnsanıydı. Modernliği Çirkin Karşılamak Mantık Dışıdır

Bütün peygamberler çağının en moderniydi. Sen modern olmayı niye çirkin bir şey gibi görüyorsun ben onu anlamadım. Çağının en mükemmeli, en kalitelisi, en iyisi olmaya modern denir. Sen bundan rahatsız oluyorsun herhalde bilgisizliğinden. Modern olmamak daha mı iyi? Modern olmak güzel.

 

(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile Soçi’deki devlet başkanlığı rezidansında bir araya geldi. Soçi’ye geldiği için Erdoğan’a teşekkür eden Putin, “Bu ortak çalışmalarımız Rusya-Türkiye ilişkilerinin özel bir statü kazandığını ve tamamen onarıldığını gösteriyor” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşme hakkında şöyle bir açıklama yaptı: “Türkiye- Rusya’dan MS-21 uçakları almakla ilgileniyor. Rusya ve Türkiye arasındaki askeri işbirliği çok önemli. Bunu Putin ile konuştuk. Rusya ve Türkiye arasında vize serbestisi sağlanması için eylemlerimizi hızlandırmalıyız. Bu konu yakın zamanda çözümlenebilir. Suriye’de akan kanın durması için ortak çabalarda bulunmalıyız” dedi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya yolculuğu sırasında uçağı Türk hava sahasından çıkana kadar F16’lar eşlik etti uçağına.)

Canım orada da takip etsin, çok iyi yapmışlar. Türk hava sahasından çıktığında da takip etsinler izin alsınlar, değil mi? Öyle bir şey yok ki ne var ne mahsuru var? Allah Allah. Türk uçağı zaten gidiyor, iki tane de jet askeri uçak onlar da izin alsın. İzinle gidiyorsa onlar da izin alsınlar. O uçaklar, havaalanına inişine kadar takip etsinler. Değil mi ne olur ne olmaz.

Rusya ile Tayyip Hoca’nın arasını açamaya çalıştılar. Ben Pravda’da sürekli yazılar çıkarttım, bu oyunu bozduk. Türkiye-Rusya dostluğunu Allah’a çok şükür sağladık. “Özür dileme” diyorlardı ben Tayyip Hoca’ya ısrarla “özür dile” dedim. Tayyip Hoca da aslan gibi özür diledi konu bitti. Özür dilediği halde “Özür dilemedi” dediler ne kadar ayıp, ne kadar ayıp. Bu nasıl bir gurur anlayışı? Özür dilemek büyüklüktür. Değil mi? Nezakettir, kibarlıktır, yüksek ahlaktır. Ne var özür dilemekte?

Hepsi “Sakın özür dileme” diyorlardı. Bir tek ben “Özür dile” dedim. İsrail’le bağlantı için ben ısrarla bastırdım. Mesela Çin’le, Rusya’yla askeri işbirliği için de teşvik eden benim. “Aman aman Rusya’yla iş birliği olur mu?” Niye olmasın? Gayet güzel olur. “Bu hava savunma sistemlerini Rusya’dan alalım” demiştim o zamanlar, bakın Rusya’dan alıyoruz.

(Putin ve Sayın Erdoğan bir buçuk saatlik bir görüşme yaptılar. Putin görüşme sonrasında şöyle söyledi: “Yakın geçmişte ilişkilerimiz bir dayanıklılık testinden geçti. Şu anda söyleyebiliriz ki normalleşme süreci tamamlanmıştır ve işbirliğimizi daha da güçlendirmeye kararlıyız.”)

Putin aklı başında hareket etti. O zannetti ki Tayyip Hoca, Rusya’ya gıcık oldu, kasten bir şeyler yapıyor, uçağı falan vurdurdu zannetti. Bir de baktı ki tamamen paralel yapının oyunu. Tayyip Hoca’nın dürüstlüğünü de gördü. Şimdi Rusya’yla Türkiye iki dürüst ülke, iki dürüst lider ittifak ettiler. Çok güzel oldu. Ha Putin’in hataları var mı? Var tabii insandır. Tayyip Hoca’nın da hataları var o da insan. Ama ikisinin de özelliği mert ve dürüst olmaları. Hatalarını da Allah affetsin.

 

(“Aynı zamanda bir milyar dolarlık ortak yatırım üzerinde anlaştık. İstihbarat birimlerimiz ve savunma bakanlıklarımızla işbirliği konusunda anlaştık” demiş.)

Çok iyi olur, hayırlı olur İngiliz derin devletine karşı güzel, güçlü blok oluşturdular. Çin’i de aralarına alsınlar, Türki devletleri de alsınlar, İslam ülkelerini de yanlarına alsınlar. Amerika’yı da yanlarına alsınlar, İngiliz derin devletine resti çeksinler. “Arkadaş” diyecekler “artık bu pisliği bırakacaksın.” Arkadaş da denecek bir özelliği yok bunun. Ahlaksızlık yaptırmıyoruz size” diyecekler bu kadar.

 

(“Suriye konusunda da hem fikiriz” demiş Putin.)

Güzel çünkü Tayyip Hoca’ya ben “Türkiye politikasını değiştirelim” dedim. “Biz” dedim “Suriye’nin bütünlüğünü koruyalım.” Suriye’nin hani dediler ya “Şam’a gideceğiz, namaz kılacağız.” Yok. Şam’a girelim fakat Şam, Şam tarafından idare edilsin. Suriye tarafından idare edilsin, bizi davet etsinler biz gidelim. Biz orayı değil mi nasıl değerlendireceğiz? Parçalanmış bir Suriye’ye mi gireceğiz bütün bir Suriye’ye mi gireceğiz? Bütün bir Suriye’ye girelim biz. Değil mi? Suriye’den Suriyelilerin idare ettiği bir Suriye’ye girelim. Devlet bunu kabul etti. Türkiye politikasında esaslı bir değişiklik oldu. İşte İngiliz derin devletinin hazmedemediği bu.

 

İngiliz Derin Devletinin En Çok İçine Oturan Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesinden Vazgeçmesi ve Bölgenin Parçalanmasına Karşı Çıkması Oldu

Ben bu İngiliz derin devletine karşı atağa kalkınca hükümetin bütün politikası değişti; İngiliz derin devletinin bütün adamları tespit ediliyor, hepsi tasfiye olacak. Fethullah Gülen çetesi de İngiliz derin devletine yakayı kaptırmış bir hareket. Allah esirgesin eğer onlar başarılı olsaydı şu an İngiliz derin devleti Türkiye’yi kontrol altına almış olacaktı. Türkiye de paramparça olmuş olacaktı, Allah esirgesin.

 

Bizim Rumilik Eleştirimiz Anadolu Mevleviliğine Değil İngiliz Derin Devletinin Özel Organize Ettiği Dinsizlik İçin Kullandığı Felsefeyedir

Osmanlı’ya Abdülhamit devrinde girmişti İngiliz derin devleti, şu an bitirecekti. Her şeyi tepetakla ters çevirdik. Darwinizm’i tepelerine geçirdik, İngiliz derin devletini tepelerine geçirdik, Rumiliği kenara çektik, her şeyi darmadağın ettik Allah’a çok şükür. Tabii Rumilik derken Anadolu Rumiliği değil. Anadolu Rumiliği beş vakit namazında, orucunda normal Müslümanlık şeklindedir. Ama İngiliz Rumiliği vardır. Mevlana Rumi’nin kitaplarından alıntı ve orada ne diyor? “Bizim yolumuzda Müslümanlık diye bir şey yok” diyor. Üç yüz yıllık, dört yüz yıllık eserlerde bu geçiyor. Rumi mi yazdı başkası mı yazdı bilmiyorum.

 

İngiliz Derin Devleti Gelenekçi Bağnaz Sistemi Tüm Gücüyle Destekliyor, Çünkü Bu Sistemin İslam'ı İçten Çökerteceğini Biliyorlar

İngiliz derin devletinin kurnazlığı, koyu Ortodoks Müslümanları destekliyor. Çünkü gelenekçi Ortodoks sistemi İslam’ı en iyi boğabileceği sistem olarak görüyor. Çünkü o oraya çektiğinde gelenekçi Ortodoks sistem içerisinde İslam kendiliğinden zaten çöküyor. Onu fark ettikleri için ve bildikleri için gelenekçi Ortodoks sistemi bütün güçleriyle destekliyorlar.

İngiliz derin devletinin Ortodoks gelenekçi İslam’ı yayma gayretlerini kaliteli, seçkin, nezih, sahabe dönemi modeliyle ortadan kaldıracağız. Çünkü gelenekçi Ortodoks sistemle İslam’ı kaldırmak çok kolay. Zaten kaldırmak üzereydiler de Allah kurtardı. Son anda Mehdiyet’in ruhu yetişti. Allah vesile etti. Alay ediyorlardı İslam’la Müslümanlarla. Ama şu an bak alayları boğazlarına tıkandı, felç oldular. Ne Darwinizm’i savunabiliyorlar ne İslam’a laf söyleyebiliyorlar. Her konu çok akılcı izah edildiği için, her şey yerli yerine oturdu. Alay ettikleri hiçbir konu kalmadı. Hepsinin mantıklı, tutarlı, akıllarına yatacak şekilde olduğunu kendileri de gördüler. Darwinizm’in de bilimle alakası olmayan bir hurafe olduğunu, bir putperest dini olduğunu da gördüler. Bundan sonra yollar açıldı artık. İslam’ın şahlanış dönemi başladı. Bütün Türki devletlerde bizim İslam anlayışımız yaygın. Hepsi modern İslam’ı savunuyor. Şimdi İran da modern İslam’ı savunmaya başladı. Liderleri, halk, hepsi modern İslam’ı savunuyor. Ve bütün İslam ülkelerine bu dalga dalga yayılmaya başladı. Şimdi Mısır’da da modern İslam yayılmaya başladı. Fas, Tunus, Cezayir her yerde.

İngiliz derin devleti muazzam bir münafık ordusuyla saldırdı. Hepsini Allah tepeledi ve büyük mucize meydana geldi. Münafıklar şu an şoktalar. Allah tamamını tepeledi. Allah rezil rüsva etti hepsini. Rezil kepaze etti. İngiliz derin devletinin ne kadar uşağı varsa şu an köpek gibi inliyorlar.

Özetle, Tayyip Hocam’ın kılına dokundurtmayız. Samimi yiğit bir delikanlı. Gayet güzel de hizmet ediyor. Aşkla şevkle, hiç yorulmuyor da. Bak oradan oraya gidiyor, oradan oraya gidiyor. Bayağı enerjik. Çok da iyi niyetli, candan. İslam, Kuran deyince heyecandan ruhu göklere çıkan, ruhu göklere ulaşan bir insan. Ve bütün hayatı acıyla geçti. Sanki keyif zevk içindeymiş gibi anlatıyorlar. Diyor “Para yığdı” diyor. Para yığsa, bu yaşından sonra ne yapsın o parayı yani? Gidip pavyon da mı yiyecek? Gazinoda mı yiyecek? Ne yapsın parayı? “Yetmiş tır para, otuz tır paradan” bahsediyor. Kardeşim Allah Allah. İç cebine koyacak hali yok ya, yetmiş tır parayı ne yapsın yani? Hayatı da ortada. İşte çoluğu çocuğunun yaşadığı yerleri de görüyoruz. Kendini de görüyoruz. Sade, normal, kendi halinde bir hayatı var. Çok zor hayatı. Oradan oraya gidiyor, oradan oraya. Nefes almıyor yani. İngiliz derin devletinin bir numaralı hedefi. Küfredenler, hakaret edenler… Çok zor hayatı. Biz destek olalım. O da gayet güzel bu hizmetini devam ettirsin. Uğraşmaya gerek yok.

 

İngiliz Derin Devletinin Uyuyan Hücreleri ve İkinci Planda Hazır Tuttuğu Yüksek Nitelikli Münafıkları Var. Ama Boşuna Uğraşıyorlar

İngiliz derin devletinin uyuyan hücreleri var Türkiye’de. Bir de ikinci planda hazır tuttuğu yüksek nitelikli münafıkları var. El altında tutuyor şu an. Ama bizi hiç hesap etmedi bunlar. Tereyağından kıl çeker gibi her şeyi yapacaklarını zannettiler. Güneydoğu’yu da halledeceklerdi. Kıbrıs’ı da halledeceklerdi. Tayyip Hoca’yı da kendilerince götüreceklerdi. Her şeyi yapacaklardı. Bizi pek hesap etmediler. Hesap etmedikleri başka birçok şey var.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247239/sayin-adnan-oktarin-3-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247239/sayin-adnan-oktarin-3-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170503t_03.jpgThu, 11 May 2017 16:03:31 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 2 Mayıs 2017

 

İran ve Türkiye'nin Arasını Bozmaya Çalışanlara Tehran Times'daki Makalelerimizle Gereken Cevabı Verip, Oyunlarını Bozuyoruz.

Özellikle İran-Türkiye arasını bozmaya çalışanlara Tehran Times’ta çok güzel cevaplar veriyoruz ve oyunlarını sürekli bozuyoruz. İran mükemmel insanlardan oluşur, Türkiye de mükemmel insanlardan oluşur. Tertemiz iki ülke. İkisinin dost olmaması için, birleşmemesi için hiçbir neden yok, hiçbir gerekçe, hiçbir mantık yok. Zorlamalarla Müslümanların arasını bozmaya çalışıyorlar. Tayyip Hocam bu oyunları hep bozdu şu ana kadar. Bu oyunların bozulmasında hükümete destek olmak çok önemli. Biz de yazılarımızla yıllardan beri destek oluyoruz.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’a hitaben şunları söyledi: “FETÖ’nün son mensubu, en son ferdi yakalanıp adalete teslim edilene kadar durmak, beklemek, gecikmek, hafife almak, dün yanımızdaydı, yakınımızdaydı, arkadaşımızdı, vefaydı, şuydu buydu demek haramdır. Bunlara karşı mücadele de ise sonuna kadar helaldir” dedi.)

Doğru söylüyor. Arkadaş falan dinlenmez. Kim varsa zaten onlar kendileri de gidip teslim olması lazım ki bu fitne dursun. Çünkü İngiliz derin devletine yakayı kaptırmışlar. O zaman bela çok çok büyük demektir. Bak bir belirsiz çete yok ortada. İngiliz derin devletinin kontrolüne girmiş bir çete var. O yüzden bela çok büyük. Burada akraba, tanıdık, arkadaş, eş, dost öyle bir şey olmaz. Kim varsa kendisi gidip teslim olacak ve bu beladan memleketi kurtaracak yani gönüllü olarak yapmaları lazım.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye katılma konuşmasında sizin yıllardır üzerinde durduğunuz konuları ön plana çıkaran bir program yapacaklarından bahsetti. Kadın ve Gençlik Kolları’na önem vereceklerinin, gönüllerle bağ kurmanın önemli olduğunun, bu ülkede kimsenin ikinci sınıf vatandaş olmayacağının altını çizdi. “Bizi tanımayan herkesle kimseyi ayırt etmeden mutlaka konuşun, anlatın” dedi.)

Kadın çok önemli, gençlik kolları önemli, gönüllerle bağ kurma önemli o da çok önemli evet, güzel.

(Televizyon yorumcularından bazıları bu konuşmayı: “Sayın Erdoğan, bina, yol, köprü yapmakla bu işin devam etmeyeceğini anlamış ve bundan sonra ona göre siyaset izleyecek” şeklinde yorumladılar.)

Onu çok söyledik. Kaç yıldan beri söylüyorum. “Hocam” dedim “Gençlik yetiştirelim. Manaya önem verelim” diye. Ama tabii Türkiye kargaşa halinde olunca tek başına o da ne yapabilir yani ne yapsın? Gelenekçi Ortodokslar da ayrıca bir sıkıştırıyor. Başına iş çıkarıyorlar. Bir şeyler yapmaya çalışacağı anlaşılıyor. Bundan sonra yollar açık Allah’ın izniyle. Yapacağız bir şeyler. Ha yapılmadı mı? Yapıldı zaten. Zemin yapılmasa böyle iktidar olamazlardı. Yani felsefi, bilimsel zemini olmayan bir hükümet iktidar olamaz. Hep yıkılır. Dünyanın her yerinde yıkılır. Mümkün değildir. Felsefi zeminini çok sağlam yaptığımız için hükümeti kıpırdatamıyorlar. Yoksa sol kan kustururdu yani yerle bir ederdi ortalığı. Solun elini ayağını bağlamanın nedeni nedir? Felsefi yönden onu çökertmektir. Çökerttiğimiz için komada sol hareket edemiyor. Türkiye’de sol diye bir şey bırakmadık. Avrupa’da da sol diye bir şey bırakmadık. Yok sol. Dünyada sol diye bir şey kalmadı. Allah’a şükür.

 

Mehdiyet Siyasete Karışmaz. Mehdiyet Akıl, Mana, Dostluk, Kardeşlik Ruhudur. Mehdi'nin Siyasi İktidar Konusu Yoktur

Mehdiyet siyasete karışmaz. Mehdiyet bir akıl, mana, sevgi, dostluk, kardeşlik okuludur. Ne diyor hadiste Peygamber? “Sedirinden yönetir.” Öyle deseydi o zaman anlardık. Deseydi ki mesela:  “Saraydan yönetecek.” İşte “Siyasetle yönetecek” diye o zaman aklım alır. Ama bak: “Evinden yönetecek.” Diyor. O ne demektir? Sevginin, dostluğun, kardeşliğin sultanıdır. O kadar. Siyasete karışmaz. Onun için Tayyip Hocam, Mehdiyet devrinin Cumhurbaşkanı’dır. Ondan sonra da bir başkasına nasip olur ayrı mesele o da devam eder ama Mehdiyet’te cumhurbaşkanlığı olayı yoktur. Başbakanlık yoktur. Siyaset yoktur. Bakanlık yoktur yani hiçbir Mehdi talebesi bakan falan olmaz, siyasete girmez. Onlar mana erleri yani o sistemi besleyen damarlardır. Yani dünyayı besleyen damar, dünyanın kalbidir Mehdiyet. Dünyayı besler. Dünyayı manen geliştirir. Dünyaya huzur ve mutluluk verir. Her yerde herkesin başkanı da vardır, başbakanı vardır, cumhurbaşkanı. Hiçbir yerde Mehdiyet siyasete karışmaz. İsa Mesih de karışmaz. Bediüzzaman diyor ya siyasetle diyor ama siyasete sevgiyi verir o. Barışı verir, kardeşliği verir. Yani siyasetin kan dökücülüğünü durduruyor. O yönüyle siyasete karışır. Yoksa cumhurbaşkanı, başbakan olmaz İsa Mesih. Bir mana eri o, mana insanı. Cumhurbaşkanlığı nedir onun için yani? Onun üstünde onun konumu yani cumhurbaşkanlığının üstündedir. Mehdiyet de bir sevgi denizidir. Mehdi (as) de o sevgi denizinin kaynağıdır, kalbidir. Öyle. Bunu önümüzde aylarda, yıllarda daha çok göreceğiz. Herkes de bilecek.

 

Bediüzzaman da Mehdi'nin Siyasetten Feragat Edeceğini Anlatmıştır. Mehdi Siyasetin Felsefesini Besleyecektir Ama Fiili Olarak Siyasette Olmayacaktır

Talmud’da bile bak 4 bin yıllık Talmud’da: “Moşiyah Mehdi sadece sedirinden, evinden hükümdarlık edecek.” diyor. O ne demek? Demek ki tavsiyelerde bulunacak. Sevgiyi teşvik edecek. Merhameti teşvik edecek. İman bütün dünyaya yayılacak. İmansızlık kalmayacak onun vesilesiyle konu bu.

Bak diyor ki Peygamberimiz, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, sf.26 ; “Sonra da hilafet” halifelik, Allah’ın halifeliği “yeryüzünün en hayırlısı olan İmam Mehdi'ye evinde otururken gelecek.” Evinde. Bak hep evinde görüyor musun? E evindeyse siyasetle alakası yok demektir. Değil mi? Siyasette olan evinde olmaz. Devlet başkanlığı neresiyse oradadır. Ama “evinde” diyor.

Bedizüzzaman diyor ki, Kastamonu Lahikası sayfa 57, Sikke-i Tasdiki Gaybi 43’te; “İmam Mehdi (as)” diyor “siyasetten feragat edecek.” diyor. Siyasete girmeyecek. Siyasetin ruhunu beynini yaratacak o. Zeminini yaratacak. Siyaseti siyasetçiler yapacak. O ona girmez. Ama o olmadan da siyaset olmaz yani dünya siyaseti olmaz. Mehdi (as) ve İsa Mesih olmadan dünya siyaseti olmaz.

 

Allah Tüm Dikkatin Kendisi'nde Olmasını İstiyor. Evleri, Televizyonları, Bilgisayarları, Tüm Dostlarımızı Yaratan Allah. Asıl Sevgi Allah'a dır.

Allah Kendi üstünden dikkatin ayrılmasını istemiyor. Haklı Cenab-ı Allah. Çünkü çok kızdırıcı bir şey bu. Evleri Allah yaratıyor. Evlerdeki televizyonları, bilgisayarları Allah yaratıyor. Ayakkabı, ceket, sevdiklerimiz, dostlarımız. Bütün sevdiklerimizi Allah yaratıyor. Nefes almamızı, görmemizi sağlıyor. Bütün renkleri yaratıyor. Gölgeyi ve derinliği yaratıyor. Bütün sesleri yaratıyor. Tat duyusunu yaratıyor ve bütün yiyeceklerin lezzetini tattırıyor. Böyle uydurma bir mercekle, böyle net bir görüntü olmaz. Göz görmüyor, bir kere onu kesin söyleyeyim. Gözle uzaktan yakından alakası yok, metafizik bir olay. Dille de tat alınıyor değil, kulakla da duyuluyor değil. Sadece mantıklı gelsin diye, Allah usulen bir şey koymuş. Yani hükmen usulen. Uzaktan yakından alakası yok. Tamamı metafiziktir. Bunlar olduğunu göre göre, Allah’la bağlantı olmazsa, haklı olarak Allah’ın ağırına gider. Bundan kaçınmak lazım. Bütün dikkatin Allah’ta olması Allah’ın hakkı. Çünkü “sevdiğim” dediğin kişi, Allah’ın tecellisi. Allah yaratıyor. Sevdirme denilen olayı da Allah yaratıyor. Sevdirmediğinde sevemezsin de. O çok vahim bir şey. Adam bunu düşünmüyor. “Ne kadar çok seviyorum” diyor. Aldı sevgiyi, ne yapacaksın? Hiçbir şey ifade etmez senin için. Yemeği seviyorsun. Bitkiyi seviyorsun. Hayvanları seviyorsun. Hayvanı gördün mü ödün kopar, istese Allah. “Sevdiklerim” dediğin kişilerdeki o nuraniyet ve tatlılığın hazzını Allah veriyor. Vermediğinde ödün kopar. Bütün bunları verdiği için Allah, Allah diyor ki; “Zalim ve cahiller insanlar” diyor. Bu duruma gelmemek lazım. Şiddetle kaçınıp, tövbe edip, kendine de öfkelenerek bu beladan şiddetle kaçmak lazım.

Allah’a karşı insanlar, büyük bir bölümü, büyük bir kalleşlik yapıyorlar. Çok dev bir kalleşlik. Büyük bir olay var. Bundan şiddetle kaçınmak lazım. Olay çok büyük, dünyadaki şu anki olay. Bin kere kıyameti hak etmiş vaziyette dünya. Bin kere. Onun için bütün dikkati Allah’a samimi olarak vermek, her türlü sevginin kaynağının O olduğunu bilerek, sevgiyi sadece O’na yöneltmek lazım. Tecellisini seversin ama O’nu severek seveceksin. Mesela biblo alıyoruz. Hoşumuza gidiyor. Bibloyu O yaratıyor. Biblodaki renkleri de Allah yaratıyor. Mesela vazo alıyoruz. Vazoyu da yaratan Allah. Yol boyunca o kadar çok ev var ki. Her evde televizyon var. Her evde, oturduğu yerde televizyon kumandası var. Kulları rahat etsin diye, onlara televizyon kumandasına kadar yaratmış Allah. Gazozlarını açmak için, gazoz kapağı açacağından tut, ayakkabı çekeceğine kadar. Mesela bir rahatsızlıkları olduğunda, ilaç almaları için eczaneleri doldurmuş Allah. Ne kadar ilaç varsa, o kadar rahatsızlık var demektir. Yani o ilaçların sayısı kadar rahatsızlık var, en az yani. Niye? Kendine yaklaşsınlar diye. Ama yine merhametinden o ilaçları da hazır tutuyor Allah. Yani öyle çok zorlu bir durum olmasın diye “gidip o ilacı alın ama Beni unutmayın” diyor Allah. Bakkallara bakıyorum. Peynir, zeytin şu bu dolu. Tamamı Allah’a ait nimetlerin. Hepsi lezzetli. Hiçbirine lezzet vermese ne yapacaktın? Zehir gibi acı olurdu ve yemeye de mecbur olurdun, ne yapacaksın? Bak hepsini sevdiriyor. Mesela, Allahsız dinsiz adamlar var. Kudurmuş gibi yiyor. Bazı tipler için söylüyorum. Nasıl oldu? “Tesadüfen oldu” diyor. Sakın bunlara etkilenerek bakmasınlar. Çünkü bunlar ayrı bir boyuttalar. Yani küfrünün etkisine girmek çok tehlikeli olur. Onlar ayrı boyutta, ayrı frekansta yaratılan varlıklar. Müminler ayrı boyutta frekansta yaratılıyor. Sakın onların frekansındaki görüntülere aldanıp “ya ben de onlar gibi bir parça olsam ne olur, o kadar kalabalık var” demeye kalkmasınlar. Çok şiddetli karşılık görürler. Çünkü onlar o frekansta özel olarak öyle yaratılıyor. Mümin o boyuttan çıkması süper tehlikeli olur. Çok çok tehlikeli olur. Kendi boyutunu asla terk etmemesi lazım. Allah’a hiç kuşkuyla bakmaması gerekiyor, bir an bile. Bu Allah’ın zoruna gider. Ağırına gider. Bundan kaçınmak gerekiyor.

Mesela yol boyunca otlara bakıyorum, çiçeklere. Hepsi özenli. Şeker. Şimdi arabayı durdurup insek, belediyeyle iki saat uğraşmamız gerekecek. O yol kenarları falan şahane yerler. Şimdi biz oraya çeksek, örnek olur millet de çıkar tabii oralar ezilir. Bayağı güzel. Çok şahane ama mesela bir papatya, ne var bir papatyada? Milyonlarca yıldan beri papatya, papatya. Ondan ona, ondan ona nesilden nesle hiçbir değişiklik olmamış. Sayılara bakıyoruz. Beyaz elleri var ya papatyanın, sayıları belli. Boyu da belli. Eni de belli. Üç milim daha ileri git. Gitmiyor. O kadarda kalıyor. Dünyanın her tarafında aynı kalıyor. O ortasındaki sarı göbekteki, o minik köfteler de öyle. Gayet düzgün. Jilet gibi görünüşü. Bayağı kibar. Ama ölümlü olduğu belli. Bir süre sonra hepsi ölüyor. Cennette ölümlü değil. Ölümlü olduğunu bilmek çok rahatsız edici. Ama dünya yönünden tabii tefekküre sebep oluyor. Allah onu özellikle öyle yaratıyor. Normalde o hiçbir şey olmazdı. Kalırdı. Atom nasıl ölmüyor? O da ölmezdi. Atom ölmüyor. Elektron ölmüyor. Proton ölmüyor. Duruyor. O da ölmezdi. Ama ölümü hatırlatıp Cenab-ı Allah, ahirete ve Kendisi’ne dikkat çekmiş oluyor. Mesela bir papatyanın aklı, bütün dünyanın aklından daha çok. Mesela o renk boyama tekniğiyle mineral alıyor o çamurun içerisinden. O minerallerle o rengi veriyor. Mesela ortası sapsarı, gövdesi yeşil. Yani oradaki sistemin tamamı, yaprağının ucundaki küçücük bir hücrenin içerisinde tamamı kodlu. Oradaki bir koful veya mitokondrinin yapılması mümkün değil bilimsel olarak. Hiçbir bilim adamı yapamıyor onu. Yani bütün dünya bir araya gelse yine yapamazlar. “Ne var papatya” diyorsun ama senden daha akıllı işte.

 

Küfür Ayrı Boyutta Ayrı Frekansta Yaratılıyor. Müminin Onların Halinden Etkilenip Bir An Şüpheye Kapılması Çok Çok Vicdansızlık Olur

Mesela küfür boyutundan adam yazı yazıyor buraya. Zırvalıyor. Abuk sabuk yazı yazıyor. Bazen bakıyorum bazı kişiler öfkeleniyor. Kardeşim onların boyutu ayrı. Özel yaratılmış varlıklar. Aman. Çok akılcı, ona bir bilim adamı gibi, bir doktor gibi bakacaksın. Yani orda bir mucizedir onun öyle yaratılması. Ve onlar ızdırap içinde yaşayan varlıklar. Onların etkisi altında kalmayacaksın. Onları akılcı şekilde kurtaracaksın. Sığırlar gibi yaşayan bir boyut onlar. Yemesi kaba. Oturması kaba. Kavgası aşağılık. Karakteri aşağılık. Bedeni pislik. Ruhunda her türlü ahlaksızlık var. Haysiyetsiz. Namussuz. Ahlaksız. Her şey var. Hasta. Onlar var diye, oturup onların etkisinde kalmaya kalkmak çok yanlış olur. Ayrı bir boyut onlar. Yani Müslümanlarla onların boyutu çok keskin hatlarla ayrılmıştır.

 

Küfür Anlatılan Doğru Bir Konuya Zahiren Tepki Gösterse Bile Bilinç Altında Mutlaka Anlatılandan Etkilenir ve Söylenin Doğru Olduğunu Bilir

Sevgiyi öğreten Allah’tır. Merhameti öğreten de Allah’tır. Şefkati öğreten de Allah’tır. Sevgisiz tiplere herkes hayvan muamelesi yapıyor. Her yerde aşağılanıyorlar. Onun için bu kadar azgın ve deli oluyorlar. Mutlaka ayetle, Kuran’la, sabırla anlatmak lazım. Anlatım “anlamıyor” diyor. Kardeşim, anlamaz olur mu? Anlamayan onun zahiri. Beynine anlatıyorsun, beyninin kabul etmemesi mümkün değil. Kuran’a göre imkansız. Teknik olarak da imkansızdır. Kuran’a göre imkansız zaten. Cenab-ı Allah diyor ki ayette. Kuran’a göre diyelim. Ama onların ateist olduğunu düşünerek de, teknik olarak imkansız diyelim. “Bildikleri ve anladıkları halde” diyor Allah. “Zulüm ve büyüklenme dolayısıyla reddederler” diyor. Sen anlattığında, aklı mecburen kabul eder beyni. Yani doğruyu kabul eder. Kurtulamaz ondan. Direnir direnir ama beyni kabul etmesi çok önemli. Beyni kabul ettikten sonra bitti. O küfür eder. Bağırır çağırır. Sen ondan etkilenme. Mesela “hiçbir şekilde inanmıyorum, etkilenmedim” şu bu falan der. O mümkün değil. O çelik kıskacın içindedir artık. İmkansızdır ondan çıkamaz. Sorduğunda alay eder, güler, bağırır. Kendince alay eder. Bağırır çağırır, küfreder, abuk sabuk konuşur. Hiç etkilenmeyin. Beyni kesin kabul etmiştir. Yani teknik olarak ikinci bir ihtimali yoktur. Şöyle düşünün. Şimdi adam odanın içinde oturuyor. Çok aksi, inatçı bir adam. Karanlık oda. Perdeyi açtın. Güneşi gördü. Kapattın. Adama dersin ki “güneş var dışarda.” “Hadi oradan” diyecektir. Bağırıp çağıracaktır. Bitti. Beyni inandı artık ona. Çaresi yok yani. İman da öyledir. Sen onu anlattıktan sonra, o artık istediği kadar çırpınsın, o tamamdır. Çırpınmayı esas alıyor. Çırpınmayı esas almayacaksınız. Sadece anlatın. Beyninin onu mutlaka alacağını bileceksiniz. Beyni aldıktan sonra o ilacı, vücudu aldıktan sonra bitti. Ondan sonra gidin siz, işinize bakın. O sonra ilaç onun etkisini gösterir. Sonra ayağı yere basar onun. Üç yıl sonra, beş yıl sonra da etkisini gösterir.

 

Küfürde Kadın da Erkek de Hem Ahlaken Hem Fiziksel Olarak Pistir. Adeta Birbirlerine Bela Olarak Yaratılmışlardır ve Pisliğe Mahkum Yaşarlar

Küfürde Allah, küfrün karşısına mesela küfürden kadınlar çıkartıyor. Adamların her yeri pislik. Ağzı ayrı pistir onların. Ayağı ayrı pistir. Burnu ayrı pistir. Kulağı ayrı pistir. Saçı ayrı. Her yeri pistir. Bunların muhatap olduğu kadınların da her yeri pis oluyor. Bunların her tarafında siğil, mantar, mikrop olur. Onların da her tarafında siğil, mantar, mikrop olur. Onun için o, ona bulaştırır. O, ona bulaştırır. Mikrop gibidirler. O, ona küfreder. O, ona küfreder. O, ona laf sokar. O, ona laf sokar. O, ona hakaret eder. O, ona hakaret eder. O, onu huzursuz eder. O, onu huzursuz eder. O, onu sinirlendirir. O, onu sinirlendirir. Yani Allah onları birbirine bela olarak yaratmıştır. Karşılıklı. İki, dört, sekiz on altı. Birbirlerinin başına bela olarak yaratmıştır. Şimdi bu insanlar sizi kıskanır. İnsan derken, o boyuttaki varlıklar sizi kıskanır ve zırvalar. Abuk sabuk konuşur falan. Hiç önemi yoktur. O görmesiyle, akıl almaz etkilenir. Hayran kalır. Gıpta eder. Ve onun acısını, azabını çeker. Siz doğru yolda devam edin anlatmaya. Hiç onların ikinci bir ihtimali olmaz.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247238/sayin-adnan-oktarin-2-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247238/sayin-adnan-oktarin-2-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170502t_04.jpgThu, 11 May 2017 15:39:46 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 1 Mayıs 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 1 Mayıs 2017

 

Bazı Kadınların Çirkin Ahlakı Bir Çok İnsanın Sürünerek Yaşamasına Neden Oluyor

Bakın burada hepinizin elinden, yüzünden nur akıyor. Ama pırıl pırıl bir aydınlık. Son derece nezaketli, saygılı, hürmetli, itaatlisiniz, çok dengeli ve tutarlısınız, kültürlü, görgülüsünüz. Mis gibi temizliğiniz, imanlı ve Allah’tan korkan insanlarsınız. Helale, harama çok titizsiniz. İffet nuru yüzünüzde çok açık aşikar belli oluyor. Hayasız kadınlarda, iffetsiz kadınlarda o karanlık zulümat yüzlerine çok şiddetli vurur. Zaten ağızlarından da çirkeflik akar, her yerinden pislik akar. Onun için sizleri akıl almaz kıskanıyorlar. Bir kere fiziğinizin çok düzgün olması onlara acayip koyuyor benim gördüğüm, çok ızdırap veriyor. Hepsi hakikaten harikulade güzel insanlar. Bu Allah’ın bir lütfu ve bu bir harika, mucizedir bu. Bu kadar güzel genç kızın bir araya gelmesi tarihte görülmüş bir şey değil. Görülmüştür de yani şu yakın tarihlerde görülmüş bir şey değil. Ve bu kadar akıllı, tutarlı olmanız. Ağzınızdan tek bir kelime kötü söz çıkmıyor. Son derece uysalsınız, nezaketlisiniz, sabırlısınız. Allah sizleri nuruyla sarmış. İşte küfürdeki ahlaksızlık ve vicdansızlık onları o kadar ızdırap içerisine düşürüyor ki adeta cehennem ateşinde yanıyor gibi oluyorlar. O yüzden de ağızlarından lağım akıyor. O kendi boyutlarından, kendi cehennemlerinden sürekli o lağımı akıtıyorlar ama o lağım da gelip başlarına dökülüyor. Çünkü o boyutun lağımı kendi başlarına dökülür. Her ağzını bozmasında kendisi çöküp, kendisi çürüyor. Her seferinde ciğeri yanar, her ağzını bozduğunda. Çünkü bizim ondan etkilenmeyeceğimizi bilir. Bilakis bizim daha da bereketleneceğimizi bilir. Onun da bereketinin kaçacağını bilir. O yüzden Allah onlara adeta bir cehennem hayatı yaşatıyor. Hiçbirinin doğru dürüst bir tane kız arkadaşı yok. Ben çok fazla genç kızla bağlantı kuruyorum yani bak diyor ki, “nefret ediyorum” diyor kız, o kadar. “Akıl almaz ahlaksızlar” diyor. “Akıl almaz haysiyetsiz, şerefsiz, namussuzlar” diyor. Bazıları çok yaygın anlamda kullanıyor, bazıları dar anlamda kullanıyor. Ama çok güvenilmez, karaktersiz, kahpe ve kalleş olduklarını söylüyorlar, bir kısım erkeklerin. Erkeklerle konuşuyoruz, onlar da kızlar için ağıza alınmayacak laflar ediyorlar ve müthiş bir nefret var aralarında, bir kısım insanlarda. İşte iman zafiyeti böyle belayla sonuçlanır. İman ehlinde böyle bir bela görülmez. Nimet görülür, güzellik görülür. Hasedin acısıyla yanıp kavruluyorlar.

 

(AK Parti milletvekili Şamil Tayyar Twitter hesabından, “FETÖ hala işbaşında. Herkes kör ve sağır. Mücadele raydan çıktı. AK Parti eliyle AK Parti’nin altı oyuluyor. Yazıklar olsun. Pes ettim, artık yokum.” şeklinde bir açıklama yaptı. Mehmet Metiner bu açıklamaya şöyle tepki gösterdi; “Şamil kardeşim bize yakışır mı hiç yokum demek? Ölümüne arkasındayız Reisin. Reis hiç kimsenin partimizin dibini oymasına asla izin vermez. Hiç kimse bulunmaz Hint kumaşı değildir. Kendini vazgeçilmez sanıp dayatanlar, kişisel beklentilerini davasının üstünde görenler kaybeder.” dedi ancak daha sonra Şamil Tayyar istifa etmeyeceğini açıkladı.)

Bir şey olmaz Allah aşkına. Mehdiyet olduğunu bildiğine göre, Mehdiyet yenilmez bir güçtür. Hiç kimse Mehdiyet’e hiçbir şey yapamaz. Gürül gürül akar gider.

 

Her Evde Bir Spor Salonu Yahut Spor Odası Olması Şart

Eğer spor olmazsa kalp sağlığı ciddi şekilde sorun teşkil eder. Çünkü kalbin idmana ihtiyacı var. Kalp kası eğer kişi hiç hareket etmezse zayıflıyor. Yani protein kaybı oluyor. Yeni damar gelişmesi olmuyor, zor bela çalışıyor artık zor. Zorlanıyor. Ama hareket ettirilince yeni yeni damarlar oluşuyor. Yani kalbin öyle bir özelliği var. Daha iyi kendini beslemeye çalışıyor. Kasları da güçleniyor. Dolayısıyla zinde bir kalp oluyor. Onun için ne yapıp yapıp yürüyüş yapmak şart. Benim mağazalarda yürüyüşüm jet gibidir dikkat ederseniz.

 

Eşyanın Da Kaderi Vardır. Her Eşyanın Her Mobilyanın Yeri Kaderde Bellidir

Kaderde olan eşyalar geliyor. Mesela kaderde olan raf, kaderde olan mobilya, kaderde olan parçalar. Ta daha biz doğmadan o parça yaratılmış. Bizimle beraber kaderde o gelir. Mesela bak şu fincan kaderde var. Cenab-ı Allah işte bu saniyelerde, bu dakikalarda bizde olmasını bende olmasını sağlıyor. Çok şahane bir sanat eseri, İtalyan. Mesela şu da çok güzel. Bu da İtalyan nefis bir parça. Gözlere sürur. Cennette bunların asılları var.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247237/sayin-adnan-oktarin-1-mayishttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247237/sayin-adnan-oktarin-1-mayishttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170501t_09.jpgThu, 11 May 2017 15:39:06 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 30 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV,  30 Nisan 2017

 

Müslüman Zaman Mühendisi Olacak. Zamanı Çok İyi Kullanacak. Allah'tan Hep Hemen Şu An Dünyanın Barışa Dönmesini İstememiz Lazım.

Müslüman zaman mühendisi olması lazım. Zamanı çok iyi kullanmak lazım, zaman bayağı kıymetli. Şimdi mesela biz diyoruz ki nasıl olsa İslam hakim olacak, 2023’leri bekleyelim falan öyle değil hemen bu sene, bu aylarda, bu günlerde Suriye’nin kurtulmasını, Irak’ın kurtulmasını, Müslümanların rahat etmesini, dünyanın barışa dönmesini istememiz lazım. Bak Kore’yle Amerika dünya savaşına hazırlanıyorlar, maazAllah bir atom savaşına girseler dünyanın dörtte üçü gider. O ona, o ona değil mi? Felaket olur.

 

Bilim Adamları Örümceğin Yaptığı İpi Yapamıyor. Fosil Kayıtlarında 380 Milyon Yıllık Örümcek Fosili Var. 380 Milyon Yıldır Bu İlme Sahip.

Bilim adamları örümceğin yaptığı ipi yapamıyor. Bak ufacık örümcek yapıyor, bütün dünya bir araya geliyor onun yaptığı ipi yapamıyorlar. Ve üç yüz seksen milyon yıldan beri yapıyor. Üç yüz seksen milyon yıllık örümcek var ağ yapıyor hiç değişen bir şey yok. Benim en hayret ettiğim şeylerden birisi de atom, adam balyozla demirin üstüne vuruyor balyozla, atom hiç umursamıyor. En nazik madde ve fakat en çetin madde hiç etki etmiyor. Yanında atom bombası patlıyor yine etkilenmiyor hiç, sağ kalıyor atom, ölmüyor atom. Mesela insan ölüyor, atom ölmüyor ve on beş milyar yıl falan ömrü.

 

Savaş İçin Akıl Almaz Emek Veriyorlar. Oysa Bir Araya Gelseler Niçin Savaşıyoruz, Gelin Birlikte Kardeşçe Yaşayalım Demek Çok Kolay.

 Benim anlayamadığım atom savaşını söylüyor, atom bombası yapmaya ne hakla giriyorsunuz? Bomba yapmaya niye ayırıyorsunuz vakit? Oturun toplanın ya arkadaş ‘biz kardeşiz, Allah’ın kuluyuz, siz Hristiyan’sınız, biz de Musevi’yiz, sen de Müslümansın rahatça yaşayalım, herkes silahı kaldırsın’ deyin. Şu kepazeliğe bak. Gemiler destroyerler olay yerine gidiyor, bombalar hazırlanıyor, atom bombalarının son bakımı yapılıyor, yer yerinden oynuyor, Suriye’de çocuklar bombalanıyor şu rezalete ne gerek var? İnanamıyorum koskoca adamlar ya yaşlı, çağır hepsini bir araya gelin ‘ya arkadaş buna gerek var mı?’ Dersin. ‘Niye bunu yapıyoruz? Bu çılgınlık bundan vazgeçelim’ de, diyemiyorlar. İnanılır gibi değil. Bu sanki lüks bir şeymiş gibi geliyor halbuki en doğal şey su içelim, yemek yiyelim, gezelim gibi bir söz bu, kavga varsa bu olmasın diyorsun. Adam öldürülüyor öldürmeyin diyorsun, sanki bu lüks bir fikirmiş gibi şu an. Bütün dünyanın kabul edeceği makul, herkesin direnmeyeceği en akılcı yoldur bu. Öbürü zaten rezalet, çok korkunç ve insan fıtratının asla kabul edeceği gibi bir şey değil.

 

(Erdoğan, Kuzey Irak’a yapılan operasyonun ardından bir gece ansızın gelebiliriz’ diyerek şu ifadeleri kullandı. “Sincar’da yaklaşık iki yüz on, iki yüz yirmi tane teröristi orada hallettik. En önemli alanlarını orada vurduk. Niye? Bu milletle oyun oynanmaz, vakti saatinde ne yapmamız gerektiğini biliriz. Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi. Cumhurbaşkanımız ayrıca konuşmasında, “Fetih yakındır inşaAllah buna inanarak da yola devam ediyoruz. Fethin yakın olduğuna inananlar bir şeye daha inanırlar yardım sadece Allah’tandır” dedi.)

İşte Tayyip Hocamız’ı desteklememizin nedeni dindar olması, ben hiçbir parti liderinden böyle bir şey duymadım. Devlet Bahçeli işte Büyük Birlik’ten bunlardan duyuyoruz halbuki CHP’den de bunları duymamız lazım. Sayın Kılıçdaroğlu Peygamber (sav)’in neslinden seyit. Solun en sağında en modern şekliyle İslam’ı yaşayan bir partiye dönüşmesi lazım CHP’nin. Bak solun en sağında ultra modern, dünyadaki en modern İslam’ı yaşayan partiye dönüşmesi lazım.

 

Hayvanların Haklarının Çok İyi Korunması Gerekir. Kendisini Koruma İmkanı Olmayan Hayvana Zulmedene Caydırıcı Ceza Verilmesi Önemli.

Hayvanın aczi de insanın çok hoşuna gidiyor masumluğu, zavallılığı, muhtaç durumda olması çok güzel tabii. Ama bu hayvanlara zulüm edenlerle ilgili bir kanun, bir yönetmenlik bir şeyler çıksın. Böyle nadir de olsa manyak çıkıyor. Bin türlü burnundan getirmek lazım hayvana eziyet edenin. Çünkü o hayvanın ağzı var, dili yok, kimseye şikayet edecek hali de yok gidip mahkemeye falan da çıkmaz zaten hukuki hakkı da yok hayvancağızın değil mi? Adam adilik yaparsa fitil fitil burnundan getirmek lazım kanunla hukukla.

 

Tek Buğday Başağı Olgunlaşana Kadar Müthiş Emek Veriyor, Tek Tek Topraktan Suyu Vitamini Minerali Alıyor. Zerresinin İsraf Edilmemesi Gerekir.

Her yıl Türkiye’de dört milyar ekmek israf ediliyormuş, çok vahim. O buğday başağı ne emek çekiyor oradan topraktan aylarca o alttan suyla mineralleri çekiyor, tek tek tek o buğday tanelerini besliyor, onları çok gürbüz hale getiriyor, iyice büyüttükten sonra artık sulamayı kesiyor onları kurumaya başlıyorlar tam böyle yenecek hale gelsin diye bekliyor. Sonra onlar biçiliyorlar. Onun bir avucu bile bir yere saçıldığında insan rahatsız olur çünkü o bitkinin verdiği emeğe bak orada. Aylarca emek veriyor o bir başağı yapabilmek için. Sen onun emekle yaptığı kaç başağın emekle yaptığının bir anda alıp çöp kutusuna atıyorsun. O sen ye diye yapıyor bak o kadar emeğin içine girmesinin nedeni o. Sana iyilik yapıyor sen ona kötülük yapmış oluyorsun, olmaz haram.

Dünyada her yıl sekiz yüz milyar dolar çöpe gidiyormuş israf olarak. Lokantalarda falan da öyle yemek büyük otellerde tertemiz yiyecekler cayır cayır dökülüyor.          

 

(“Hazreti İsa (As)’nın Geleceğine Dair Kuran’dan Ayet Gösterebilir misiniz?” Sorusuna Cevap)

Hazreti İsa (as) ile ilgili ayetler hiçbir peygambere o tarzda inmemiştir. Bir tek onun şahsına mahsus. Bak şimdi buradan Müslümanın aklı var değil mi? Çok kolay anlar. Hiçbir peygambere “Sen kıyamet alametisin” demiyor Allah. Niye İsa (as)’ya diyor? En son o gelecek de onun için diyor. En son gelene denir kıyamet alameti. E son kim ise değil mi? Mesela Mehdi (as), Mehdi (as) kıyamet alametlerinin ilki. Peygamber olarak en son kim? Hazreti İsa Mesih’tir. Ayet neyi anlatıyor peki o zaman? Bak diyor ki; “Sen kıyamet için bir alametsin.” İsa Mesih kıyamet için bir alamettir diyor Allah. Kıyamet alametidir. Bunun anlamı ne diyoruz? İşte “anlamı öylesine bir anlamı var.” Ya kardeşim Allah durduk yere onu söyler mi? Öylesine bir anlamı olur mu? Bir amaçla söylüyor. Peki hiçbir peygambere, bak Peygamberimiz (sav) de dahil, Hazreti Muhammed (sav) de dahil. “Sana uyanları, seni sevenleri kıyamete kadar dünya hakimi yapacağım” demiyor Allah. Hiç kimseye dememiş. Bir tek İsa Mesih’e diyor. Ne demek bu? Dünya hakimi olacak demektir İslam. Başında kim olacak?  Bak “sana uyanları” diyor. Uymak için ne yapması lazım? Sağ olması gerekiyor, değil mi? Sağ olmadan nasıl uysun adam? Çünkü uyarsa, yani şu haliyle uyarsa şirk olur. Çünkü Allah olduğunu iddia ediyorlar. Yanlışlık var. Uyma, hakkıyla uyma olması gerekiyor. Hakkıyla uyması için nasıl olması gerekiyor? İsa Mesih’in bizzat olması gerekiyor. Onun dışında olmaz. Değil mi? Onun Müslüman olması, Müslüman olduğunu söylemesi, Allah’ın razı olacağı şekilde onların da ona ittiba etmesi gerekiyor. Bunun dışında başka bir anlamı var mı bunun? Yok. Ve bak diyor ki, ayrıca yine yeniden hiçbir peygambere dememiş. “Sana uyanlara kıyamete kadar hakim edeceğim.” Bir de diyor ki Allah “Ehli kitaptan Musevi ve Hristiyanlardan hiçbir fert kalmayacak, hepsini sana iman ettireceğim” diyor. Bak Peygamberimiz (sav)’e dememiş. Hazreti Musa (as)’ya dememiş. İbrahim (as)’e, İshak (as)’a hiç kimseye dememiş. İsa Mesih’e diyor.

 

Kırk Yaş İçin Kullanılan Bir Kelime Kullanıyor Hazreti İsa (As) İçin; Ama Göğe Yükseltildiğinde Otuz Üç Yaşındaydı.

Evet. Kehlen. Kırk-elli yaş arası. Yani saçların kırlaştığı yaşlılık dönemi, kehlen. “O zaman da konuşuyordun” diyor Allah. “O zaman da konuşuyordun.” Çok az iman eden, on bir kişi. On ikincisi zaten biliyorsunuz kardeşi. O on üçüncüsü, kalleşlik yaptı.

Kuran nasıl yanlış olan bir şeyi düzeltiyor. Nisa Suresi 157. İsa Mesih, öldü diyorlar ya. Allah diyor ki; “Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı” (Şeytandan Allah’a sığınıyorum) “gerçekten öldürdük” katelna; katlettik “demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa İsa Mesih’i öldürmediler.” Bir insan ya ölüdür, ya diridir. “Öldürmediler” diyorsa diridir. “Öldürmediler ama öldürdüler” diyorsun sen. Yani böyle bir laf olur mu? “Öldürmediler ama öldü” diyorsun. Öldürmediler. Ma katelehu; katletmediler. Ve onu asmadılar; ma selebe. “Hiçbir öldürme çeşidiyle öldürmediler” diyor Allah. Ölmediyse diri demektir. Ama onlara (onun) benzeri göstertildi; Şübbihe. Yani o adam, İsa Mesih’i ihbar eden, İsa Mesih gibi onlara gösterildi adama. Çünkü ağzı burnu kırıldı zaten adamın. Kan revan içinde. Uzun saçlıydı. Sakalı da vardı. İsa Mesih zannettiler onu. Yuda İzaryot. “Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur.” Tahminle öyle söylüyor diyor Allah. Allah bir daha vurguluyor. “Onu” (İsa Mesih’i) “Onu kesin olarak öldürmediler.” (Nisa Suresi 157) “Ma katelehu” diyor Allah.

“Bilakis” diyor Allah, “Bilakis Allah onu Kendine yükseltti.” Bilakis ne anlama gelir? “Öldürmediler ama bilakis Allah öldürdü” diye anlıyorlar. Böyle bir şey yok. “Bilakis Allah onu Kendine yükseltti.” Ref etti. “Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa Suresi 158)

“Hani Allah, İsa'ya demişti ki: "Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim.” Muteveffî-ke. “Seni Kendime yükselteceğim.” Râfiu-ke. Uyur halde yani ölmüş oluyor insanlar uyuduğunda. “Uyur halde Kendime yükselteceğim” diyor. Ayet devam ediyor. Diyor ki; “Vefat ettireceğim. Seni Kendime yükselteceğim.” Ölü olsa “senin canını alacağım, öldüreceğim, ahirete gideceksin” der. “Kendime yükselteceğim” diyor. “Kendime yükselteceğim.” Râfiu-ke. “Seni inkâr edenlerden temizleyeceğim.” Yani küfrün içinden alıp çıkaracağım. Neyi temizliyor? Bedenini, ruhunu. Şahsını yani bizzat şahsını. Öbür türlü nasıl temizlenir? “Temizleyeceğim; Mutahhiru-ke.” Tahir edeceğim. “Ve sana uyanları” Bak sana uyanları, İsa Mesih’i sevenleri. Ne vakte kadar? “kıyamete kadar inkâra sapanların üstüne geçireceğim.” Dünya hakimi yapacağım diyor. “Sonra dönüşünüz yalnızca Bana’dır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.” (Âli İmrân Suresi 55)

Bu uyku yani “muteveffî-ke; vefat ettireceğim” aynı uyku için de söylüyor Allah. Zaten uyur vaziyette olmasa almaz Allah öyle. Yani o şekilde, berrak bir şuurla ahirete alınır mı? Aklın ihtiyari kalkar yani. Tabii ki, bir baygınlık halinde alınması lazım. Uyku halinde alınması lazım. Başka boyuta alınıyor. Başka boyuta, başka türlü nasıl alınır? O zaman hepsini hatırlar. Onu görmeyecek. Onu bilmemesi lazım. Mesela getirilirken de, melekler getiriyor İsa Mesih’i. Onu görürse aklın ihtiyari kalkar, değil mi? Alıp bir eve getirecekler melekler. Uzatacaklar. O, onu görürse ne olur? Aklın ihtiyari kalkar. Kim olsa iman eder öyle bir şeyde. Halbuki İsa Mesih’in ünlü özelliği, çok ünlü bir özelliği vardır. Çok imanlıdır. Nasıl imanlı? Aklın ihtiyari alındığı için mi? Yok. Düşünerek, aklıyla imanlıdır. Yani en imanlı peygamberlerdendir İsa Mesih. Hatta diyor, “tam iman ederseniz” diyor. Yani hakkıyla iman ederseniz. “Dağa gel derseniz, gelir” diyor. “Deniz size asfalt gibi olur, üstünde yürürsünüz. Tam iman ederseniz” diyor. “Ama hakkıyla iman edemediğiniz için olmuyor” diyor İsa Mesih. Tam hakkıyla, çünkü Allah’ın ruhu her yerde oluyor. Her yerde var. Yani mesela bu tespihin her tarafında Allah’ın ruhu vardır. Her yerinde. İçinde taşın. Mesela şu bir tek taşından, bütün evreni yaratabilir Allah, yeniden. Tespihin tek bir taşından bütün evreni yaratabilir, çok rahat. Ama çok yüksek iman gerekiyor. Mesela, Mehdi (as) vesilesiyle İslam’ın hakim olması, Mehdi (as)’nin yüzü suyu hürmetine hakim ediyor Allah. Yoksa etmez. İsa Mesih ve Mehdi (as)’nin yüzü suyu hürmetine hakim ediyor. Zaten İsa Mesih’i de Mehdi (as)’ye yardımcı olarak getiriyor. Ta alırken o planlanıyor, Cenab-ı Allah tarafından. Göğe alınırken, geri geleceğini bilerek Allah alıyor. Yani öyle rastgele olmuş bir olay değil.

 

(İmanda, Takvada Hazreti Mehdi (As) mi, Hazreti İsa (As)’nın mı Üstün Olacağına Dair Bir Bilgi Var mı? Sorusuna Cevap)

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde; “Bazı peygamberlerden bile üstündür” diyor. Ama Musevi inancında Moşiyah Mehdi bütün peygamberlerden, Musa (as)’dan da üstün. Hepsinden üstün. “İlk Allah kainatı yaratırken, onun ismini yarattı” diyor. “Ve Adn cennetleri yaratıldı” diyor. Mesela Adn cenneti geçiyor Tevrat’ta. İlk yaratılanların içinde. Peygamberimiz  (sav)’e de sorulduğunda, “Hazreti Ebubekir ve Ömer’den de mi üstün olacak?” diyorlar, Peygamberimiz (sav) diyor ki “Bazı peygamberlerden bile üstün olacak” diyor. Ayrıca söylüyor yani. “Ebubekir’den, Ömer’den hepsinden üstündür” diyor, Mehdi (as) için. Ama İsa Mesih için ayrıca duymadım yani. Fakat “bazı peygamberlerden de üstündür” diyor. Hadisin orijinali nasıl bilmiyorum. “Bazı peygamberlerden de üstündür” diyor. Rivayetler o tarzda.

İbn-i Şirin sahabelerden nakledilmiştir. “Resulullah ferman etti ki; İmam Mehdi, Hazreti Ebu Bekr ve Ömer (ra)’dan üstündür.” Hazreti Ebubekir’e (ra) diyorlar ki; “İmam Mehdi, Ebubekir ve Ömer’den de mi üstün olacak?” diyorlar. O da diyor ki “Resulullah’tan duyduğum vechiyle, bazı peygamberlerden bile üstün olacaktır” diye cevap veriyor. Hazreti Ebubekir de öyle cevap veriyor. Berzenci, Kıyamet Alametleri’nde geçiyor.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247236/sayin-adnan-oktarin-30-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247236/sayin-adnan-oktarin-30-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170430t_12.jpgThu, 11 May 2017 15:37:40 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 29 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 29 Nisan 2017

 

Cennetteki Huriler Kusursuz Güzellikte Daima Temiz, Güzel, Hoş Hanımlardır

Cenab-ı Allah “en güzel surette yarattım” diyor insanı. Ahsen-i Takvim’dir insan. Huriler de tabii insan suretinde, güzel, kusursuz, doğal ihtiyaçları olmayan, yeme-içme ihtiyacı olmayan, yorgunluk duymayan, daima temiz olan güzel hoş hanımlar. Gılmanlar da var bir de yakışıklı delikanlılar. Onlar da aynı vasıflara sahiptir. Bir de vildanlar var minik vildanlar küçük çocuklar. Cennete neşe katan, ortalıklarda koşan, işte ağaca tırmanıyor kimi, başka cinlikler yapan şeker varlıklar. Cennetin neşesidir çocuklar. Çok fazladır cennette çocuk, her yerde her zaman ortaya çıkarlar. Cennet vildanından kasıt odur. Yani cennete neşe veren, işte bağırtı çağırtısıyla, onların sesleri güzel oluyor tabii. Huyları da güzel oluyor cennet vildanlarının. Cennet ağaçlarına çıkarlar, cennet evlerine gelirler, insanların hoşuna gider onları sevmek, onların iltifatları, insanların onlara iltifatları hoş güzel olacaktır. Allah’a muti, aklı başında çocuklar ama çocuk aklı olur tabii büyük aklı olmaz. Küçük ölen çocuklar hepsi vildan oluyorlar cennette. Zaten onun için getiriliyor dünyaya. Annesi babası vefat edince feryat-figan ediyor. Halbuki zaten cennet vildanı olarak gelmiş o. Emaneten gelmiş. Sen mi yarattın? Allah yarattı. Cennetteki vildan buraya geliyor ziyaret ediyor, geri cennete dönüyor. Onlar da zannediyor ki kendi malı, kendi yarattığı. Öyle bir şey yok. Cennetten gelen, emaneten gelen vildan gelir dünyayı görür, geri döner, o kadar başka bir şey yok. Cennet vildanı dünyayı hatırlar. Gılmanlar, cennet hizmetçileri ortalıkta gezer. İstediğin bir şey olduğunda yaparlar. “Getir şu sandalyeyi” dersin getirir “götür şunu” dersen götürür. Eşyaya da söylesen eşya kendiliğinden hareket eder ama gılmanın yapması tabii insanların daha hoşuna gider.

 

Akla Gelen Her Türlü Hayvan Cennette Vardır, Cennette Hepsi İnsanın İstediği Gibi Seveceği Şekilde Yaratılırlar

Cennet hayvanları da yine saflıkları masumluklarıyla çok dikkat çekerler. Her türlü hayvan vardır cennette. Yani aklınıza gelecek her türlü hayvan mevcut. Temiz, hoş, akıllı istediği gibi insanların sevebileceği gibidir. Burada öyle değildir. Mesela bir güvercini sevemezsin hayvanı, pençeleri falan vardır. Kediyi sevemezsin tırmalar. Köpek bakım gerektirir. Cennette öyle değildir bayağı akıllıdırlar hepsi kendini sevdirir. Meyveler, çiçekler hepsi kendini sevdirir, her şey şuurludur ama istemezsen de konuşmazlar uslu uslu dururlar ama gel dersen gelir git dersen gider. Tamamı şuurludur yani cennetin taşı toprağı. Cehennemin de tamamı şuurludur. Cehennemin bütün azaları, bir bedendir cehennem zaten, yani bütün bir mahluktur. İnsan bedeni gibi bedendir cehennem. Kendine düşenlere ızdırap verir, rahatsızlık verir. Cennet de tamamen canlıdır, o da gelenlere hep mutluluk verir. Şuurludur yani komple akla sahiptir. Allah’ın aklıyla donanmıştır cennet. Bahçeleri bağları her yeri her şeyi şuurludur, şuurlu olmayan hiçbir yer yoktur. İstediğin gibi yeşilliklere uzanır-yatarsın. Uyumak istersen uyursun da cennette. Yani cennet uykusuyla yaşarsın, sevdiklerinle beraber. Kötü bir söz yok cennette. Hep güzel sözler vardır. Sıkılma olmaz.

 

Bütün Mahlukat Cennette En Güzel Ve En Akıllı Şekliyle Vardır. Cennetin Kelebekleri, Karıncaları Her Şeyi Akıllıdır.

“Daha sizin bilmediğiniz nice şeyler” diyor Allah. Ama biz mevcutlara bile kat kat razıyız yani. Sırf tavşan, kedi olsa, köpek olsa, kuzu olsa değil mi? Kaplumbağalar falan hepsinin huyları güzel oluyor. Zaten yüz binlerce hayvan çeşidi var. Cennetin kelebekleri de var hepsi akıllıdır. Cennetin böceği de var, cennetin karıncası da var. Karıncaya dikkat çekiyor Kuran’da Allah zaten. “Güldü” diyor “Hz. Süleyman (as)” için, şuurlu karınca. Hoşuna gidiyor karıncanın konuşması. Onlar da orada gayretlidirler. Bütün mahlukat olur yani cennette, dünyadaki bütün mahlukat vardır ama en güzel şekliyle, en akıllı şekliyle. Çünkü karıncaları seyretmek de çok zevklidir. Onlar da cennette yuva yapıyorlar, eğleniyorlar, işine gücüne bakıyorlar. Cennet dünyaya çok benzer aslında. İnsanlar çok çok farklı zannediyor ama dünyaya bayağı benziyor fakat düzgün. Yani dünyadaki negatif unsurlar yoktur. Yapı açısından düz tepsi gibidir geniş. Yani elips gibi düşün, böyle hafif elips şeklinde. Bir parça yükseltisi vardır cennetin, geniş. Zaten Kuran’da da açıklanıyor bu, yani yuvarlak değil. Bu Satürn halkaları var ya görüyorsunuz düz oluyor onlar. Onun gibi geniş. Nasıl yapacak Allah? İşte onlar da görüntüdür. Allah “Benim için çok kolay” diyor. İnsanların aklı dimağı duruyor ama cennetin oluşması bir saniye bile sürmez Allah için yani tamamının oluşması. İnsanın dimağında bile Allah o yaratma gücünü yaratmıştır. Mesela adam, insanın kafasını kapattı mı bir caddede ilerlediğini düşündüğünde kilometrelerce yol gidebilir. Ve her yerde de manzaralarla karşılaşır istediği gibi. Otomatik oluşur manzaralar, evler, binalar, yolların kenarlarında çakıl taşları, otlar, bitkiler, sokakta gezen dedeler aklına anında gelir. Yağmur gibi yaratır. Yaratmayı Cenab-ı Allah yaratır ama onda gösteriyor Allah insanın bilincinde.

 

Cennette Her Şey Sevgi İçindir, Allah'a Şükretmemiz İçindir, Cennettekileri De Allah’ı Sevdiğimiz İçin severiz.

Cennette her şey sevgi içindir. Kuşlar, böcekler, hayvanlar, çocuklar, vildanlar, içkiler, yiyecekler hepsinde amaç sevgidir. Allah’a şükretmek. Allah’ı sevdiğimiz için onları severiz. Cennetin özelliği odur. Cennette müziğin en gelişmişi var. Mesela buradaki müzikler çok ilkel gelir. Yani buradakilerin hiçbirini duymak istemez insanlar. Cennette dinletsen dünya müziğini “aman aman” derler yani. Hiçbirini dinlemek istemez insanlar. Yani kıyası kabil değildir cennet müziğinin. Dans, mesela cennette ağaçlar bile dans ediyor, hayvanlar da her şey dans eder istediğinde. İnsanlar da istediğinde dans ederler. Oradaki dansla buradaki danslar uzaktan yakında alakası yok. Burada en fazla on dakika on beş dakika dans ediyor adam, hadi yarım saat diyelim, kan ter içinde kalıyorlar. O kadar da mükemmel olmuyor. Zaten en iyi dansları da yayınlıyorlar, vasat oluyor, bir dereceye kadar oluyor. Cennet dansları büyüleyicidir adeta böyle, insanda hipnoz meydana getirir. Yani muazzam bir ritim, muazzam mükemmellik.

 

Peygamberimiz (sav) Cennette “Akla Hayale Gelmeyen Nimetler Olduğunu” Bildirmiştir.

Cebrail (as) cenneti anlatıyor Peygamberimiz (sav) de kendi uygun bulduğu kadarıyla anlatıyor. Yani benzetmelerle teşbihlerle anlatıyor. Cebrail (as) doğrudan anlatıyor, Peygamberimiz (sav) halkın anlayacağı gibi kendi yorumuyla anlatıyor, kendi anlatış şekliyle. Çünkü Kuran’da geçecek bir hüküm değil. Ona diye anlatılıyor, o da aklındaki imajı aktarıyor. Ama cehennem gösterildi Peygamberimiz (sav)’e, cehennem gösterildi kısa bir süre gördü kapatıldı. Bu dünyayı daha çok sevmesine vesile oldu o zaman. Yani nimetleri daha çok sevmesine vesile olur. Ama cehennem tabii içine girince anlaşılır. Bizim bildiğimiz gibi bir yer değil. Tahmin tahayyül ettiğimiz gibi değil. Adamlar çünkü orada züppelik yapıyorlar daha hala. Mesela diyor ki “yüzünün etleri dökülür” diyor “kafatası ortaya çıkar” diyor ama adam çakallık yapmaya devam ediyor. Garip bir durum yani. Bizim anlayabileceğimiz gibi değil. Birbirleriyle edişiyorlar, kovalamaca var, birbirlerini dövmeye çalışıyorlar.

 

Allah Cennette Görünüm Olarak Güzel Bir İnsan Suretinde Müminlere Tecelli Edecektir.

Güzel bir delikanlı suretinde Cemal ismiyle Cenab-ı Allah tecelli ediyor. “Ben Allah’ım” diyor. İnsanlar da secde etmeye kalkıyorlar o anda. Allah “artık secde yapmayacaksınız” diyor “namaz yok, onu Ben gördüm sizde zaten, kanaatim geldi o yüzden Ben sizi buraya aldım, ibadet bitti” diyor “burada sadece sevgi var” diyor Cenab-ı Allah. Yani “Benim size sevgim, sizin Bana sevginiz, Ben sizden razıyım, siz Benden razısınız artık bu nimetler içerisinde yaşayın” diyor Cenab-ı Allah. Ama en şiddetli haz Allah’ı görmeden alınan hazdır cennette. O da tabii Allah’ın gücünde olan bir şey. Cihetsiz, mekansız ve cihetsiz olarak tecelli ediyor yani insan onu kavrayamıyor, nasıl olduğunu da bilmiyoruz şu an ama görünüm olarak güzel bir delikanlı suretinde. Ama “Selam” diyor “Ben Allah’ım” diyor, tecellisi. Mesela Allah orada biliyorsunuz, Hz. Musa (as)’a dağda tecelli etti. Ne dedi Cenab-ı Allah? “Ben Allah’ım” dedi. Çalının içinde ateş “Ben Allah’ım.” Ne şeklinde? Ateş şeklinde görülüyor. Orada da insan şeklinde tecelli ediyor, insan görünümünde.

 

Darwinizm Kuran'a Uygun Değildir, Allah'ın Yaratışını, Gücünü Kendince İnkar Eder. Kuran'la Bağlantı Kurmaya Çalışanlar Yanlış Yapıyor

Darwinizm’i anlatırken kendince çaktırmadan “Kuran’a da uygun” diyor. Kardeşim, Allah’ı inkar eden felsefe Kuran’a uygun nasıl olur? Allah’ın yaratışını, Allah’ın gücünü inkar ediyorsun. Bari İslam’la bağlantı kurma. İnkar ediyorsan dürüstçe söyle, inkar ettiğini söyle. Niye Kuran’la bağlantı kurmaya kalkıyorsun?

Darwin’e karşı olana “sen bilime mi karşısın?” diye karşı çıkıyorlar. Bilim tesadüfle açıklanacak bir konu mu? Sen bilim diye bizim karşımıza neyi sunuyorsun? “Bu nasıl oldu?” diyoruz “tesadüfen oldu” diyorsun. Sen dalga mı geçiyorsun bizimle? “Bu ne?” diyorum “bilim” diyor. Tesadüf bilim olur mu kardeşim? “Böcekler nasıl oldu?” diyorum “Tesadüfen” “İnsan?” “Tesadüfen” “Meyveler?” “Bütün canlılar tesadüfen oldu” diyor. “Peki şu nasıl oldu koful, mitokondri, hücre zarı, protein?” “Hepsi tesadüfen oldu” diyor. “Peki bu nedir?” “Bu bilim” diyor. Kardeşim, en kötü hurafe, en kötü hurafe. İnsan aklıyla alay edilen bir sistemdir Darwinizm. Bilimle ne alakası var? Tesadüfle bilim olur mu?

 

Bilgisizlik Darwinizm'in Silahıdır. Darwinizm Bilgiye Dayanamaz, Yenik Düşer

Bilgisizlik Darwinizm’in silahı. En önemli konu bu. Bilgisi az toplumlarda Darwinizm güç buluyor. Mesela 1800’lerde çok rahat zemin buldu. Çünkü insanların bilgisi de azdı, iletişim de azdı. Şu an yapabiliyor mu? Yapamıyor. Niye? Çünkü bilgiye direnemiyor Darwinizm. Adama “nasıl oldu?” diyoruz “tesadüfen.” “Şu nasıl?” “Tesadüfen.” Gece-gündüz tesadüf diyorsan ve bunun adına bilim diyorsan adam sana güler. Paleontoloji bilimdir, jeoloji bilimdir. Darwinizm safsata, bir pagan dinidir. Çünkü tesadüf, bütün inancın temeli tesadüfe dayalı. Ama paleontolojide delil var ortada, bilimdir. Jeolojide delil var. Fizik bilimdir, kimya bilimdir. Darwinizm bilim değil hurafedir. Putperest dinidir, bir pagan dinidir.

 

Şeytan Darwinizm Kanalıyla İnsanlıkla Adeta Alay Ediyor. Darwinizm Şeytanın Dini Gibidir, İnsanları Adeta Esir Etmiştir.

Şeytan insanlıkla alay ediyor, bütün dünyayla alay ediyor Darwinizm kanalıyla bu pagan diniyle. Ve kendi dinine insanları çektiği için de çok mutlu şu an şeytan. Çünkü “ben dedim” diyor “bak dediğim de oldu” diyor şeytan. Dediklerinin hakikaten de büyük bölümü oldu. Allah zaten olacağını da söylüyor dediklerinin. Bak bütün insanlığı esir etti adeta. Kime sorsan “tesadüf” diyor. Çok az inanan var şu an. Ama bizim atağımızdan sonra tabii kavrulup sepetin içine düştü Darwinist inanç.

Şeytan, Darwinizm ve materyalizmle pusu kurdu insanlığa ve bu pusuya bütün insanlık düştü neredeyse. Yüzde 99’unu düşürdü şeytan ve bu çok büyük mucizedir, Allah’ın gücüdür bu, şeytana Allah’ın böyle bir güç vermesi. Koskoca profesör “tesadüfen oldu” diyor. “Hücre nasıl oldu?” “O da tesadüfen” “Protein?” “O da tesadüfen” diyor. Bu çok şaşılacak bir durumdur.

 

Allah, Binbir Güzellikte Çeşit Çeşit Meyveler Yaratıyor, Darwinistler "Bunlar Tesadüfen Oluştu" Diyorlar.

Allah bin bir güzellikte meyve yaratıyor mesela çilekler, elmalar, armutlar, kirazlar, narlar “nasıl oldu nar?” diyoruz” “tesadüfen oldu.” “Elma?” “O da tesadüf.” “Kiraz” “O da tesadüf.” Şimdi bunu Allah’a yapınca bu yakışıksız çirkin eylemi, Allah da o zaman cehennem meyvesi yedirtiyor işte onlara ahirette. “Zakkum” diyor Allah. Yani onların tahayyülündeki gibi meyveler bu sefer. Yani evrimle oluştuğuna inandıkları meyveleri yedirtiyor. Evrimle oluştuğuna inandıkları gibi insanlar yaratıyor. Ağzı-burnu eciş bücüş, kafası arkaya dönmüş, bir kısmı yerde sürünüyor, yerden tuzlu sular kaynıyor, kükürtlü sular kaynıyor. Çünkü yerden normalde tertemiz su çıkmaz. Metallerin içinden geliyor, her türlü madenin içinden geliyor. Bayağı kirli çıkması lazım suyun, tertemiz geliyor sular. Meyveler her biri birbirinden mükemmel. Vitamin deposu, mineral deposu, protein, yağ her şey var. Şeker, karbonhidrat. Adam hepsine “tesadüf” diyor.

 

Fosillerin Okullarda Çocuklara Gösterilmesi, Sergilenmesi Çok Önemli, Bunu Hükümetimizden Rica Ediyoruz.

Fosillerin sergilenmesi konusu çok önemli. Biz hükümetten rica ediyoruz fosiller sergilensin. Öğrencilere gösterilsin. Komünistlerin en korktuğu şey fosil sergileri. Fosil sergisi oldu mu hemen saldırmaya geçip ısırmaya falan kalkıyor bir kısmı, bir kısmı yutmaya kalkıyor. Darwinistler bu şekilde bilimi yasaklamaya çalışıyorlar. Paleontoloji bilimdir, arkeoloji bilimdir. Paleontolojik bulguları niye göstermiyorsun çocuklara? Niye korkuyorsunuz? Sergilenmesinden niye korkuyorsunuz? Bakın, ne zaman bir sergi yapılsa saldırmışlardır. Birçoğu. Avrupa’da istediğimiz gibi sergi yapıyoruz. Paleontolojik delilleri hükümet devlet sergilemesi lazım gençlere. Yorum yapmalarına gerek yok sadece sergilesinler görsün çocuklar. Devletin depolarında niye duruyor bu Darwinist propagandayı ortadan kaldıracak deliller?

 

Allah Peygamberimiz (sav) İçin Zorluklarla Beraber Hep Kolaylık Da Yaratmıştır.

Cenab-ı Allah Peygamberimiz (sav)’in üstündeki yükten bahsediyor ve “kalbini yarıp açmadık mı?” diyor Elemneşrahleke ayetinde. O inşirah ondan, yani kalbinde de rahatsızlık var. Zaten son zamanlarında biraz Resulullah (sav) kilo almış. Hanımıyla yarışırken normalde geçiyormuş her seferinde, o kilo aldığında geçememiş. Peygamberimiz (sav) çok rahatsız olmuş bu durumdan hemen rejime girmiş. İşte o rejimini yanlış anlıyorlar. Diyor ki “midesi ağrıyordu.” Aç ama rejim yaptığı için aç, yemek bulamadığı için aç değil. Yani rejim yapıyor. Rejim yaptıktan sonra bayağı atletik eski haline dönüyor. Bir daha yarışıyor geçiyor Hz. Ayşe (ra)’ı. Hz. Ayşe (ra) gençti bayağı genç. Bütün gücüyle koşmasına rağmen Peygamberimiz (sav) geçemedi. Bayağı kudretli güçlü bir insan.

Bak, “Senin için bağrını açmadık mı? İndirmedik mi senden yükünü?” (İnşirah Suresi /1) Bu işte kalbindeki sıkıntı. “Bağrını açmadık mı?” (İnşirah Suresi / 2) O kalpteki sıkıntıyı söylüyor. “İndirmedik mi senden yükünü?” (İnşirah Suresi / 3) Muhtemelen kilo aldı onu aldı Allah. “O sırtında eziyet veren yükünü” diyor. (İnşirah Suresi / 4) O nedir? İşte kalbi sıkıntı verir başka nasıl olur yani? Tansiyon yükselir kalp sıkışır. “Senin şanını yüceltmedik mi?” (İnşirah Suresi / 5) Şöhret meydana getiriyor Allah. “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var. Evet, o zorlukla beraber bir kolaylık var.” (İnşirah Suresi / 6) Çünkü Allah sürekli sıkıntı veriyor zorluk veriyor ama yine kolaylık da veriyor. Zorluk veriyor kolaylık veriyor. “O halde boş kaldığında yine kalk yorul” (İnşirah Suresi / 7) diyor. Yani sürekli hareket et diyor. Sporun aslında önemi de vurgulanıyor. Çünkü kalp hasta oluyor hareket etmeyince. Yani atalete uğruyor kalp. “Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O’na doğru.” (İnşirah Suresi / 8) Sürekli Allah’tan istemek. Bunu insanlar çok unutuyor. Mesela “başım ağrıyor şuradan bana bir ilaç versene” diyor. Kardeşim, alırsın bin türlü başın daha da bela ağrır. İlacı niye putlaştırıyorsun küçücük parçayı? Ufacık beyaz bir parçayı putlaştırıyor, onun kurtaracağına inanıyor. Allah’tan onu vesile etmesini iste. İlaç alıyor hakikaten de kurtulmuyor “ne yapsam acaba?” diyor. Allah’a bırak.

 

Kutsal Sandık Yakında Bulunacak Ve Kuran'da Bahsedilen Hz. Musa'nın Asası, Tabletler, Hz. Süleyman'ın Yüzüğü Gibi Emanetler Görülecek.

Kutsal sandık bulunacak şimdi Hz. Musa (as)’ın sandığı. O çok büyük olay olacak. Kuran’da bahsedilen her şeyin orada olduğunu görecekler. Hz. Musa (as)’ın asasının parçası, tabletler, Hz. Musa (as)’a verilen tabletler, artık çok açık yani. Hz. Süleyman (as)’ın yüzüğü. Bunların hepsini Allah saklıyor. Niye? İşte son, dünyaya İslam’ın hakim olması için saklanıyor. Daha önce bulunsa ne olurdu? Geçer giderdi bu konular. Sona saklıyor Allah. İslam hakim olacak bir kere daha. 2082 çok yakın. Yıldırım gibi geçiyor seneler. 2082’yi bizden gören olur mu? Olur olur mucize olarak olabilir yani. Evet.

Hz. İsa Mesih (as)’ı göreceğiz. Ama böyle inanmaya kimse mecbur değil. Yakışıklı böyle aslan gibi Avrupai bir delikanlı. Güleç yüzlü, zeki, hoşsohbet, neşeli, tatlı bir insan, çok mütevazı. İnanmayabilir insanlar sorun değil. O da zaten kendinden emin olamaz Hz. İsa Mesih (as) olduğundan. Vahiy alır duyar ama yani çünkü bir peygamberlik emri verilmediği için onda bir sorun yok. O Müslüman olmakla mükellef. O Kuran’a uymakla mükellef başka bir şey yok.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247235/sayin-adnan-oktarin-29-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247235/sayin-adnan-oktarin-29-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170429t_05.jpgThu, 11 May 2017 15:37:18 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 28 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 28 Nisan 2017

 

Ağaçların Çok İyi Korunması Gerekir. Ağaçlara Tabela Çakmak, Ağacın Dibine Deterjanlı Su Dökmek vs Yönetmeliklerle Yasaklansın

Ağaçlar çok şeker, İstanbul’un ağaçları bayağı güzel, o eski tarihi ağaçlar. Kocamanlar maşaAllah. Abdülhamit’i görmüşler, Abdülaziz dönemini görmüşler. Fatih Sultan Mehmet’i gören bile var. Sessiz sedasız izliyorlar. Fakat ağaçlara reklam tabelası çakmak, kiralık tabelaları çakmak falan bunu bakanlık yasaklasın yahut belediye yasaklasın. Nasıl yapıyorlarsa yapsınlar. Ağaçların çevresine hiçbir şey koymasınlar. Kasaları yaslıyorlar bilmem ne, oraları yıkadıkları deterjanlı suyu ağacın dibine döküyor. Bunlar suç kapsamına girsin. Ağaca hiçbir şekilde zarar verilmesin. Deterjanlı ilaçlı su falan dökülmez ağaç dibine. Tabela çakılır mı? Adam çiviyle tabela çakıyor. Bunların hepsinin yönetmeliği olsun. Üstüne kasaları yığmışlar bilmem ne. Briketler, bunlar olmaz.  

 

(Emniyet Genel Müdürlüğü’nde FETÖ’yle bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye genelinde 9 bin 103 polis açığa alındı. Açığa alınan polisler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve aile bireylerinin yakın koruma ve güvenliğinden sorumlu ikisi emniyet müdürü on dokuz polis de var. Ayrıca Meclis Başkanlığı Koruma Polisleriyle Hassas Bölgeler Koruma Şube Müdürlüğü’nde görevli olan yetmiş altı polis de bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere siyasilere suikast yapılacağı istihbaratının ardından kritik isimlerin görevden alındığı belirtildi.)

Ama muazzam bir sayı. Kırk yıl devlet destekledi, hükümetler destekledi. İyi niyetle desteklediler. Kötü niyetle desteklemediler. Ama İngiliz derin devletini bilemedikleri için felaket çok çaplı oldu. Halbuki İngiliz derin devleti bilinse Abdülhamit devrinden itibaren özellikle İngiliz derin devleti Osmanlı’ya pençesini attı ve pençesini çıkarmadı. Daha hala pençesi devam ediyor. O pençeyi kıracak olan işte Mehdiyet’tir. O kanlı pençeyi darmadağın edecek olan Mehdiyet’tir.

 

(Açığa alınan polislerin içinde meclisin güvenliğinden sorumlu otuz altı polis de var. Bu polislerden biri açığa alındığını duyunca meclis kapısında intihara kalkıştı ancak arkadaşları engel oldu. Diğer bir polis de listede ismini görünce evinde beylik tabancasıyla intihar etti. FETÖ’den bugüne kadar intihar ederek hayatını kaybedenlerin sayısı yirmiyi buldu.)

Böyle şeyde niye telaş ediyorlar ki? Eğer alakası yoksa düzelir. Ama şu an devlet kendini koruyor yani. Devlet muazzam bir saldırı altında. Koruma refleksiyle hareket ediyor devlet. Buna saygı duymaları lazım. Bir yıl-iki yıl bir şey değil yani bir insanın ömründe. Biraz sabırlı olsunlar, her şey yerli yerine oturur. Yani herhalde haksızlığa uğradığını düşündü anladığım kadarıyla. Bir ihtimal alakası yoktur. Biraz sabırlı olmak lazım. İnsan her şeyi göze alır. Mühim olan devletin bekasıdır, milletin bekasıdır. Ama başka bir yol biliyorlarsa onlar onu göstersinler. Yani hükümet nasıl kendini korusun? Yolu varsa tarif ederlerse çok iyi olur, başka bir yolu varsa. Darbe korkusuyla hop oturup hop kalkacak hali yok insanların. Hükümet tedbir alır. Onlar için de hayırlı bu.

Bu açığa alınan polislerin hiçbirinde bylock çıkmamış, hiçbiri Gülen okullarında okumamış, Bank Asya’ya da para yatırmamış. En gizli bilinen ekip buymuş. Yani çok muazzam bir çalışma yapmışlar. Baş imamlardan birinin arşivinden isimler tespit edilmiş. O zaman yani çok daha fazladır. Ama bilmiyorum yani bu kadar darbe tehlikesi dışında hiçbir şey yapamazlar. Darbeye çok dikkat etmek lazım. Onun için de iyi bir polis gücü bulundurmak, Özel Harekat’ı güçlendirmek, Özel Harekat okullarının sayısını artırsınlar. Özel Harekat’ı altmış bin kişiye çıkaralım en az. Altmış-yetmiş bin kişiye çıksın Özel Harekat. Çok önemli Özel Harekat’ın konumu. Eğitim için yeni okullar açılsın. Hiç bekletilmesin ve her türlü tedbir alınsın.

 

Tüm Milletimizin Gönlü Çok Ferah Olsun. Türkiye'nin Üzerine Balyozla Da Vursalar Bu Ülkeye İnşaAllah Hiçbir Şey Yapamazlar

Darbe tehlikesi dışında FETÖ’cülerin hiçbir etkisi olmaz söyleyeyim. Sadece darbeye dikkat etsinler. Çünkü gece saatleri falan olduğu için riskli olabilir, ki ona da cevap çok esaslı olur bu sefer millet tarafından, çok köklü bir karşılık verirler. Allah esirgesin, hiç istemem ama tedbir önemli.

Türkiye’ye bir şey olur mu bak, net söyleyeyim, hiçbir şey olmaz. Yani balyozla vursalar Türkiye’nin üzerine Türkiye’ye hiçbir şey olmaz. Yani gökten balyozla vursalar hiç etkilenmez Türkiye. Mehdiyet’in olduğu bir yerde bu tarz bir olay asla olmaz. Girişim olur, başarı olmaz. Bunu unutsunlar.

 

(Uyku tulumlu papağan balığının resimleri vardı. Papağan balıkları geceleri solungaç boşluklarının üst kenarlarındaki salgı bezlerinden jelatinimsi bir madde salgılarlar. Bu madde bir süre sonra balığın tüm vücudunu saran şeffaf bir uyku tulumu halini alır. Uyku tulumu papağan balığını koku yoluyla kendisini bulan müren balıklarından korur.)

Ama bu çok garip, çok büyük mucize bu. İşte adam bunu ahirette açıklayamaz. Her birine ayrı bir harika vermiş Allah düşünsünler diye. Yani Allah diyor ki “zalim ve cahil” diyor insanlar. Ve nankör olduklarını söylüyor büyük bir bölümünün. Bu çok korkunç böyle bir duruma düşmek. Müslüman şiddetle çekinecek böyle bir şeyden.

 

(“İslam’ı her yerde anlatacağız diye oradaki insanlara uyum sağlamak zorunda mıyız?” sorusuna cevap)

Tabii ki sağlamak zorundasın. Tabii şarap içenle şarap içmen anlamında değil ama masasına oturursun. Onlar gülerse sen de gülersin, şakalaşırsa şakalaşırsın. Orada anlatırsın. Gidip heykele tükürmezsin. Heykeli takdir edersin, resmi takdir edersin. Dekolte hanımların yanında dekolte hanımlar gider anlatırlar. Bu yanlış olan bir şey değil. Doğru bir şey. Kuran’a göre de helal ayrıca. Ama İslam’a küfrediyorsa, dine küfrediyorsa yanından ayrılırsın. Adama saldırmana gerek yok. Kuran’da “saldırın” demiyor. “Yanından ayrılın” diyor Allah. “Dinlemeyin” diyor.

Sarıkla cübbeyle dekolte hanımların yanına geliyorlar yahut başörtüsüyle uzun pardesüyle, kibarlaşarak ve üst perdeden onları sanki mahlukat gibi görerek, kendileri de cennetin en yüksek noktasından geliyorlarmış gibi üslupla, çok bilmiş bir üslupla konuşuyorlar. Böyle etkili olunmaz. Samimi olacaklar. Haddini bilecek. Allah’ın kulu olduğunu bilecek.

 

(“Kuran’da namaz anlatılmıyor. Sadece Kuran yeterli. O zaman namazı nasıl kılacağız?” sorusuna cevap)

Nasıl Kuran’da namaz anlatılmıyor? Çok fazla ayet var. Bu nasıl bir mantıktır? Olmaz olur mu? “Namaz kılın” diyor Allah. Cehennem ehline soruluyor “sizi buraya getiren nedir?” diyorlar. “Biz namaz kılmıyorduk” diyorlar. Açık açık ifade var Kuran’da. Allah “size vakitli olarak namazı farz kıldım” diyor. Nasıl namaz yok yani? “Vakitli olarak size farz kıldım” diyor. Rükuu secdeyi, kıyamı anlatıyor Allah. “Namazı kısaltabilirsiniz savaş durumunda” diyor. Sen de “yok” diyorsun. Kuran’ı okumazsan tabii ki “yok” diyeceksin. Kuran’ı okursan, anlarsan böyle olmaz. Mesela Allah Lokman Suresi 4’te şeytandan Allah’a sığınırım. “Onlar, namazı dosdoğru kılarlar” diyor. Sen “hani namaz yok” diyorsun. “…namazı dosdoğru kılarlar” diyor Allah. Mesela Hud Suresi 114’te “Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namazı kıl. Şüphesiz iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlara bir öğüttür.” Diyor Allah. Mesela Nisa Suresi, 103, “Çünkü namaz, müminler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” Diyor. Hiç okumuyorsunuz Kuran’ı, hiç. Bu yazanlar öyle birinden duyup kafadan yazıyorlar.

 

Atomlar Çok Keskin Bir Dikkate Ve Akla Sahip. Atom Altı Parçacıklar Milyarlarca Yıldır Hareket Halinde Ama Birbirlerine Hiç Çarpmıyorlar

Bütün atomlar Allah’ın emrinde. “Atom” diyoruz “çok küçük” diyoruz. Atomun içinde yaşayan onu evren olarak gören varlıklara sormak lazım küçük mü büyük mü? Müthiş bir akla sahiptir atomlar. Yani çok keskin bir dikkate, çok keskin bir akla sahiptirler. Bak, milyarlarca seneden beri elektronlar hareket eder, dönerler ve birbirlerine asla çarpmazlar. Ve nereden çıkacakları da belli olmadığı halde yani sürekli yörünge değiştirmelerine rağmen birbirlerine elektron ve protonlar asla çarpmıyor, asla yani.

 

(İngiliz Mirror Politics dergisine göre, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, eğer Trump isterse parlamentodan izin almadan İngiltere’nin Amerika ile birlikte Esad rejimini bombalayabileceğini söyledi.)

Canım bombalamayla olacak şeyler değil ki bunlar. Habire bombalama. Sevgiyle, akılla olur. Bir kere Esad rejimi yani Suriye’deki sisteminin yıkılması, devletin yıkılması çok yanlış olur. Eğer o devlet yıkılıyorsa diğer devletleri de yıkarlar. Devlet yıkılmasın ama hükümet değiştirilebilir. Yani bu işlerin içine girmemiş, kavgaya gürültüye girmemiş insanlarla devletin yapısı korunarak yeni bir hükümet kurulup Suriye’nin birliği ve bütünlüğü sağlanabilir. Sen zorla bir hükümeti yıkarsan, zorla bir devleti yıkarsan başkası da gelir başka hükümetleri başka devletleri zorla yıkar. Yani onun kapısını kapatmak lazım. Türkiye’nin menfaati Suriye’nin devlet bütünlüğünü korumasıdır, millet bütünlüğünü korumasıdır. Suriye’de devletin yıkılmasına müsaade etmemek lazım. Hükümet değişebilir ama devletin muhafazasında fayda var. Yani efendi aklı başında insanlar vardır cinayetlere karışmamış.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247234/sayin-adnan-oktarin-28-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247234/sayin-adnan-oktarin-28-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170428t_07.jpgThu, 11 May 2017 15:36:53 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 27 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 27 Nisan 2017

 

Eğer Türkiye Modern, Sanata, Kaliteye Önem Veren Bir Çizgide Olursa Avrupa Da Türkiye'yi Savunur Ve Destekler

Eğer biz sanatı, kaliteyi, özgürlüğü, demokrasiyi, modernliği Türkiye’ye hakim edersek Avrupa’nın en kaliteli devleti oluruz. Dolayısıyla bizi Avrupa Birliği’ne alıyorlar mı, almıyorlar mı öyle bir dert olmaz. Herkes bizi yanına çekmek ister. Ama şu an adamlar bak PKK’lılardan bile medet umuyorlar. Yani “Sizden daha modern PKK’lılar” diyor. “Kadın haklarına daha saygılı. Dekolteye daha saygılı. Sanatı savunuyorlar. Estetiği, kaliteyi savunuyorlar” diyor. Hayır, anlasalar bari. Anlamıyorlar adamlar. Ama savunuyor olmalarını yeterli görüyorlar. Halbuki asıl bizim hakkımız.

 

Bütün Bela Darwinizm’den Kaynaklanıyor Türkiye’de. Darwinizm Olmasa PKK’ya En Büyük Darbe Bu Olur.

Hükümet eğer Darwinizm’in üstüne gider de Darwinizm’i yerle bir ederse, Avrupa’daki Türkiye karşıtlarına, Amerika’daki Türkiye karşıtlarına, tarihlerinin gelmiş geçmiş en büyük tokadı bu olur. Bunun acısından iki büklüm olurlar. Bu Türkiye’ye akıl almaz bir güç meydana getirir. Bütün İslam ülkeleri de ayaklanır manen. Yani kültürel bir ayaklanma olur. Onlar da Darwinizm’den vazgeçerler. Avrupa’nın dayatması bu oyunu yani İngiliz derin devletinin. Avrupa derken, Avrupa’yı kullanıyor. İngiliz derin devletinin bu oyunu yerle bir olmuş olur. Bakın, İngiliz derin devletinin bütün züppeliği, bütün çakallığı bundan kaynaklanıyor. Darwinizm’e sırtını dayamasından kaynaklanıyor ve muazzam elemanları var. Hükümet, Darwinizm’e esaslı bir tokat indirsin. Avrupa’da yer yerinden oynar. Yani yıkılır ortalık. Bütün İslam alemi ayağa kalkar. Ve onlar da acayip bir manevi ayaklanma içine girerler. Onlar da Darwinizm’i yerle bir ederler. Hükümet bu tarihi görevi yapsın. Yoksa tankla, topla, tüfekle PKK hiçbir şekilde tükenmez. Hükümetin bu konuda bize müthiş bir destek vermesi gerekir veyahut kendisinin muazzam bir atağa geçmesi, bizim de onu desteklememiz gerekir.

Gezi olayları olmuştu “Nerede komünizm var?” diyorlardı. Sonra baktılar ki, komünizm Türkiye’nin ta yüzüne gelmiş adeta. Nefes borusuna gelmiş. Tayyip Hoca dedi ki; “Biz gençlik yetiştiremedik, eksikliğimiz bu” dedi. Halen geç kalmış sayılmayız. Halen geç kalmış sayılmayız.

 

Eğer Türkiye Kadın Haklarını, Sanatı, Bilimi, Kaliteyi Ön Plana Alır, Avrupa'dan Daha İleri Medeniyeti Savunursa PKK'yı Da Kimse Desteklemez

Şu an Avrupa’nın, Amerika’nın herkesin bize tavır almasının nedeni; Türkiye’deki sanatın, kalitenin, estetik anlayışının yetersiz olması, eksik olması. Yani tek sebebi bu. Adamların PKK’yı desteklemesinin nedeni de o. Diyorlar ki; “Onlar demokrasiyi savunuyor. Dekolteyi savunuyor. Kadınlara hürriyeti savunuyor. Onların bu gelenekçilerin anlattığı gibi bir inancı yok” diyorlar. “Kadınları asalım, keselim, dövelim, ikinci sınıftır demiyorlar” falan diyor. Yani gelenekçilerin dediği hiçbir şeyi demiyor PKK. Sanatı, estetiği, kaliteyi de savunuyorlar. Yapamıyorlar ayrı ama “savunuyorlar” diyor adam. Hani derler ya “denize düşen yılana sarılır” diye. Adamlar o kafadalar. Eğer Türkiye kaliteyi, sanatı ön plana almış olsa, kadın haklarını ön plana alsa, dekolteyi savunsa, heykeli, resmi, sanatı savunsa, Avrupa’dan daha ileri bir medeniyet anlayışını savunsa, konu kökünden bitecek. Savunacakları hiçbir şey kalmıyor karşı tarafın. PKK’yı destekleyecek adam da; ne Rusya destekler ne Amerika destekler. Desteklemelerinin tek nedeni; Türkiye’deki gelenekçi Ortodoks sisteme karşı olmalarıdır. Tek nedeni bu. İsterse kendileri araştırsınlar, baksınlar. “Türkiye’nin zenginliği” diyor. Kardeşim Türkiye’nin zenginliği; şaka mı yapıyorsunuz? Çin, Türkiye’den kat kat zengin. Adamlar bayağı iyi destekliyorlar Çin’i. Dünyanın en zengin devleti şu an Çin. Bütün güçleriyle destekliyorlar. Hindistan da zengin. Herkes zengin oluyor. Kimse kimseye zenginliğinden dolayı kafayı takmıyor. Ama kadınlar mutsuzsa, kadın hakları baskı altındaysa, dekolte yasaklanıyorsa, kadınlar plaja gidemiyorsa, istediği gibi giyinemiyorsa, mini şortla bir kız dışarıda gezemiyorsa, sanat ve kalitenin yerini turp heykelleri, sarımsak, sucuk heykelleri alıyorsa bir felaket vardır. Avrupa ve Amerika bunu görüyor. Bütün dünya bunu görüyor ve tavır almalarının tek nedeni bu. Allah rızası için bunu değiştirelim. Süratle değişsin bu. Hükümet bunu değerlendirsin. Dediklerim doğru. Bunu ama bir rapor haline de getirelim. Yani çok detaylı bilimsel bir rapor haline getirelim. Tez tarzında hükümete sunalım. Yazılı sunalım. Sırf anlatmayla olmaz.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247233/sayin-adnan-oktarin-27-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247233/sayin-adnan-oktarin-27-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170427t_14.jpgThu, 11 May 2017 15:36:25 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 26 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 26 Nisan 2017

 

(Dün beş askerimiz şehit oldu. Şırnak’ın Uludere kırsalında teröristlerce yola tuzaklanan el yapımı patlayıcının arama faaliyeti sırasında infilak ettirilmesi sonucu iki askerimiz, Kars’ta yola döşenen mayının patlaması sonucu iki askerimiz, Bitlis’teyse meydana gelen patlamada bir askerimiz şehit oldu. Emrah Çelebi, Hüseyin Emre, Nezir Pınarcı, Sedat Düzgün, Tekin Tekin. )

Evet demek ki bunlar referandumu beklemişler. Bizim de dikkatimizi çekmişti ben birkaç defa söyledim ‘ne oldu böyle, bunlar durdular’ dedim. Referandum süresince hiç çıtlarını çıkarmadılar. ‘Referandumdan sonra azar bunlar’ dedim hakikaten de azdılar. Tabii çok kökten süpürecek büyük bir operasyon gerekiyor. Bu tarz değil yani bir seferberlik gerekiyor, bir seferberlik yapılması lazım. Tayyip Hocam bir seferberlik dedi ‘ne seferberliği?’ falan dediler. O da işte biraz ‘ilim irfan seferberliği’ gibi bir şeyler dedi. Kastettiği o değildi tabii yani ciddi bir seferberlikten bahsediyor. Benim anladığım o. Ciddi bir seferberlik hazırlanması lazım en az iki-üç milyon askerle konunun kökünden kazınıp bitirilmesi lazım. Dağ taş her yerin askerle dolup her yerden kazınıp, sökülüp atılmaları gerekiyor. Her yerde arama yapılması lazım. Bu adamlar bunu yapıyorsa bundan sonra muntazam yapacaklar demektir. Rahatça yapacaklar demektir. Olayın çapı, kapsamı görülmemiş boyutta olması lazım bir de karşıtlarımıza da bir cevap olur bu. Türkiye karşıtlarına da bir cevap olur. Ama tabii bu işler böyle askerle, polisle halledilecek konular değil. Çünkü bir felsefe var, adam bu felsefeye inanmış yani bir din var; Darwinizm dini. Diyor ki adamlar ‘sen tesadüfen oldun arkadaş’ diyor ‘tesadüfler sonucu. Asker de tesadüfen oldu sen de tesadüfen oldun. Dolayısıyla senin ölmen, onun şehit olması hiçbir şeyi değiştirmez’ diyor. ‘Tedirgin olacağın da bir şey yok. Tesadüfler sonucu meydana gelmiş varlıklarsınız. Marksizm doğru’ diyor ‘Marksizm, Darwinizm’e göre tam gerekli olan mantıklı olan modern bir felsefe. Bunu oluşturmamız için bu çatışma bu bombalama şart’ diyor adam. Bu din kalkmadıkça, Marksist, Stalinist din, Darwinist din kalkmadıkça bu dinin elemanları, müritleri bunu yapmaya devam edecektir. Yani batıl dini kurutmak gerekiyor. Silahla bombayla hallolacak iş değiş bunlar.

 

Muhafazakar Basının Büyük Bir Bölümü De Açıkça Hz Adem Ve Havva'dan Yaratıldığımızı Anlatmıyor, Bilerek Bilmeyerek Evrim Propagandası Yapıyor

Sağcı gazeteler cayır cayır Darwinizm propagandası yapıyor. Komünizme karşı nasıl mücadele verelim bu durumda? Stalinizm’e, komünizme, Marksizm’e, terörizme karşı nasıl mücadele verelim? Çünkü komünizmin, Stalinizm’in kökeni Darwinizm. Onun üstüne bina edilmiş. Sen felsefesini savunuyorsun, Darwinizm’i savunuyorsun nasıl yıkalım komünizmi? Var mı o gazete haberleri, gösterin.

 

-Türkiye Gazetesi’nden bir haber var “151 milyon yıllık fosil” hindi boyundaki fosilin dinozorların akrabası sayılan kuşların evrim serüvenini daha iyi anlamayı umdukları belirtildi bu fosille.)

-Yeni Akit’ten bir haber var “İlkel insan türünün ilk atası bulundu.”

Şimdi bak ilk atası bu yani Hz Adem bu demeye getiriyor. Hz. Adem ile Havva diye bir şey yok diyor. Bu durumda neyi savunmuş oluyorsun?

-Türkiye Gazetesi’nde yine iki tane haber var. Bir tanesi “Dinozorların atası bir sürüngen mi?

Bak görüyor musun? Hayvanların, insanların yaratılışını evrimle anlatıyor.

-Diğer haber de Türkiye Gazetesi’nde yine 2010 tarihli bir haber “Penguenler eskiden daha büyükmüş. Bulunan fosilin penguen evriminin oldukça erken dönemlerine ait olduğu” diyor haberde.

Bak yine evrimi savunuyor. Sonra da Kuran’dan bahsediyor. Kuran’da Adem ile Havva’dan geldiğimizi söylüyor Allah “Ben yarattım” diyor. Sen ne diyorsun? “Evrim yarattı” diyorsun. Evrimi savunduğunda Allah “her şeyi Ben yarattım” diyor. “Evrimle yarattım” demiyor. Sonra da “PKK azdı” diyor. Azar PKK işte Marksist, Leninist, Stalinist oluyor adam. Neden oluyor? Darwinist olduğu için oluyor. Allah “yok” diyor. “Evrimle yaratıldı her şey” diyor. Sonucunda da bu oluyor.

 

(Bu sabah seksen bir ilde FETÖ’ye yönelik operasyonlarda yedi bin kişi gözaltına alınmış.)

Evet herhalde referandumu beklediler. Devlet kendini koruyor, hükümet kendini koruyor. Suçsuzlarsa bırakılırlar suçluylarsa gereken yapılır. Daha da genişleyeceğini tahmin ediyorum.  Daha çaplı hale geleceğini düşünüyorum.

 

Muhafazakar Kesimin Bir Kısmı Darwinizmi Bilimsel Sandığı İçin Daha En Baştan Yenilgiyi Kabul Ediyor Bilimle İlimle Karşı Açıklama Yapamıyor

Hiçbir gelenekçi hoca da Darwinizm’e cevap vermeyi bilmiyor hiçbiri. Hiç televizyona çıkıp “Darwinizm geçersizdir” diyen hoca gördünüz mü? Hepsi onlara uyuyor. Bütün ilahiyat hocaları hemen hemen yüzde doksanı uyuyor. Çok nadir hoca direniyor. Anında onların ağzıyla konuşmaya başlıyorlar.

Gelenekçi hocalarla evrimciler çıkıyor, evrimciler yerlere yatıyor adamların üslubundan. Öyle bir acz içindeler ki. Hiçbir şey bilmiyorlar. Bütün dünyada cayır cayır Darwinizm okutuluyor ve Türkiye’de de okutuluyor. Abdülhamit devrinde karar alındı, Abdülhamit’ten bu yana muntazam okutuluyor bütün okullarda. Bir tek hükümet dedi ki “değişiklik yaptık” dedi. Hay Allah razı olsun dedik. “Darwinizm’i kaldırdık” dedi. Baktık, Darwinizm kelimesi kalkmış Darwinizm olduğu gibi duruyor. Fakat bir yerde sadece “Allah yarattı diyenler de vardır” diyor. Allah demiyor da “Bu yaratılışın bir yaratıcı tarafından olduğunu savunanlar da vardır” diyor. Bu ifade de kaldırılmış.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından Mücahit Aslan, terör sorununun Güneydoğu’daki vatandaşların devlet sistemine daha fazla entegre edilerek çözüleceğini yazdı. “İnsanları devletle örgüt arasında mutlaka taraf tutmaya zorlama anlayışının da bir kenara bırakılmasında yarar var. Örneğin PKK’nın etkili olduğu yörelerde yaşayan gençler ‘dağa mı çıksam avukat mı olsam?’ sorusuyla baş başa kaldığında tercihini tereddütsüz biçimde ikinci şıktan yana kullanabilmeli. Koşulların değiştirilmesiyle sistemle öyle bir bütünleşme sağlanmalı ki dağa çıkmanın hayatı heba etmek anlamına geldiğini tüm gençler idrak edebilmeli” dedi.)

Güzel. İşe önce Darwinizm’den başlamalı. İman sorunu bu, iman zafiyetinden, imansızlıktan zaten kaynaklanıyor komünizm. Komünizm, Stalinizm’in kökeni Darwinizm’dir. Hükümetin ilk yapacağı şey Darwinizm’in ortadan kaldırılması. Bak komünizm ve Stalinizm, Darwinizm olmadan ayakta durması mümkün değil. Yani temel onun üstüne oturmuş. Bunu Mao da söylüyor, Stalin de söylüyor, Lenin de söylüyor.  Darwinizm olmadan Marksizm, Leninizm olmaz. Darwinizm kalktığında Marksizm, Leninizm de kalkar. Hükümet bu konuyu hallettiğinde Marksist, Leninist düşünce de biter. Bunun dışında bu taun Bediüzzaman’ın ifadesiyle “alevlenerek devam eder” Allah esirgesin. İmanın dışında bu belayı durduracak güç yok. Ben söyleyeyim polisiye tedbirlerle olmaz. Olsa, kırk yıldan beri devam ediyor.

 

Darwinizm Olmadığında Marksist Leninist Düşünce De Kalmaz. Darwinizm Bittiğinde Terör De Biter. İmani Çalışmadan Başka Bu Belaya Set Yok

Bu kitle katliamlarıyla ünlü azılı komünist Rusya diktatörü Rus diktatör Stalin. Stalin ne diyor? “Genç nesillere üç şeyi öğretmeliyiz. Dünyanın yaşını, jeolojik orjinini ve Darwin’in öğretilerini” diyor. “Gençlere bunları öğretmemiz lazım” diyor. Kim diyor? Stalin diyor bunu. Başka? Yeni Akit diyor. Başka? Talim Terbiye Kurulu Başkanı diyor. FETÖ’cüler diyor. Türkiye Gazetesi diyor. “Darwinizm’i öğretmemiz lazım” diyorlar.

Stalin diyor ki bak “Çok erken yaşlarda henüz Hristiyan Kilisesi’nde bir öğrenciyken yoldaş Stalin eleştirel bir mantık ve derin bir duygu geliştirdi. Darwin’i okumaya başladı ve bir ateist oldu” diyor. Öcalan da diyor “Ben Allah’a dine inanıyordum, namaz kılıyordum” diyor “Darwinizm’i öğrenince komünist oldum” diyor. “PKK’lı oldum” diyor. Bak bunu Abdullah Öcalan söylüyor “Daha önce namazında niyazında Müslümandım” diyor “Darwinizm’i öğrenince Allahsız oldum” diyor. Ve “Komünist oldum, PKK’lı oldum” diyor. Belanın kaynağı işte belli anlatıyorlar. Daha nasıl olsun?

Karl Marks diyor ki Darwin’in kitabı için yani Darwinizm için “Bizim görüşlerimizin doğal tarih temelini içeren kitap işte budur” diyor. Yani ‘bu olmadan Marksizm olmaz’ diyor. Mesela Mao diyor ki, Kızıl Çin’in komünist lideri Mao “Çin sosyalizminin” yani Çin komünizminin “temeli Darwin’e ve evrim teorisine dayanmaktadır” diyor. Daha nasıl diyelim? Daha nasıl desin adam? Anlatıyor işte bak. “Çin komünizminin temeli Darwin’e ve evrim teorisine dayanmaktadır” diyor net. Sen de cayır cayır Darwinizm’i öğretiyorsun. Belanın kaynağı belli; Darwinizm’dir. Bunu niye anlamazdan geliyorsunuz?

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247232/sayin-adnan-oktarin-26-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247232/sayin-adnan-oktarin-26-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170426t_14.jpgThu, 11 May 2017 15:35:54 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 24 Nisan 2017 Hoş Sohbetler

 

Kıskanan İnsanın Kıskançlığı Devam Ettikçe Çirkinleşir, Çöker, Vücudu Tahrip Olur, Bedeni Kanserleşir, Kıskanılan Da Sıhhat Bulur, Dinçleşir

Kıskanan insan kıskançlığı devam ettiği müddetçe çirkinleşir, çöker, vücudu tahrip olur hücreleri. Beyni, saçı, bedeninin bütün azaları her yeri yavaş yavaş yavaş kanserleşir. Kıskanılan da sıhhat bulur, sağlık bulur, dinçleşir, gençleşir, güzelleşir, bereket bulur Allah’ın gizli bir ilmi, Allah’ın batın ilmi işte. Bu ilim sürekli dünyada raci olan, geçerli olan ilimdir. Bunu fark edemedikleri için de sürekli belanın içinde birçok insan yüzüyor. Her kıskanılana bakın hep işleri daha bereketlidir. Her kıskanana bakın hep çökendir, hep batandır, sürünür adeta.

 

(“Suriye’de bulunan 66 ülkenin amacı nedir?”  izleyici sorusuna cevaben)

İşte Peygamberimiz (sav)’in hadisi meydana geldi. Suriye’ye Dabık denilen yere 66 ülkenin insanı geldiyse Peygamberimiz (sav)’in hadisi tam anlamıyla doğru olarak çıkmış demektir. Çok korktular dediler ki, “Burada savaş olacak” diyorlardı, “Dabık’a altmışın üzerinde ülke gelecek” diyorlardı, “olmadı” falan diyorlardı, bak o da oldu. Ahir zamanın bir alameti daha gerçekleşti ve Dabık yani bakın yerine, detaylarına varıncaya kadar hepsi oldu.

“Rumlar” yani Müslümanların dışındaki güçler “A’mak ve Dabık nam mahallelere inmedikçe kıyamet kopmaz” Bu oldu mu? Oldu. Ne zaman? Ahir zamanda oluyor. “Seksen sancakla gelirler, her bir sancak altında on iki bin kişi bulunur” diyor. Buhari’de. Zaten 66 ülke geldi ama 66 ülkenin içerisinde diğer kavimlerden insanlar da var. Mesela İngiltere geliyor ama içinde Pakistanlı var, Hindistanlı var, Avusturyalı var hepsi var. Dolayısıyla 66 sancağın da üstünde, aynısıyla oldu.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247004/sayin-adnan-oktarin-24-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247004/sayin-adnan-oktarin-24-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170424t_09.jpgThu, 04 May 2017 18:42:54 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 23 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 23 Nisan 2017 Hoş Sohbetler

 

(Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde sekiz köyde ilan edilen sokağa çıkma yasağının ardından operasyon başlatıldı. Ve PKK ile çatışmada yaralanan bir askerimiz şehit oldu. Yaralanan iki askerimizin tedavisi ise devam ediyor. Genelkurmay Başkanlığı’ndan 21-22 Nisan’da gerçekleştirilen terörle mücadele operasyonlarına ilişkin yapılan bilgilendirmede ise Şırnak ve Hakkari’de bölücü terör örgütü PKK’ya yönelik yürütülen operasyonlarda on dört teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı.)  

İşte o teröristleri Darwinizm’i, materyalizmi ortadan kaldırarak kökten etkisiz hale getirmek varken daha hala bataklık kurutulmayıp sineklerle mücadele ediliyor. Halbuki Marksist, komünist, Stalinist sistemin kökeni Darwinizm. Darwinizm ortadan kalktı mı zaten bu felsefe çöküyor. Felsefe çökünce de uğrunda mücadele edeceği felsefe kalmıyor, kalmayınca da adam terörist olmaz. Darwinizm’in devlet tarafından öğretilmesi, eğitilmesi, durdurulması lazım.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Kutlu Doğum kutlamaları vesilesiyle yaptığı konuşmada, “Mezhep dinin yerine geçiriliyor. Kimse kimseyi kandırmasın. Bölgemizde ekilen fitne tohumları boy veriyorsa bunda her şeyden önce sorumluluk bizdedir. Müslümanlar prensipte dahi olsa bir araya gelemiyor. Yiğitlik kaybedildiği yerde aranır. İslam dünyası izzetini nerede kaybettiyse orada aramak ve bulmak zorundadır. Bize düşen yeniden takvanın, vahdetin peşinden koşmaktır. Bize düşen gönüllerimizi birbirine perçinlemektir. Menfaatin değil merhametin, ayrışmanın değil dayanışmanın mücadelesini vermemiz lazım” dedi.)

Mükemmel mükemmel, çok çok güzel konuşmuş. Ağzına diline sağlık Allah razı olsun, tam sahabe ahlakı, tam Kuran ahlakı mükemmel. “Kaybedilen yer” diyor neresidir? Mezheplerin kurulduğu dönem. Sahabe dönemine gittiğimizde kurtuluş başlıyor. Sahabe döneminden çıktın mı perişanlık başlıyor, o zaman sahabe dönemine dönmemiz gerekiyor kastettiği bu, sahabe İslam’ı. Mehdiyet’in çok güzel bir tezahürü olmuş üslubu, tebrik ediyorum.

 

Parfümle Oluşan Gül Kokusu Gerçek Gül Kokusunun Verdiği Zevki, Hazzı Vermiyor

Mesela parfüm şirketleri parfümün kokusunu değiştirmeden, değişmeden üretebilmek için her seferinde aynı maddeleri aynı oranlarda karıştırarak çok özenli bir çalışma yapıyorlar böyle miligram hesabıyla ve tekrar tekrar deneniyor bakılıyor falan ama dünyanın neresine gidersen git gül mis gibi kokuyor. Ne öyle uzmana ihtiyaç var, ne kimyasal madde karıştırmaya ve onların ürettiği gül kokusunun kıyaslanmayacağı şekilde daha güzeli oluşuyor, gerçek gül kokusu oluşuyor. Parfümle oluşan gül kokusu o zevki, o hazzı vermiyor. Gerçek gül kokusunun yanına bile yanaşamıyor, arada muazzam fark oluyor.

 

Müslümanlar Her Gün İslam’ın Lehine Bir Şey Yapması Lazım Her Gün, Sabahtan Akşama Kadar

Mesela yolda bir taş var kenara çeker veyahut insanların ayağına takılacak bir şey varsa onu düzeltir. Mesela güleryüz göster hiçbir şey yoksa veyahut en başta hemen bir Allah’tan bahseder “Allah’a şükür” der. Mesela manava gitmiş elma alıyor “Allah’ım elmayı ne kadar güzel yaratmış” der böylece İslam’a hizmet etmiş olur. Her yerde Allah’ın adı duyulmuş olur. Mesela bakkaldan ekmek alıyor “Allah’a hamdolsun ne güzel nimet yaratıyor Allah, ekmeği ne kadar büyük bir nimet olarak bize sunuyor. Sizden de Allah razı olsun, siz de vesile oluyorsunuz” dese adamı sabah sabah ihya etmiş olursun. Adama o haftalarca, aylarca, günlerce yeter, kalbi açılır, ferahlar ve İslam’a hizmet olmuş olursun. Veyahut mesela dersin “Kardeşim senin rengini biraz solgun gördüm, hastaneye git bir muayene ol” dersin adama bir kolaylık yol göstermiş olursun. Mesela kimse ona böyle yardım etmeyebilir. Veyahut otobüste gidiyorsa bir yaşlı anneye kalkar yerini verirsin, bir hamile kadına yerini verirsin değil mi? Hürmet edersin, ucu sonu yok. Mesela yerde bir çöp buldun kirli bir şey ufak, ufak ama onu bile alır atarsın veyahut bir pet şişe birisi bir yere kaldırıp atmış peçeteyle tutar onu çöp kutusuna atarsın ve temiz olmanın önemini de oradaki insanlara söyleyebilirsin. “Ne kadar büyük hata bu şekilde yapılması, herkes temiz olsa Avrupa’dan daha temiz bir ülke oluruz” dese adamların aklında kalır o.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247002/sayin-adnan-oktarin-23-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247002/sayin-adnan-oktarin-23-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170423t_04.jpgThu, 04 May 2017 15:48:37 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 22 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 22 Nisan 2017

 

(TRT’de bir programda evrim teorisinin geçersiz olduğuna dair bir anlatım yapılmış.)

Uğraş, uğraş, uğraş en sonunda Allah’a şükür şunu dedirtebildik. Bak kaç yıldan beri uğraşıyoruz. Yeni Akit de öyle; hiç evrimin aleyhine yazı yazmaz hep evrimi savunur. Uğraş, uğraş, uğraş, uğraş en sonunda bugün Sefa Saygılı Allah razı olsun. Onu eskiden tanırım, değerli bir ağabeyimizdir. Onun yazısını bir lütfenlikle yayınlamışlar ilk defa. Hep evrimi savunan yazılar yayınlıyorlardı hep.

 

Kova Çağına Mensup Bir İnsanın Gelip Dünyayı Kurtaracağı İnancı 3000-4000-5000 Yıllık Medeniyetlerde Vardır

- Konuya örnek olarak tarihi resimler gösteriliyor-

(Bu Ermenistan’da yani şu anki Ermenistan’da Ararat Krallığı Milattan Önce 860-590.)

Elinde kova taşıyan birisi.

(Suriye Asur Medeniyeti. MÖ 1392-1056.)

Elinde kova taşıyan insan. İncil’de de geçiyor. Yani bu Mehdi (as)’den bahseden bütün yazıtlarda bu şekilde resmediliyor. Yani kova çağına mensup olduğu inancı binlerce yıldan beri var. Yani Mehdi (as)’nin kova çağına mensup olduğu.

(Etrüsk Medeniyeti. MÖ 800-600.)

Yine elinde kova taşıyor.

(Fenikeliler. MÖ 800. Hitit Medeniyeti MÖ 1750-1200 arası. Meksika MS 600-900. Mitanni Krallığı MÖ 1350. MÖ 1200-400 yılları Lübnan. MÖ 1400’lerden kalmış bir kesit.)

Elinde kova taşıyan adam.

(MÖ 650-350 yılları arasında. Nemrut’un sarayından bir rölyef.)

Bakın elindeki işaret de masoniktir. Elindeki o bilezik masonik. Zaten kova da masonik semboldür.

(MÖ 883 yıllarına aitti Nemrut. Sümer Medeniyeti MÖ 4000 ve 2000 yılları arasında. Toltek Medeniyeti MÖ 1200-1000 arası. Ve Urartu Medeniyeti MÖ 1250.)

Peki Türkiye’den örnek vermeyecek misiniz? Urfa’dan Göbeklitepe. 12 bin yıllık. Hepsinden eski. Bak Mehdi (as) ta 12 bin yıl öncesinde bekleniyor. Bak görüyor musunuz? Hepsinde kova.

(Göbeklitepe’de bulunan T şeklinde sütunları görebiliriz.)

T masonik bir sembol biliyorsunuz. Masonlukta ünlü bir sembol. Onları şimdi göstereceğim. Bu zaten bir mason mabedi oradaki mabet. Kuruluşu da pergel görünümünde. Ve omega içerisinde alfa işareti var.

(Göbeklitepe’deki güneş ve ay sembolleri.)

Masonik. Nemrut Harabeleri’ni de göster. Nemrut’un üzerinde var pergel ve diğer masonik işaretler. Nimrot. Yusuf (as)’u kuyudan alırlarken ayetlerde “kovayı aşağı sarkıttılar.” diyor. Kova kurtarıcılığı sembolize ediyor, Kuran’da öyle. Kovanın içinde kim var? “Müjde bir çocuk” diyor ayette. İşte o müjdelenen çocuk Mehdi (as). Yani Mehdi (as)’ye işaret.

 

(Nemrut heykelini görebiliriz. Bu Londra’da İngiliz müzesinde sergilenen MÖ 860-865 yıllarına ait.)

Nemrut masondu biliyorsunuz. Firavun da masondu. Hazreti Musa (as) mason mabedinde yetişti. Yani yetiştiği yer mason mabedi. Bütün gençliği mason mabedinde geçti. Aynı şekilde Hazreti İbrahim (as) da, çocukluğu mason mabedinde. Nemrut’un sarayında, oralarda geçti.

Bir numaralı sembol: Boynuzlu Kask. Babil pagan inanışına göre Aşur boynuzlu kask giyen bir putu temsil ediyor. İki numaralı işaret: Güneş. Mason sembolü. Üç numaralı işaret: Hilal şeklinde Ay. Dört numaralı işaret: Pergel.  Beş numara: Yıldız. Altı numara: Malta Haçı. Yedinci sembol de: Rosetta, gül sembolü. Bileğinde olan.

 

(HDP, Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında referandum sonuçlarının meşru olmadığını söyleyerek Yüksek Seçim Kurulu’nun itirazlarını reddedip ardından Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gideceklerini söyledi.)

Gitsinler tabii. Hukuki her türlü hakkı kullanabilirler. Türkiye bir hukuk devleti. Yani “niye gidiyorsunuz?” denmez. Gitsinler. Her şey serbest. Türkiye’nin özgür olduğu, demokratik bir ülke olduğu iyi vurgulanması gerekir.

 

(Süngerler hakkında kısa bir bilgi vermek istiyoruz. Süngerler bitkiye benzemelerine rağmen aslında çok hücreli hayvanlardır. Bilimsel ismi, “gözenek taşıyan” anlamına gelen “porifera.” Kayalık zemine kendilerini yapıştırıyorlar ve yirmi dört saat boyunca deniz suyunu filtre ederek besleniyorlar. Filtreden geçiriyorlar deniz suyunu. Deniz suyu, küçük deliklerden içeri alınıyor ve daha geniş deliklerden dışarı atılıyor. Gözeneklerden gelen su, içerdiği besin maddeleriyle özel hücreler tarafından süzülüp alınıyor. Bu süzme işlemi öylesine yoğun ki, bir çay fincanı büyüklüğündeki bir sünger, bir günde beş bin litre suyu filtreleyebiliyor.)

Akıl almaz gayretli onlar o zaman. Bayağı şevkli. Düşmanları falan da yok. Onlar sadece panayıra gelmiş delikanlı gibi etrafı seyrediyorlar. Çok güzel.

 

(Ermenistan’ın Washington Büyükelçisi, sözde Ermeni soykırımı hakkında ilginç bir açıklama yaptı. “Bugünkü Türkleri yüz iki yıl önce olanlar nedeniyle suçlamıyoruz, ama Osmanlı İmparatorluğu’nun halefi olduğunu iddia eden bir ülkenin geçmişte yaşananlara değinme konusunda ahlaki sorumluluğu var” dedi.)

Kardeşim, bir savaş olmuş. Karşılıklı bir kıtal olmuş. Müslümanlar da bu kıtalde şehit olmuşlar. Ermeniler de orada büyük kayıplar vermişler. Doğru. Ama bu bir savaş. Ve neden oluyor bu savaş? Yani bu savaşı körükleyen ne? Darwinist eğitimin sonucunda meydana gelen ırkçılık. Konu bu.

 

Tayyip Hocam'ın Modern Türkiye'yi Hedeflemesi, Kaliteyi, Sanatı, Güzelliği Ön Plana Alması Çok Güzel Olur. Bazı Tepkiler Onu Hiç Yıldırmasın

Tayyip Hocam doğru yolda. Fakat Türkiye'yi modern çizgiye çeksin. Bütün Türk milleti yanında olur. Gönlü çok rahat olsun. Biz onun dürüstlüğünden eminiz. İyi niyetinden de eminiz. Sanatı, estetiği ön plana alsın. Dekolte hanımlarla fotoğraf karelerinde, videolarda sık sık görünsün. Çocuklarla görünmesi de çok güzel. Onu da çok iyi yapıyor. İngiliz derin devletine karşı, Allah'ın izniyle Mehdi (as) gibi yani. Gönlü de çok rahat olsun, Allah'ın koruması altında. Kuran'a da tabi, Kuran'ın yeterliliğini de savunuyor. O da çok güzel. Gelenekçi Ortodoksların eleştirilerinden de hiç gocunup tedirgin olmasın. Sonuna kadar yanındayız. Hiçbir şey olmaz. Allah'ın koruması altında, devam etsin. Vazifesini yapmadan ona ölüm yok. Bunu söyleyeyim, bak. Vazifesini yapmadan ona ölüm yok. Devam etsin, gönlü de çok rahat olsun. Bazıları meraklı, yok hapse sokacakmış bilmem ne yapacakmış. Hiçbir şey yapamayacaksınız. Hiçbir şey yapamayacaksınız. Hapis mapis, bunları unutun. Ne yapmış? Türkiye'ye hizmet etmek hapisle mi cezalandırılıyor? O zaman bütün Türk milletini hapse sokmanız gerekiyor. Türkiye'ye hizmet eden hapse sokuluyorsa o zaman herkesin hapse girmesi gerekiyor. Bıraksınlar bunları. Ama işte sol da Tayyip Hocam’a sahip çıkması gerekiyor. Emperyalizme karşı diyeyim onların anlayacağı dilde, esaslı tavır koyan bir insan. Eğer onların anlayacağı dilde söylediğimi düşünüyorlarsa faşizme karşı da tavır koyan bir insan. İngiliz derin devletine hangi babayiğit kafa tutmuş? İngiliz derin devletine meydan okuyor. Bütün gücüyle solun desteklemesi lazım. Bir de eleştiriye açık bir insan.

 

Müslüm Baba'ya Allah Gani Gani Rahmet Etsin. Kıymeti Yeterince Bilinmedi

İşte sanatçı bu; Müslüm Baba. Allah gani gani rahmet etsin. Veli insandı, veli. Ama bilinmedi kıymeti tabii, az bilindi yani. Tayyip Hocam’dan Allah razı olsun, onun hastane masraflarını karşılamıştı. Delikanlılık yaptı. Çok hoşuma gitti. Ama beni en kızdıran olaylardan biri de odur. "Hanım" diyor, "Biz hastaneye geldik ama buranın masrafını ödeyebilecek miyiz?" Bir sanatçıya bu nasıl dedirtilir? İnanılır gibi değil. Çok acı bir olaydır. Anneye de buradan sevgilerimizi selamlarımızı iletiyoruz, Nur anneye. Allah ona uzun ömür versin.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247001/sayin-adnan-oktarin-22-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/247001/sayin-adnan-oktarin-22-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170422t_11.jpgThu, 04 May 2017 15:01:12 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 21 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 21 Nisan 2017 Hoş Sohbetler

 

Tevrat’tan Açıklamalar

Allah’a güvenmek lazım. “Rabbe güvenenler sarsılmaz, sonsuza dek durur” diyor. Mezmurlar 125/1’de Tevrat’ta. “Rab benim gücüm, kalkanımdır. O’na yürekten güveniyor ve yardım görüyorum” diyor. Mezmurlar yani Zebur.

 

(Karar Yazarı Etyen Mahçupyan, Sayın Erdoğan’ın bir zafer kazanmış gibi görünse de aslında bunun arkasından hızla bir düşüş yaşayacağını iddia eden bir yazı yazdı. Referandum sonucunun parti tabanında büyük kayıp olduğunu gösterdiğini, partinin zamanla zayıflayacağını, Erdoğan’ın ise Roma’ya karşı savaşırken her şeyini kaybeden Kral Pirus gibi art arda yenilgiler yaşayacağı ve bir dönemin başlangıcında olduğunu söyledi.)

Tayyip Hoca samimi olduğu müddetçe, dürüst olduğu müddetçe, Mehdiyet ruhunu savunduğu müddetçe Allah yolunu açar. Öyle bir şey olmaz. Yeniliyor zannedersin Allah galibiyet verir. Heyecanlanmasınlar, beklesinler. Güzel şeyler olacak. İngiliz derin devletine müsaade etmeyeceğiz özetle.

 

(Rasim Ozan Kütahyalı Kürdistan TV’ye konuştu. AK Parti’nin Kürtlerle ittifak etmesi gerektiğini savunan Kütahyalı, yeni bir açılım süreci olacağını söyledi. “Türkiye’nin en büyük dostu peşmerge yönetimi ve Barzani’dir. Yeni açılım sürecinde kesinlikle Sayın Barzani’nin fikirleri alınacak ve bu süreç onun yardımıyla tamamlanacaktır” dedi.)

Açılım, kapanım diye bir şey yok. Fazla açılırsan boğulursun. İyi bir şey değildir. Açılma diye bir şey yok. Açılmanın tadına tuzuna baktılar. Gördüler. O konu kapandı, kilitlendi. Tayyip Hocam da dedi. Yani “bu konu bizim için tamam” dedi. Kürdistan, peşmerge, işte Barzani, onlar ayrı konular. Orada Kürt kardeşlerimiz bir devlet kuruyorsa Türkiye sınırları dışında, Birleşmiş Milletler kabul ediyorsa, Irak, Suriye kabul ediyorsa biz seve seve kabul ederiz. Hiçbir sorunumuz yok. İftihar ederiz. Geliriz gideriz orada halay da çekeriz. Birlikte yemek de yeriz. Allah mutluluk versin. Bir sorun çıkmaz. Yeter ki komünist, Stalinist, Allahsız, Kitapsız terörist bir örgüt olmasın. Türkiye dostu, Allah’ı, dini seven bir millet topluluk olarak daima başımızın üstünde yerleri var. Kürt dedin mi mert demektir Kürt. Tertemiz insanlar. İftihar ederiz. Tabii ki rahat yaşamalarını isteriz. Dolayısıyla onun süreç falan dediği şey çok eskilerde kaldı, artık onu dürbünle bile göremez. O konuyu bitirdik. Sen komünist teröristle süreç işlerine girersen en büyük hatayı yaparsın. Bizim onlarla anlaşacağımız bir konu olmaz. Ben otuz kere söyledim o zamanlar. “Bunlar silah yeniliyor” dedim, “yeni eleman alıyorlar. Böyle bir şey yok” dedim. “Trene hep beraber bindik gidiyoruz” “Trene binmedik” dedim. “Tren de gidip toslar bir yere” dedim. Nitekim de tosladı. Büyük bir felaket çıktı altından. Ben üç yıl uyardım “yapmayın etmeyin” diye. Hayallerle yaşanmaz. O süreç denilen şey bir hayaldi. Boş bir hayal. Komünist, Stalinist terörist adamdan vicdan beklemek kudurmuş köpekten nezaket beklemeye benzer. Öyle bir şey olmaz. Çözüm süreci diye bir olay yok. Düğümü Hz. Mehdi (as) çözecek. Düğüm bir masonik semboldür. Moşiyah’ın Mehdi (as)’nin o düğümü çözeceğini anlatır. Göbeklitepe’de ta zamanında adamlar Mason dergahı kurmuşlar. Sembollere baktım, tamamı masonik. Var mı o Göbeklitepe’nin resimleri? Bir de kova, masonların elinde de oluyor, bir de kovayla resmetmişler. Kova çok yaygındır. Mehdi (as)’ı Moşiyah’ı temsil eder. Şubat kova çağı, onu anlatır binlerce yıl öncesinden.

Çözüm süreci dedikleri şey ne? Öcalan’ın komünist Kürdistan devletinin cumhurbaşkanı olmasıdır. Böyle bir şey mümkün değil. Onlara pişmiş kelle göndeririz sadece. Onu alır yerler. Bunun dışında bir şey olmaz.

 

(Dün Başbakan’ın il başkanlarıyla yaptığı toplantıda il başkanları şu düşünceyi dile getirdiler. “Daha şehirli, dışarı etkileşimlere açık sahil bölgelerinde ve büyük şehirlerde “hayır” çıkması iyi analiz edilmelidir. Kaygılı ve tedirgin olan vatandaşların kazanılması, kaygılarının giderilmesi için kapsayıcı bir politika izlenmeli. Şimdiye kadar izlenen parametrelerde değişiklik ve reform şart. Aksi takdirde 2019 yılında yapılacak seçimlerde başarılı olamayız.”)

Doğru söylüyor. Büyük şehirler, sahil kentleri. Nedir? Bugün de anlattık. Bütün her yerde de haberleri var. Dün de anlattık. Her gün anlatıyoruz. Çözüm belli.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246996/sayin-adnan-oktarin-21-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246996/sayin-adnan-oktarin-21-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170421t_03.jpgThu, 04 May 2017 14:17:02 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 19 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 19 Nisan 2017

 

İnsanların İmanlarının Zayıf Olmasının Sebebi Yine İnsanlar Oluyor. Allah'ın Gösterdiği İmanı Zayıf Olan Kişilerden Olumsuz Etkileniyorlar

Cenab-ı Allah bizi şu an seyrediyor ve bizi dinliyor. Her yeri, herkesi dinler Allah. Her yeri görür. Ama diğer insanlardan dolayı insanların imanı zayıf oluyor. Allah imanı zayıf insanları gösteriyor insanlara. Adamın aklı gidiyor. “Ben o zaman” diyor “demek ki onlar gibi olsam kurtulurum.” Kardeşim ne biliyorsun neyin ne olduğunu? Sen varsın Allah var. Sen kendinden sorumlusun. Bırak etrafındaki görüntüleri. Yani “o zaman” diyor “onlar da herhalde cehenneme gider o zaman” diyor. Kardeşim bir de bakarsın ki ahirete gidersin, hiçbiri yoktur. Veyahut başka bir mahlukattır. Allah’la bağlantını tam sağlama getir. Tam birebir, bir Allah var, bir sen gibi düşünüp sağlam imanda olacak. Zaten mümin olarak yaratılanda bir sorun olmaz. Mutlaka imanlı olur onlar. Cennetten geliyor onlar. O kadar kafir var ne olacak? Kardeşim o zaten cehennemden geliyor. Ne bilelim işte, bir çeşit varlık. Ama mümin bak “Allah’ın azabından emin olmayın” diyor Cenab-ı Allah. Kendinden emin olmayacak, Allah affeder diye. O zaman yan gelir yatar adam. Olmaz. Allah’tan korkacak ama o korku tabii Allah’ı gücendirme korkusu. Değil mi? Allah’a karşı mahcup olma korkusu.

 

Putin'in Modernlik Anlayışı Güzel, Kiliseye Gidiyor Sonra Gençlerle Dans Ediyor, Spor Etkinliğine Katılıyor. Benzeri Model Çok Güzel Olur

Anadolu’da hiçbir yerde insanlar gelenekçi Ortodoks sistemi istemez. Ankara, İstanbul, İzmir modern şehirler. Ama modern İslam anlayışını hepsi benimsemiş durumda. Hepsi benimsiyor. Mesela ultra modern gençler var, gidiyor namaz kılıyorlar. Ultra modern genç kızlar var. Göbeğinde piercing falan, dövmeli. Bakıyorum hepsi beş vakit namazını kılıyorlar. Böyle bir İslam anlayışı Türkiye’yi sarmaya başladı. Doğrusu olan da budur. Kuran Müslümanlığı, özgürlük demektir, hürriyet demektir, demokrasi demektir, sanat kalite demektir, estetik, en mükemmel hoşluk, ferahlık, rahatlık demektir. Mesela Putin kiliseye gidiyor, ertesi gün hip hop kulübe gidiyor dans ediyor. Böyle olması lazım. Sportif faaliyetlere katılıyor, hayatın içinde, kaliteye önem veriyor. Mesela, Musevileri bütün gücüyle destekliyor. Müslümanları destekliyor. Hocaların toplantısına gidiyor. Böyle bir Müslümanlık anlayışı esas olması lazım.

 

Çocuklara Sevgi Ve Tutku Sunulacağı Yerde Şiddet, Dehşet, Bağırtı Çağırtı, Korku Sunuluyor

Televizyonlarda güzel güzel genç kızları çok kavgacı, hırçın gösteriyorlar. Bayağı da şekerler. Hayır, bağırıp çağırmak da yakışıyor onlara. Her halükarda şekerler de ama yapmamaları lazım. Çocukları çok yoruyorlar. Sinirleri bozuluyor. Hasta olur onlar. El kadar çocuk onlar. Nazik, nazenin varlıklar. Onların üzüntüden midesine vurur. Hasta olur. Vücut savunmaları kırılır. Ağlıyorlar. Yazık günah yani.

Bu çocuklara yazık günah. Tansiyonları yükseliyordur bunların. Değil mi bayağı tehlikeli olur. Tansiyon hastası olur. Kalbi durabilir. Binbir türlü hastalığa sebep olur. El kadar çocuk bunlar. Bunları bu kadar gergin yaşatmanın alemi ne? Bunların huzurlu, neşeli, sevinç içinde yaşamaları lazım. Sevgiyi, tutkuyu yaşayarak yaşamaları lazım. Çocuklara sevgi ve tutku sunulacağı yerde şiddet, dehşet, bağırtı çağırtı, korku sunuluyor. Bu çok yanlış. Bu ilgililerin, kimse bu konularla bağlantısı olan herkesin bu konulara çok dikkat etmesi gerekiyor. Ellerini vicdanlarına koysunlar. Yazık bu çocuklara.

 

(Abdülkadir Selvi, referandumda Büyük şehirlerde hayır çıkmasını şöyle değerlendirdi. “Özal, 1989 yerel seçimlerinde büyük şehirleri kaybedince gerilemeye başladı. SHP ve Refah Partisi’nin yükselişi büyük şehirlerin kazanılmasıyla başladı. Büyük şehirdeki sonuçlar, AK Parti’de, ‘erken uyarı’ olarak alındı. Eğitimli ve şehirli kesimlere yönelik yeni bir politik dilin oluşturulmasının üzerinde duruluyor.” Dedi.)

Politik dil ne? Sert bir üslup kullanılmayacak. Gerilim üslubundan kaçınılacak. Sanata, estetiğe, kaliteye önem verilecek. Dekolte hanımlara daha çok saygı gösterilecek. Onlar korunup kollanacaklar. Başörtülü hanımlarla, dekolteli hanımlar aynı ayarda, aynı değerde, aynı bakış açısıyla değerlendirilerek güzel bir görünüm verilmesi gerekiyor. Ortalı bir siyaset izlenmesi lazım. Sanatın en güzelini Türkiye’nin elde etmesi gerekir. Resimde, heykelde, müzikte dünyaya öncü olalım. En güzel resim yarışmaları burada olsun. Heykel yarışmaları burada olsun. Büyük müzik yarışmaları burada yapılsın. Resitaller verilsin. Operalar buraya çağırılsın. Her yönden bu çok olumlu etki yapar.

 

(Tarihçi Profesör Doktor Ahmet Şimşirgil, resmini görebiliriz. Tarihimizin sil baştan yeniden yazılması gerektiğini söyledi. “Maalesef tarihimizi yüz elli yıldır İngilizler ve muhipleri yazıyor. Bu yüzden tarih müfredatını mutlaka yeni baştan kaleme almak lazım. FETÖ durduk yere yeşermedi. Din, tarih ve edebiyat kitaplarının değişmesi lazım. Üniversitelerimiz de çok kötü durumda. Bu zihniyet nasıl ortaya çıktı iyi düşünmek lazım” dedi.)

İngiliz derin devletinin etkisini Hocamız çok güzel anlatmış. İngiliz derin devletinin yönlendirdiği tarih anlayışını ortadan kaldıralım. İngiliz derin devletinin yönlendirdiği tarih anlayışını, sanat anlayışını, her türlü anlayışı ortadan kaldıralım ve özellikle siyaset anlayışını, politika anlayışını tamamen ortadan kaldıralım. İngiliz derin devleti Türk siyasetinden elini çeksin. Çekmiyorsa o eli kıralım, kanunla hukukla. Türk siyasetine muazzam etki yapıyor şu an İngiliz derin devleti.

Türkiye, dünyanın sevgi merkezi olsun. Sevgi okulu olsun Türkiye. Gerginliğin yaşandığı bir yer olmasın.

 

Dünyanın Her Yerinde Referandumlarda Sonuçlar Baş Başa Oluyor. Hayır Da Az Farkla Önde Olsa Bu Kabul Edilecekti

“Kemal Kılıçdaroğlu referandum sonucunu tanımadıklarını söyledi.” Ama referandumlar zaten ucu ucuna olur dünyanın her tarafında. Bu normal. Abartılı bir fark; o zaman bu kanunla konulması lazım. Dersin ki “yüzde altmış olmadıktan sonra olmaz” demen lazım. Yüzde elli bir değil, on fark bile olsa kabul ediliyor. Yirmi oy bile fark etse kabul ediliyor. Bunu baştan kabul ettiğinize göre, neticede kabul etmek durumundasınız. Çünkü mesela, hayır aynı farkla ortaya çıkmış olsaydı kabul edilecekti. Evette niye hata olmuş oluyor o zaman?

 

Şehir Kültürünü Almış İnsanların Kalite Anlayışını Ak Parti Tam Olarak Sahiplenmeli. Hem Gelenekçi Kesimi Hem Modern Kesimi Kucaklamalı

Şehirli görünümün daha çok verilmesi lazım AK Parti tarafından. Modern genç kızlar, modern delikanlılar. Edepli adaplı gelenekçi Ortodoks gençlerle bağlantı güzel. Ben ona bir şey demiyorum ama modern genç kızların da devreye sokulması lazım. Onlar da bu vatanın evladı ve çoğunluklar. Görüyorsunuz işte. Ankara, İstanbul, İzmir’de ağırlıklarını bir parça koydular, net bu ortaya çıktı. Öyle küçük bir kitle değil ki, dev bir kitle. Türkiye’nin en az yüzde seksen, doksanı böyle yani. Kimse hayal kurmasın. Doğrusu bu. Onun için modern insanların, şehir kültürünü almış insanların, aydınların; sanat anlayışını, kültür anlayışını, kalite anlayışını AK Parti’nin öncelikli olarak ele alması gerekiyor. Bu açık görülüyor. Gelenekçi Ortodoks insanları da tabii koruyup kollayalım, sevelim ama tamamen ağırlık yüzde doksan beş onlara verilirse, sonuç böyle olur. Ben bunu söyledim. Yine söylemeye devam ediyorum. Hemen tamir edip, hemen düzeltelim bu durumu. Referandumlar genellikle böyle oluyor. Onun için şaşıracak bir şey yok. Yüzde elli buçuk falan gibi oluyor. Elli bir, elli iki. Bu hayret edilecek bir şey değil.

 

Hoş Sohbetler; 19 Nisan 2017

 

(Tunceli’de düşen helikopterde 7 polis, 1 hakim, 1 astsubay ve 3 personel olmak üzere toplam 12 kişi şehit oldu. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu olayla ilgili, “Dış etken yok, olay kaza” dedi. Olayın sis, kar, yoğun yağmur yani kötü hava şartlarından dolayı meydana geldiğini belirtti.)

Hepsi sağlam delikanlı. Hepsi nurlu delikanlı. Hepsi aslan. Yüzlerinden belli oluyor. Cenab-ı Allah “Yanıma gelsinler onlara cennet hayatı yaşatayım” demiş. Ne mutlu onlara Allah şehadetlerini makbul etsin. Kabul etsin. Yüzlerinde şehit nuru var zaten hepsinin. Allah ailelerine sabr-ı cemil, uzun ömür nasip etsin. Yalnız bak Muhsin Yazıcıoğlu şehidimiz de böyle bir havada şehit olmuştu. Yoğun kar, sis, yoğun yağmur. Yüksek dağların olduğu bölgelerden helikopter geçmesin. Gerekirse geniş bir tur atsın. Mesela yüz kilometre bile gerekirse tur atsın öyle bir bölgeden geçmesinler. Bundan sonra buna tedbir alalım. Bu kaçıncı? Hep böyle yüksek dağlarda karlı yerlerde sisli havalarda helikopterler düşüyor. Hep soğuk nedeniyle oluyor. Daha açık hava, daha ferah yerler oralardan geçsinler. Değil mi? Mesela bir iner dinlenir gerekirse yakıt de alır. Ne olur? En fazla yirmi dakika gecikir. Hadi yarım saat geciksin hiçbir şey olmaz.

 

(Referandum sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Kürtler sana bu seçimde destek verdi. Sen de borcunu öde. Çözüm sürecine geri dön.” baskısı yapılıyor. HÜDAPAR Başkanı: “Artık önümüzde engel kalmadı, biz sözümüzü tuttuk. Kürt sorunu için artık adım atılmalıdır.” dedi. Ceren Kenar HÜDAPAR’ın açıklamasına destek verdi. Altan Tan, Erdoğan’a “Seni Kürtler kurtardı vefa borcunu öde” dedi. Abdulkadir Selvi ise “Kürtler Erdoğan’a destek vererek Kürt meselesinin çözümü konusundaki tarihi sorumluluğunu hatırlattı.” İfadelerini kullandı.)

Kürt meselesinin çözümü Mehdiyet’tir. İttihad-ı İslam’dır. Başka ne çözümü olur yani? Peygamber (sav) yolu yöntemi göstermiş. Kürt meselesinin, Çerkez meselesinin, Türk meselesinin, Ermeni meselesinin, Yahudi meselesinin hepsinin çözümü Kuran’a dayalı İttihad-ı İslam’dır. Yani Kuran ahlakının her yere hakim olmasıdır. Bunun dışında çözüm yok. Ödenecek de bir şey yok ayrıca. Tayyip Hoca öyle bir söz vermedi. Başlangıçta ne dedi? “Ben bölünmeye kesinlikle karşıyım. Federasyona karşıyım, eyalete karşıyım.” dedi. Peki ne istiyorsunuz başka? Muhtemelen bunları isteyenler var. “Bunu yapmayacağım.” dedi, “Söz veriyorum.” dedi. O zaman konuşmaya gerek yok. Konu bitmiştir. Çözüm İttihad-ı İslam’dır. Mesele de bitmiştir. Çözüm Mehdiyet’tir mesele bitmiştir. Çözümü Resulullah (sav) Kuran’da göstermiş, Allah Kuran’da göstermiş, Resulullah (sav)’a nakletmiş. Resulullah (sav) da hadisleriyle belirtmiş: “Evlatlarımdan İmam Mehdi’ye uyacaksınız.” diyor. “Mesele bitecek.” diyor. Bütün dünya kardeş olacak. İsa Mesih’in de vesilesiyle.

 

(Toplantıda “Kürt politikamız ne olacak? Mevcut uygulamaları yani operasyonları güçlendirerek sürdürecek miyiz yoksa yeni bir çözüm mü gündeme gelecek?” sorusu sorulmuş. İçişleri Bakanı söz alarak “Mevcut uygulamalar sayesinde bu artışı sağladık. Bunu sağlamlaştırarak sürdürmemiz lazım” şeklinde cevap vermiş.)

Güzel doğru söylüyor. En mükemmel cevabı o vermiş. Daha önce adamlar ne diyordu? “Arkadaş sizden çözüm süreci istiyoruz.” “Ne istiyorsun?” diyoruz. “Güneydoğu’yu bize verin.” diyor. “Al sana çözüm.” Dediler Türk askeri Türk polisi. PKK’yı yerle bir ettiler. Darmadağın oldular. Hepsi hapishanede.

Ben aylarca yıllarca “Bu çözüm süreci en tehlikeli olay.” dedim. “Çok yanlış çok hatalı.” dedim. Yıllarca anlattım ve “Bunlar bomba döşeyecekler, daha gelişmiş silahlar alacaklar, daha azgın atağa kalkacaklar, komünistlerde geriye dönüş olmaz.” dedim. Onu film olarak hazırlayın da o daha önce konuştuklarımı. Oradan yayınlayalım. Yani çözüm sürecinde konuşanlar, benim verdiğim cevaplar ve meydana gelen sonuç, film olarak daha iyi olur.

Türkiye balistik çelik gibi bütün. Bölünme teklifi istemiyoruz. Ne istiyoruz? Silah bırakmak istiyorsa “Niye bıraktın?” demeyiz zaten. Bırakırsa iyi aferin. Mesele yok. Bırakmazsa söke söke alırız elinden. Olmaz. İslam aleminin, Türklük aleminin son bağımsız kalesi Türkiye. Son kaleyi sen ortadan ikiye bölmeye kalkarsan, delikanlıya sen bunu yapmaya kalkarsan, delikanlı seni ne yapar? Değil mi? Tahmin edersin. Olmaz. Durup durup böyle arsız kedi gibi kapıya dayanmasınlar. “Silah bırakalım.” E? “Türkiye’yi bölme karşılığında” Yok. Öyle şey olmaz. Bunu yapacak adam daha anasından doğmadı. Tayyip Hocam zaten çok kararlı. Bak seçim öncesi de çok açık net söyledi. “Ben bunun karşılığı olarak bunu yapıyorum.” demedi kimseye. “Arkadaşlar” dedi. “Türkiye’yi böldürmem, asla. Bunu unutun” dedi. Kim Türkiye’yi bölmeye kalkarsa Allah onu helak etsin. Allah onu mahvetsin. Allah aklını alsın. Allah onu görülmemiş şekilde azaplandırsın. Hidayetle düzeltsin. Hidayetle düzeltmezse her türlü belasını üzerine yağdırsın. Tayyip Hocam’dan ümitlerini kestikleri için saldırıyorlar zaten. Bölemeyeceklerini anladılar Türkiye’yi. Bıraksınlar onu. Ama Tayyip Hocam modernliğe çok önem versin. Kaliteye, sanata çok önem versin. Dekolte hanımların sayısı artsın AK Partili. Yani kıyı kentlerin kurtuluşu onda. Ben söyleyeyim. Modernlik ve dekolte. Dekolte hanımlara olan saygı, onlara olan gösterilen hürmet AK Parti’nin oylarını patlatır ve bütün sahil kentlerini yeniden alırız inşaAllah.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246487/sayin-adnan-oktarin-19-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246487/sayin-adnan-oktarin-19-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170419t_04.jpgTue, 25 Apr 2017 00:32:03 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 18 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 18 Nisan 2017

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan referandum sonrası Turgut Özal, Adnan Menderes ve Necmettin Erbakan’ın anıt mezarlarını ziyaret etti. Eyüp Sultan’da şükür namazı kıldıktan sonra, Fatih Sultan Mehmet türbesinde Kuran okudu.)

Helal olsun Tayyip Hocam’a. Tayyip Hocam aslan, samimi olduğu için Allah yardımcı oluyor. Ama modernliğe çok önem versin. Kaliteye çok önem versin, sanata çok önem versin. Sahil kentler de o zaman destekler. Bak sahil ve büyük şehirler çok hayati. Bütün sorun kalite; kalite, sanat, neşe, sevgi ve kadınlara gösterilen tavır. Tayyip Hocam elinden geleni yapıyor. Ama çok daha mükemmel ataklar yapılabilir. Özellikle dekolte hanımlara karşı muazzam bir tavır var. Bazı vatandaşlarımız şımarmış durumdalar. Yani hükümetin kendi kafalarında olduklarını düşünüyorlar. Konuşturuyoruz, görüyorsunuz bir kısmını. Bu çok riskli. Türkiye modern bir ülke. Kaliteye, sanata, estetiğe önem veren bir ülke. Bunu kanırtmak doğru değil. Tayyip Hocam’a o konuda destek olmak lazım, yardımcı olmak lazım.

 

Ayet Açıklamaları

Hud Suresi 93’te Cenab-ı Allah diyor ki; “Ey kavmim, bütün yapabileceğinizi yapın;” yani din karşıtları “şüphesiz, Ben de yapacağım. Kime aşağılatıcı azab gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz. Siz gözetleyip durun, Ben de sizinle birlikte gözetleyeceğim.” Yakında İslam’ın lehine çok güzel haberler alacağız. Kuran’ın haberlerini insanlar görüp duyacaklar.

Mülk Suresi 29’da Cenab-ı Allah; “De ki: 'O (Allah) Rahman olan (esirgeyen koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz.” Hz. Mehdi (as)’a da öyle sapmışlık iddiası olacaktır. O da kimin sapmışlık içinde olduğunu ilerde onlara gösterecek. Hükümete karşı da tavır aldılar görüyorsunuz bazı tipler. Ama Allah’a, dine sevgisinden dolayı tavır alıyor, o çok önemli. Siyasi nedenler ben ona bir şey demem. Ama Allah’ı dini sevdiği için tavır alması korkunç, çok büyük bir vicdansızlık.

Enam Suresi 67’de Cenab-ı Allah; “Her bir haber için 'kararlaştırılmış bir zaman (müstakar)' vardır. Siz de bileceksiniz.” Yani Hz. Mehdi (as)’ın çıkışı için, İsa Mesih’in inişi için kararlaştırılmış bir zaman var. Siz de bunu bileceksiniz diyor Allah. Kararlaştırılmış bir zaman kaç yılındaysa o yılda çıkıyor.

Yine Sad Suresi 88’de şeytandan Allah’a sığınırım; “Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz. İsa Mesih’in nüzulü, Hz. Mehdi (as)’ın çıkışı, İttihad-ı İslam insanlar bunu görüp duyacaklar. Bak gerçekten öğreneceksiniz diyor bir zaman sonra.

Tekasür Suresi 3 ve 4’te şeytandan Allah’a sığınırım; “Hayır; ileride bileceksiniz. Yine hayır; ileride bileceksiniz.” Diyor Allah. İleri ne demek? Ahir zamanda. Ahir demek ileri demektir ileri. Ahirinde, ilerisinde.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı konuşmada evet diyen tüm vatandaşlara teşekkür ettikten sonra, hayır oyu verenlere hitaben şunları söyledi; “Şayet partisinin veya kurumunun tercihi evetten yana olduğu halde kendisi farklı oy kullanan vatandaşlarımız varsa onları da anlayışla karşılıyoruz. Bu durum sadece bizim onlara anayasa değişikliğini yeterince ifade edemediğimizi gösterir” dedi.)

Doğru söylüyor. Tabii ben bunu hep söyledim. Dedim ki yani sürekli evet evet diye afişlere gerek yok. Teknik açıklayın, milletimiz çok aklı başında dedim. Dünyanın parasını harcadılar. Ne gerek var? Teknik açıklayın. Makul insanlar topluluğu milletimiz. Anlatırsın ikna olur. Neyse artık olmuş bitmiş.

 

“O gerçekleşecek olanı sana bildiren nedir? Elbette gerçekleşecek olan” diyor Hakka Suresi. Hakikat diye geçiyor. Elbette gerçekleşecek olan hakikat sana bildiren nedir? İşte Hz Mehdi (as)’ın zuhuru, İsa Mesih’in zahir olması Kuran’da bu çok manidar böyle bir hükmün geçmesi. Hakka Suresi 2; Nedir o muhakkak gerçekleşecek olan?” Hakikat; nedir o hakikat diyor Allah. Ma; nedir? Elhakkatü. Şeytandan Allah’a sığınırım. “O büyük vaka nedir?” Diyor. “Vaat edilen” diyor. Mürselât Suresi 7. Ayet, “Şüphesiz, size vaadedilen gerçekleşecektir.” Mehdiyet’e işaret. İsa Mesih’e işaret.

 

1335 Tarihinin Sırrı

Tevrat’ta 1335 tarihi açıkça veriliyor, 1335 açıkça. Özel yer ayrılmış 1335’te diyor. Çok garip. Rus devrimi başlamış 1335’te. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kurulmuş. Roma’nın hanedanlığı 300 yıllık egemenliği sona ermiş. Kudüs Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmış Kudüs, Kudüs-ü Şerif. Amerika Birleşik Devletleri 1. Dünya Savaşı’na katılmış. Birleşik Krallık yani İngiltere Bağdat’ı ele geçiriyor. Anzaklarla yani İngiliz derin devletinin desteklediği diyelim Anzaklarla Osmanlı savaşa giriyor. Thomas Edward Lawrence liderliğindeki Araplar Akabe’yi ele geçiriyorlar. Ama Rus devriminin başlaması çok manidar. Ki deccaliyetin mühim bir atağı o. Ama Tevrat’a şaşırdım 1335 diye tarif etmesi. Ben şu ana kadar bir tek yerde rastladım. Onda da net tarih vermiş. Kudüs’ün ele geçirilmesi de,  Müslümanlardan alınıyor, Osmanlı’dan alınıyor 1335 diye açıkça tarih var.

 

Sevgisizlik Oldukça Yaygın. Farklı Düşünceden Partiden Olunca Birbirlerine Nefret Duyup Bunu Normal Karşılıyorlar. Bu Sevgisizlik Düzelecek

Türkiye’de sevgisizlik biraz yaygın. Yani MHP’li olursun suç olur. Adam bela olur çocuğuna. AK Partili olur, evlatlıktan reddeder. CHP’li olur evlatlıktan reddeder, nefret eder ailesi falan. Sevgisizlik yaygın. Kemal Kılıçdaroğlu’na akıl almaz laflar ediyorlar. Tayyip Hoca’ya. Sayın Bahçeli’ye. Görüyorsunuz, Bahçeli’ye MHP’liler bile çok çirkin laflar edenler var. Bu sevgisizlikten kaynaklanıyor. Buna itibar etmemek lazım. Bunların hep düzelecek. Resulullah (sav)’a da sevgi duymayanlar vardı, çok sevenler de vardı. Sen sevenlere bak. Bizim dostlarımıza bak. Onlar yeterli.

Sevgisizlere sevgiyi öğreteceğiz. Adama sor “kimi seviyor?” Hiç kimseyi sevmiyor zaten. Anasını sevmez. Babasını sevmez. Sorun adamlara “kimleri seviyor?” Nefret nefret nefret. Kendini de sevmiyor. O yüzden onların ne düşündüğü önemli değil. Ama genelinde Allah’a çok şükür sevenimiz çok fazla. Çok çok çok fazla. Ben dışarı da çıkıyorum, bakıyorum yani tahminimizin çok çok üstünde. Onlar bize yeter. Sevgisiz insan zaten Allah’ı da sevmiyor. Peygamber (sav)’i de sevmiyor. Babasını anasını da sevmiyor. Veyahut başka türlü adamın yolları.

 

(Başbakan Binali Yıldırım bugünkü konuşmasında şunları söyledi. “Bu halk oylamasının kaybedeni yoktur. Tercihi hayır olan yirmi üç milyon vatandaşımız da 16 Nisan’da kazanan olmuştur. Yüzde 81 evet diyen Bayburt da, yüzde 80 hayır diyen Tunceli de kazançlı çıkmıştır. Buradan ilan ediyorum. İstisnasız bütün vatandaşlarımızın hakkını korumak, siyasetimizin temel değerlerinden biri olmaya devam edecektir. Bir tek vatandaşımızın dahi kalbinin kırılmasına müsamaha göstermeyeceğiz. Eleştiriye daima açık olacağız.” Dedi.)

Çok güzel, çok güzel. Hep yatıştırıcı, sakinleştirici, tamir edici bu şekilde olması lazım. Gerginlik çok tehlikeli olur.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246486/sayin-adnan-oktarin-18-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246486/sayin-adnan-oktarin-18-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170415t_11.jpgTue, 25 Apr 2017 00:06:10 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 16 Nisan 2017

 

(Sandıkların yüze yakın kısmı açıldı. Resmi olmayan sonuçlara göre Türkiye genelinde evet yüzde 51.4, hayır yüzde 48.6. Türkiye’de 30 büyük şehirden 17’si hayır dedi. 13’ü evet dedi. İstanbul ve Ankara’da son anda hayır oyları öne geçti. İzmir’de büyük çoğunlukla hayır çıktı. Diğer yandan Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de beklenenin üstünde evet oyu çıktı. Ahmet Hakan gibi bazı gazeteciler evet oyuna MHP’den değil Kürtlerden destek gittiği yorumunda bulundular.)

İşte ben söylüyorum bak; modernliği ön plana alalım diyorum. Dekolteye saygı duyulsun. Dekolte ile kapalı hanımlar aynı görünümde sunulmaları gerekir. Gerçi Tayyip Hoca son anlarda ataklar yaptı öyle ama. Dekolte hanımları da çıkarttı fakat bu hakim bir düşünce olması lazım. Her yerde. Mecliste de her yerde de. Ve sanat çok ön plana alınması lazım. Kalite çok ön plana alınması lazım. Özellikle kalite çok hayati bir konu. Yani kalite yoksa hayat yoktur zaten. Onun etkisi. Bak tam dediğim gibi kıyı kentler dekolteye çok önem veriyorlar dedim. Dekolteye hükümet önem versin dedim. Değil mi? Dekolte karşıtlığı gibi görünen tavırlardan şiddetle kaçınmak lazım. Fiilen her iki hanım topluluğunu da desteklediğini hükümetin göstermesi lazım. Daha güçlü gösterilmesi gerekiyor. Tayyip Hoca tamam elinden geleni yapıyor benim gördüğüm son zamanlarda ama daha açık, daha sarih sanata, kaliteye, modernizme, modern hayata önem verildiğinin gösterilmesi lazım. Çünkü hayat modern. Peygamberimiz (sav) zamanının en moderniydi. En modern hayatı seçti.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan referandum sonuçları açıklandıktan sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Adeta yedi düvel saldırdı ama bütün bunlara karşı milletim bölünmedi, parçalanmadı. Bazı ülkelerde seçimler yüzde otuzlarla, yüzde kırklarla yapılıyor ama burada katılım yüzde seksenin üzerinde oldu. Şimdi aç tavuk kendisini buğday ambarında sanırmış. Bazı televizyonlarda bu neticeyi küçümsemeye gayret edenler var. Boşuna uğraşmayın. Atı alan Üsküdar’ı geçti haberiniz yok” dedi.)

Tabii, kanuni yönden tamam hukuki yönünden mesele hallolmuştur. Hayırlısı olsun. Bir de Allah’ın hükmü değil, nihayet anayasa istersek yine değiştiririz. Kaç defa değiştirdik. Bakarız bir kilitlenme olursa, bir rahatsız edici durum varsa yine değiştiririz. Yahut bir kısmını düzeltiriz. Dert değil yani.

 

Dün Suriye’de Raşidin’de tahliyeler sırasında bombalı saldırıda 92 kişi şehit oldu. 49’u çocuk. Dünyadan çıt yok. Niye? Çünkü kimyasal silahla değil bombayla öldürdükleri için, şehit ettikleri için normal karşılıyorlar. Eğer gazla şehit etselerdi bayağı olay çıkıyor. Ama bombayla “Tamam, bombayla parçalayarak o olur” diyor. Adamların ciğeri parçalanıyor, kafatası parçalanıyor, eli, yüzü, kolları kopuyor “Bu olur ama kimyasal silah olmaz” diyor. Böyle bir anormal açmaz ve mantık var. Ben söyledikten sonra uyandı insanlar. “Bu çok mantıksız” demeye başladılar. “Ne fark eder öyle de olsa böyle de olsa bu cinayet” demeye başladılar.

 

(Cumhurbaşkanımız ayrıca “MHP, Büyük Birlik Partisi ve HÜDAPAR’a gönül veren kardeşlerime teşekkür ediyorum” demiş konuşmasında.)

Evet. Onlar hakikaten çok cansiperane yardımcı oldular, desteklediler.

 

(Ayrıca Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza da verdikleri destek için özel teşekkür etmiş. “Güneydoğu Anadolu’daki tüm illerde on ile yirmi puanlık artışlar oldu. İnşaAllah bu sonuçlar ülkemizin önünde yeni bir dönemin başladığının müjdecisidir. Bu vatandaşlarımıza oylarını ülkenin birliğinden, bütünlüğünden ve kardeşlikten yana kullandıkları için şahsım adına teşekkür ediyorum.”)

Tabii ki bu oylar AK Parti oyu değil. Referandum oyu. Yani şimdi mesela büyük şehirlerde illerde oldu muhalefet ama seçim olsa yine AK Parti’ye oy verir büyük iller. Yani o yanlış anlaşılmaması lazım.

 

Bilinçaltlarında Modern Kaliteli Hayatı Beğeniyorlar, İlk Fırsatta Avrupa'ya Gitmeye Çalışıyorlar. Ama Israrla Kaliteden Uzak Duruyorlar

Halbuki Afrika’ya da kalite götürülebilir. Ama sorduğunda kaliteye karşı. Mesela Libya’ya gitsen desen ki; kadınlar dekolte olsun, müzik olsun, sanat olsun, heykeller, resimler. Hayır der, heykele tükürürüm, resme de tükürürüm, dekolte hanıma da saldırırım der adam veyahut karşı koyarım veyahut hakaret ederim veyahut tavır her ne çeşit gerekiyorsa onu yaparım der. Ama öyle bir ülkede yaşamak da istemiyorlar. Oradan da kurtulmak istiyorlar mesela hiçbir gelenekçi Ortodoks Müslüman, Müslüman ülkelere evladını göndermek istemiyor. Hep Avrupa’ya göndermek istiyor. Hem heykele tükürmek istiyor hem de göndermek istiyor. Böyle bir açmaz var. Yani demek ki bilinçaltlarında beğeniyorlar modern hayatı, kaliteli hayatı ama bilinç üstünde reddediyorlar.

 

Müslüman Ülkeleri Adeta Yeni Üretilen Silahların Deneme Sahası Olarak Kullanıyorlar. İslam Birliği Olmadığı İçin Oluk Oluk Kan Akıtıyorlar

Bütün bomba denemeleri Müslüman ülkelerde yapılıyor. Bomba imal eden şirketler hep uygulama alanı olarak Müslüman ülkeleri gösteriyor ve uygulama da oralarda yapılıyor. Adamlar mesela 16 milyon Dolarlık bomba yapıyorlar hemen gidip Afganistan’da deniyorlar. 16 milyon Dolar hemen o şirkete gidiyor para, adam da deneme yapmış oluyor. Ondan sonra seri üretime geçiyorlar. Bir bomba 16 milyon Dolar. Oluk oluk halktan para toplanıyor, adamlara veriliyor onlar da Müslümanların başına yağıyor İttihad-ı İslam olmadığı için.

 

(Başbakan Binali Yıldırım balkon konuşmasında şunları söyledi; “Bilmeyen öğrensin, duymayan duysun, bölücü hainler aklına koysun; kardeşiz, tek vücuduz ve tek bir milletiz, farklılıklarımızla bir bütünüz. Farklı fikirlerimiz, farklı düşüncelerimiz olacak ama birliğimizi, beraberliğimizi koruyacağız. Kimse kimseden üstün değil. Bizim nezdimizde öteki yoktur, beriki yoktur. Kimsenin kalbi kırık olmasın. Kutuplaştırıcı dilden kurtulacağız” dedi.)

Çok güzel konuşmuş. Hep isabetli ve güzel konuşuyor maşaAllah. Çok güzel o yatıştırıcı konuşma. Binali Hocam’ı tebrik ediyoruz. Konuşmaları çok candan oluyor, tam baba adam yani. Fakat Sayın Bahçeli’nin konuşmalarını çok çok beğeniyorum. Mükemmel yani hep heyecan dolu konuşmaları. 

 

Tayyip Hocam'ın En Çok Sevdiğim Sözlerinden Biri Bu: "Biz Efendi Olmaya Değil , Bu Millete Hizmetkar Olmaya Geldik"  

Tayyip Hocam’ın mesela çok güzel bu sözü; “Biz efendi olmaya değil bu millete hizmetkar olmaya geldik.” En çok sevdiğim sözlerden biri bu ve onun bu kadar oy toplamasının ana nedenlerinden biri bu. Ama bak rica ediyorum kardeşi olarak, modernizme çok önem versin. Bir şey olmaz. Gelenekçi Ortodoks Müslümanları biz zaten koruyup kollarız, her yerde saygı görürler. Ama modern kitleye, modern hayata çok ağırlıklı önem vermesi lazım hükümetin. Yani asıl hedef kitlesi onlar olması lazım. Ama bu arada da modern kitle rahat huzur içinde yaşarken gelenekçi Ortodoks kesime de en mükemmel hayatı sunmak lazım. Mesela İsrail’de öyle oluyor; hayat çok modern ama Ortodoks Müslümanları da bayağı iyi koruyor hükümet. Aynısını yapmamız lazım.

 

Demokratik Bir Ülkeyiz, Heyecanlanacak Kargaşa Çıkacak Bir Durum Yok. Türkiye Olgun Huzurlu Aklı Başında Olarak Devam Eder

Referandum sonucuna saygı göstermek lazım. Demokratik bir ülkeyiz ama dediğim gibi anayasadan eğer memnun olmazsak gerekirse değiştiririz. Yani heyecanlanacak, kargaşa çıkaracak bir durum yok. Her şey sakin, olağan yine devam edecektir. Türkiye’de değişen hiçbir şey olmaz. Yine olgun, yine aklı başında, yine sakin huzurlu bir hayat devam eder.

 

Hayat Kaliteli Ve Modern Olursa Gelenekçi Kardeşlerimiz De Daha Rahat Yaşarlar, Daha Huzurlu Olurlar. Sanatsız Hayat Ruhu Ve Heyecanı Öldürür

Hükümet sanatçıya, sanata çok önem versin. Sadece Ortodoks gelenekçi insanların huzur içinde olacağı bir ortam esas olmaması lazım. Çünkü bir süre sonra onlar da mutsuz olurlar. Onlar da Avrupa’ya gitmek istiyorlar, Amerika’ya gitmek istiyorlar. Mesela “Ben bittim, oğlumu kurtarayım bari” diyor oğlunu gönderiyor. Oğlunu oraya göndermesinin nedeni kendisinin yaşayamadığı hayatı oğlu yaşasın diye istiyor. Mesela birçok gelenekçi hocanın çocuğuna bakıyoruz ultra modernler. Hepsini Avrupa’ya gönderiyorlar. Çünkü asıl yaşamak istediği hayat o onların. Oğluyla bir fikir ayrılığı yok onun. O sadece artık kaptırmış kurtulamıyor sistemden. Halbuki hem modern hem dindar çok rahat olunabileceğini biz gösteriyoruz.

 

(“Sayın Adnan Oktar, Kuran’da dekolte var diye uygulamak gerekli mi?” sorusuna cevap)

Tabii ki. Yani özgürsün ve bu bir güzellikse, bu bir sanatsa tabii ki uygularsın. Mesela heykel helal olan bir şey, yapar uygularsın. Resim helal olan bir güzellik, yapar uygularsın. Güzel olan her şeyi uygulamak lazım. Mesela kadına dekolte çok yakışıyor. Bütün Avrupa’da kadınlar dekolte, çiçek gibiler. Avrupa’yı güzelleştiren kadınların güzelliğidir. Avrupa’nın evleri, çiçekleri değil Avrupa’yı güzel yapan. Avrupa’nın kadınları güzel yapıyor. Çok şık giyiniyor genç kızlar, filinta gibi adeta yarışıyorlar şıklıkta güzellikte, insanlar da can atıyor onlara bakmaktan zevk alıyor onların güzelliğinden ve saygıda, hürmette de kimse kusur etmiyor. Avrupa’da kimse bir kadına laf atamaz, kimse hakaret edemez. Dekolte bir hanıma kimse bir şey söylemez.

 

Allah Ülkemizin Önüne Çıkan Engelleri Kaldırsın, Fitneyi Bertaraf Etsin. Modern Sahabe Dönemi Gibi İslam'ın Yaşanmasını Hakim Kılsın

Allah, Türkiye’nin büyümesini nasip etsin. İttihad-ı İslam’ın öncüsü olmasını nasip etsin. Türklük alemini de birleştirsin Allah. Önümüze çıkan manileri Allah kaldırsın. Hayırla sarsın ülkemizi, bereketle sarsın, kardeşlik ruhunu pekiştirsin, sevgiyi yaysın, modern, sahabeler devrindeki gibi gerçek İslam’ın yaşanmasına Allah imkan versin, yol versin. Allah insanların kalbini açsın, kalplerine ferahlık versin. Ülkemizden Allah fitneyi kaldırsın.

 

Kaderde Türkiye'nin Sonu İyi Ve Güçlü Olacak, Zor Günlerden Geçsek Bile Sonuç Mükemmel Olacak İnşaAllah

Kaderde Türkiye’nin sonu çok iyi olacak ama çok badirelerden geçeceğiz, çok olaylar olacak, çok ürkütücü gibi görünen olaylar da olabilir ama sonuç mükemmel, pırıl pırıl ve aydınlık olacak. Allah’ın gözleri üzerimizde. Allah bizi duyuyor ve işitiyor. Şu anda burada Allah her yerdedir. Allah’ın olmadığı hiçbir yer yoktur. Her yerde bizi dinler, her yerde bizi izler ve her şeyi O yaratır. Biz kendimiz yapıyormuş gibi zannederiz. O da Allah’ın sanatıdır. Mesela hakikaten biz konuşuyormuşuz gibi oluyor. Allah konuşturur. Yani konuşmayı insanın yapabileceği takati yoktur.

 

Allah Ahirette Her Nimeti Soracak

(Hazır paketli meyveler ve yemiş fotoğrafları) İşte Allah bunları hep ahirette soracak. “Nimetten sorguya çekileceksiniz” diyor Allah. Hepsi sanat eseri, hepsi birbirinden güzel. Hepsinin özel bir dizaynı var. Hiçbiri birbirine benzemiyor. Her birinin tadı, kokusu ayrı ve bitkiye hiçbir faydası olmayan sadece insana faydası olan maddeler var içinde. Yani meyveyle bitkinin hiçbir işi yok. Çünkü düşse çürüyüp gider. Ama içinde mineral, vitamin, her şey var insan için faydalı olan. Protein, yağ ne arıyorsan.

 

Kültür Ayrı Vicdan Ayrı Bir Şeydir. İnsanlar Vicdanlarıyla Oy Veriyorlar.

Tabii ki evet diyenler de vicdanıyla oy veriyorlar, hayır diyenler de. Genel kültürle değil bu. Yani bilgiyle değil. Vicdanladır. Her vicdana saygı duymak lazım. Zaten bu ortalı bir konu yani elliye ellidir. Yani ortalama, insanların mesela bir kısmı öyle karar verebilir, bir kısmı da öyle karar verebilir. Çekinceleri olabilir, o da vicdanlı bir karar vermiştir o da vicdanlı bir karar vermiştir. Ama içinde tabii ahlaksız insanlar var bu oylamaların içine katılanların içinde, vicdansız insanlar var. Onlar bizi ilgilendirmez ama halkımızın genel topluluğu vicdanlıdır. Evetçiler de vicdanıyla oy verdi, hayırcılar da vicdanıyla oy verdi. Hepsine saygı duyuyoruz. Bilgilik bir şey yok onda. Çok basit bilgiyle bu anlaşılır. Yani dağdaki çobanın da anlayacağı bir konu bu.  

 

Tayyip Hocam'ın Tüm Ömrü Çileyle Geçti, Tüm Hayatı Gözümüzün Önünde. Kendisini Eleştirenlerin Çoğu Onun Çilesinin Binde Birini Çekemez

Cumhurbaşkanı’na bütün millet güveniyor ben niye güvenmeyeyim? Tertemiz mümin insan, bütün hayatı gözümüzün önünden geçti, ta çocukluğundan itibaren biliyoruz. Aslan gibi delikanlıydı bak yaşlı başlı bir insan oluştu. Bütün ömrü çileyle geçti. Gazinosu yok, pavyonu yok, eğlencesi yok, şunu yok bunu yok. Acayip zor onun hayatı. Dünyanın en zor hayatını o yaşıyor diyebilirim. Yani eğlenceli bir hayat değil o. Beğenmiyorsan git bir hafta sen onun görevini yap ben senin alnından öpeceğim. Bir hafta, çok değil yani. “Yarın başka biri gelse” başka birini Allah getirir. Tayyip Hoca’yı da Allah getirdi. Gidecekse Allah götürür. Geleni de yine Allah getirir yine Allah götürür. Sonrasında gelen kişi kötüye kullanırsa biz burada boşa mı duruyoruz? Görevinden alırız. Millet olarak alırız görevinden. Zor olmaz. Allah öyle bir şeye müsaade etmez. Türkiye’de hiçbir zaman için Allah haine müsaade etmedi. Hep hainlerin başı ezildi. Hiç gördünüz mü cumhuriyet tarihinde yahut Osmanlı tarihinde hainlerin kapısının açık olduğunu. Hep Allah mahvetmiştir hainleri. Öyle bir şey olmaz.

 

(Yüksek Seçim Kurulu Başkanı şöyle bir açıklama yaptı; “Bazı sandık kurulu üyelerinin seçmene oy pusulasıyla zarfını mühürlemeden verdikleri görülmüştür. Sandık pusulası mührü taşımayan oy ve zarflar dışarıdan getirildikleri ispat edilmeden geçerli kabul edilecektir. Çünkü bu seçmenin kusuru değildir. Bu uygulama daha önce de yapılmıştır” dedi. Sayın Kılıçdaroğlu da bu duruma itiraz ediyor. “Seçim Kurulu’nun 98. Maddesinde “Mühür olmayan zarflar geçersiz sayılır” diyor. YSK buna aykırı davranamaz” diyor ve bu durumun seçimin meşruiyetine gölge düşürdüğünü söylüyor Kılıçdaroğlu.)

Kanun hukuk ortada. Kanun hukuka uygun olan görünüm var. Yani ben çok detaylı incelemedim ama kanunsuz bir şey zaten hükümet yapamaz, yapılmasını da teşvik etmez. Daha önceki uygulaması varsa makuldür yani. Eğer değilse hukuki yönden ispat ederler açıklarlar mesele hallolur.

Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz zarfları kabul etmesi daha önce beş seçimde kabul edilmişti. Yani aynı uygulama bu altıncı kere uygulanmış oluyor. Garip olan bir durum yok. Ama yine de bakalım inceleyelim hukuksuz bir şey varsa düzeltiriz, düzeltilir fakat olmayan bir şeyi söylemekle olmaz.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246485/sayin-adnan-oktarin-16-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246485/sayin-adnan-oktarin-16-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170416t_06.jpgMon, 24 Apr 2017 23:55:39 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın 15 Nisan 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV; 15 Nisan 2017

 

Küfrün Aksine Müslüman Daima Estetik Olan, Güzel Olan, Kaliteli Olan Şeyden Zevk Alır

Küfür münasebetsiz olur. Lafını sözünü bilmez. İçi hep kin dolu olur. Nefret dolu olur. Bir türlü huzur oluşmaz. Saygı hürmet nedir bilmez. Laf sokma, eğeşme, iğrenç itici konuları espri konusu yapması. Bak dikkat edin, espri konusu olarak; iğrenç ve itici konular. Onlara kahkahalarla gülüyorlar. Müslüman daima estetik olan, güzel olan, kaliteli olan şeyden zevk alır.

 

Kanallarda Vahşet Görüntüleri Yerine İnsanlara Şefkat ve Merhameti Hatırlatacak Görüntülerin Gösterilmesi Gerekir

Annelerin yavrularına sevgisi acayip güzel bir görünüm veriyor. Yani insanın ruhunu çok şiddetli etkileyen, çok dinlendiren şahane güzellikler bunlar. Diğer kanallara bakıyorum hep vahşet yönünü gösteriyor, şefkat yönünü göstermiyorlar, bu çok büyük bir hata

 

Tebliğde Çocukla Çocuk Yaşlıyla Yaşlı Olursun, Karşındaki Kişiyle Uyum Sağlayacak Şekilde Olur Ve İslam'ı Öyle Anlatırsın

Tebliğde, çocukla çocuk olacaksın. Yaşlıyla, yaşlı olacaksın. Masonla, mason olursun. Tapınak şövalyesiyle, tapınak şövalyesi olursun. Dekolte hanımlarla, dekolte hanımlar aynı şekilde olması lazım. Mayolu bir hanıma, başörtüsüyle giderek İslam’ı anlatırsan olmaz. Mayolu bir hanımın yanına, mayolu bir hanım gider tebliğ yapar. Değil mi mesela, plajda mayoyla gider yanına oturur tebliğ yapar. Çok çok etkili olur. Ama uzun bir pardösü, başörtüyle gelirse, o kadın onu dinlemez. Büyük bir ihtimalle dinlemez. O yüzden tebliğ yapacak insanların bu hususlara çok dikkat etmesi gerektiği aşikar. Bu inceliği anlayamayan bazı insanlar, feryat figan bağırıp duruyorlar. Mason locasına nasıl tebliğ yapabilirsin mason olmadan? Oraya Kuran’ı nasıl sokabilirsin? Kitapları nasıl sokabilirsin? Tapınak şövalyelerinin binalarına, o kitaplar nasıl girer? Nasıl sohbet edebilirsin? Nasıl onların dostluğunu kazanabilirsin? Nasıl İslam’ı onlara yaklaştırabilirsin? Alt katlarda, bodrum katlarda, izbe yerlerde saklanmakla olmuyor bu şeyler. Anlatmakla oluyor. Anlatmak için de bunlar şart.

 

(İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı hazırladığı iddianamede, darbe girişimine TSK içindeki Gülen örgütü yapılanmasına mensup askerlerin tamamının katılmadığı, bir kısmının ikinci bir darbe girişimi için beklediği uyarısında bulundu.)

Olabilir, mümkün. Tatbikat yapılsın. Askerler uyarılsın. Polis uyarılsın. O gece, hatırlıyorsunuz yani çok şaşıran insan oldu. Tecrübesizce davrananlar oldu. Ama ustaca, akılcı davrananlar da oldu. O zaman askerin bilgilendirilmesi gerekir. Mesela tatbikata gidiyoruz diye götürüyorlar. Askerin sorma hürriyeti olsun “ne oluyor?” diye. “Halka ateş et” diyor. Bunun yasak olduğu ve çirkin olduğu askere öğretilmesi lazım. Polisin de hangi noktalarda, nasıl bunlara karşılık vermesi gerektiği, belediyenin ne yapması gerektiği, belediye araçları nasıl kullanılır? Diğer tesisler, diğer imkanlar nasıl kullanılır? Bunların hepsinin öğretilmesi lazım. Mesela adamların ilk planı, TÜRKSAT’a saldırıyorlar. Oraya buraya saldırıyorlar. O binaların bombadan etkilenmeyecek hale getirilmesi lazım. Yahut asker mesela farz edelim geliyor müdahale ediyor. Müdahale ettiğinde, başka yerden o müdahaleyi ortadan kaldıracak sistem kurulması lazım. Değil mi? Mesela adam çıkmış “darbe yaptık” diyor. O da çıkar başka birisi de aynı kanalda “bu yalan söylüyor” der. Batar adam. Biter yani.

 

(Hakkari Yüksekova’da yürütülen operasyon sırasında, üç askerimiz buz ve karanlığın etkisiyle uçurumdan düştü. İki askerimiz şehit düşerken, bir askerimiz hafif yaralı olarak tedavi altına alındı. Şehitlerimizden birinin fotoğrafı vardı.)

Binbaşım seni tebrik ediyoruz. Allah şehadetini makbul etsin. Bak akşam Resulullah (sav)’ın yanındasın, biz buradayız. Dünyanın şartları zor ama senin gittiğin yer güzel. Allah annene babana uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin. Şahadetini tekrar tebrik ediyorum. Allah mübarek etsin, kutlu etsin, makbul etsin, meşhur etsin, kabul etsin.

 

A9 TV, 15 Nisan 2017 Hoş Sohbetler

 

Peygamberimiz'in Vefatından Bu Yana Müslümanlar Mehdi'yi Beklemiştir. Bu Bekleyiş Müslümanlara Her Zaman Şevk Ve Heyecan Vermiştir

Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra Hz. Mehdi (as) beklenmiş. Mehdiyet, daima canlılık, aktivite veren, heyecan veren bir inanç olarak müminlere kuvveyi maneviyi takviye eden bir güç olmuş. Kuran’da da işaret var, çok fazla işaret var. Dolayısıyla Hz. Mehdi (as) karşıtlığı ancak deccalın işine yarar. İngiliz derin devletinin en rahatsız olduğu şey Mehdiyet. Mehdiyet telaş edilecek bir şey değil. Kaderde var diyoruz kaderde. Kaderi durdurmayacağına göre çırpınmanın alemi ne, değil mi? Kader ezici şekilde ilerler durduramazsın. Panik olmaya falan gerek yok.

 

Şeyh Nazım Hazretleri Mehdiyeti Sürekli Anlatır Ve Savunurdu. Sultanımız'ın Samimi Talebeleri De Şevkle Heyecanla Mehdi'yi Bekliyorlar

Şeyhimiz Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri, Mehdiyet’i sürekli gündemde tutardı. Allah hayatını bereketli kıldı. İnsanlar onu çok sevdi. Bak bütün onun şu an talebeleri yani ona bağlı halifeleri, diğer tabirle şeyhleri Mehdiyet’i hepsi savunuyorlar. Bir kısmı da acayip gocunuyor onlardan çok rahatsız oluyorlar. Şeyh Nazım Hocamız inayet altında, şeyhleri de inayet altındadır. Kimse hiçbir şey yapamaz. Zaten onların zirzoplara ihtiyacı yok. Basit akılsız adamlara ihtiyacı yok. Aklı başında adamlar onları daima destekler ve severler. Şeyh Ahmet Yasin Hocamız, Şeyh Mehmet Efendi başta olmak üzere, Şeyh Hişam Efendi, Şeyh Adnan Efendi hepsi birbirinden değerliler. Hepsi Hz. Mehdi (as) beklentisi içindeler. Hepsi nur gibi insanlar. Boş yere havanda su dövüyor Hz. Mehdi (as) karşıtları. Mehdiyet ilerliyor, hem bağıra bağıra kaçıyorlar ama Mehdiyet de sürekli ilerliyor. Yani selin önünden kaçan minik tavşanlar gibi. Sel ilerliyor onlar habire kaçıyor, bir yanda da arkaya dönüp bağırıyorlar “Mehdiyet yok” diye. Niye kaçıyorsun o zaman? Niye her gün bağırıyorsun?

 

Kuran'a Göre Gerekli Durumlarda Kadınlar Tesettür İçin Çarşaf Giyer Ancak Başörtüsü Yoktur. Kadın Gerekli Durumu Vicdanı Ve Aklıyla Belirler

Çok açık sarih bir konu. Hayret edilecek şey, farkına varmamış insanlar. Ama iyi niyetle farkına varmamışlar. Hadisi nasıl fark edemiyorlar o tabii çok mucize. Hurafe olduğunu, uydurma bir hadis olduğunu görmeleri gerekirdi ama görememişler. Çarşaf var net o. Ama başörtüsü diye bir şey yok Kuran’da. Kadınlar o devirde dekolteydi. Dışarı çıkarlarken fitne olmaması için üstlerine genişçe bir örtüyle örtüyorlardı bütün vücutlarını, dekolteleri içinde kalıyordu. Eve gelince de üstlerini çıkarıp dekolteleriyle kalıyorlardı. Dolayısıyla anlaşılmayacak bir yön yok. Bu yüzden milyonlarca kadın İslam’a yaklaşamadı. Gereksiz yere Müslümanlarla, İslam’la diğer insanlar arasında muazzam bir perde muazzam bir set oluşmuş oldu gereksiz yere.

 

(Washington Times “Türkiye yol ayrımında” başlıklı özel bir kapak dosyası yayınladı. Dergi, “Sayın Erdoğan için Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde terörizme destekten yargılanma yolu açılmalıdır” teklifi getirdi.)

Beklesinler. Gelip 83 milyonla mücadele etmeleri gerekiyor önce ondan sonra öyle bir şey olabilir. 

 

(Geçtiğimiz gün İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey yetkililer Kuzey Irak’ta Mesut Barzani’yle özel bir görüşme yaptı Adnan Bey. Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumu ve IŞİD’in konuşulduğu açıklanan toplantıda, İngilizlerle harita üzerinde yapılan çalışma basına yansıdı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın Ortadoğu ve Afrika’dan sorumlu Devlet Bakanı Tobias Martin Ellwood. İngiltere’nin Bağdat Büyükelçisi Frank Baker. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Dışişleri Bakanı Falah Mustafa Bakir ve Mesud Barzani toplantıdaydı.)

Ne anlatıyorlar? Yine kesip-biçiyorlar herhalde. “Şura sizin bura bizim” falan diye. Bu sefer o haritayı kabul etmeyeceğiz. Daha önce Abdülhamit devrinde falan hep kabul ettirmişler. Şimdi haritayı katlayıp ceplerine koyacağız, evlerine göndereceğiz.

 

İran Kardeş Ülkedir, Dosttur. Şiiler Bizim Can Kardeşimizdir. Müslümanların Kardeş Olması Allah'ın Hükmüdür

Ayetullah Ali Hamaney, Azerbaycan Türk’üdür. Çok fazla öyle Ayetullah, komutanlar, işte hava, kara, deniz hep Türk asıllıdır İran’da. Ve çoğu da Sünni’dir. İran kardeş ülkedir, dosttur, onlar bizim canımız.

 

Tebliğ Yapacak İnsanın Akılcı Olması Gerekir. Bu İnceliği Anlamayan İnsanlar Tebliğ Yöntemlerimizdeki Hikmetleri De Anlamıyorlar

Masona tebliğ yapmak için mason olursun. Tapınak Şövalyesine tebliğ yapmak için Tapınak Şövalyesi olursun. Rotaryenlere tebliğ yapmak için rotaryen olursun. Sosyeteye tebliğ yapmak için onlar gibi bir hayat yaşarsın. Adama gidip sen çarşafla, sarıkla cübbeyle İslam’ı anlatmaya kalkarsan senden kaçar. Ama dekolte kıyafet giymiş bir hanıma sen dekolte bir hanımla İslam’ı anlatırsan o ürkmez ve tedirgin olmaz. Ama dekolte bir hanıma sen gidip çarşafla veyahut başörtüsüyle anlatırsan daha baştan seninle konuşmaz. Bunu düşünmedikleri için kendilerince bir şeyler anlatıyorlar ama yanlış üslupları.

]]>
http://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246484/sayin-adnan-oktarin-15-nisanhttp://pkkyacozum.com/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/246484/sayin-adnan-oktarin-15-nisanhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170415t_10.jpgMon, 24 Apr 2017 23:45:15 +0300